Buldum Buldum

Buldum Buldum

Buldum Buldum

Temel bi gün roman yazmaya karar vermiş ve orhan pamuk’un yanına gitmiş.
orhan pamuk temele;
– ”bak romanda başlık çok önemli 1. si bi bilinmeyen olmalı 2. si fransız kültüründen bişey olmalı ve 3.sü cinsellik olmalı” demiş. temel 3 gün sonra;
– ”orhan abi buldum buldum” diyerek Orhan’ın yanına gelmiş ve;

– ”Kontesi Kim mikti” der orhan pamuk’da;
– ”süper ama ben sana bişey söylemiyi unutmuşum biraz da başlıkta dinsel bişey olmalı” demiş.
temel 3 gün daha düşündükten sonra;
– ”orhan abi buldum buldum” demiş.
– ”Alla Allaaaaah Kontesi Kim mikti”.

BONUS FIKRA

GAZETECİ

Ülkede kriz olunca, iki genç Türk gazeteci yurt dışına çıkmış.

Birkaç hafta barlarda zaman geçirip, hayatın tadını çıkaran iki kafadar, paraları bitince, iş aramaya başlamışlar.

Bir gün, iki gün, bir hafta, iki hafta derken, iş bulma ümitleri iyice kırılan Türk gazeteciler “Çiftlikte çalışacak işçi aranıyor” diye bir ilan görünce, hemen koşarak gitmişler.

Çiftlik sahibi, bunları tepeden tırnağa şöyle bir süzdükten sonra ellerine birer kürek tutuşturmuş, büyükçe bir ahırın kapısına götürmüş ve demiş ki:

– Bu ahırdaki gübreyi, 50 metre ilerideki kuyuya taşımanızı istiyorum.

Bu iş için size her çalışma saati için 5 Euro ücret, günde üç öğün yemek ve yatacak yer de veririm.

Umutsuzluktan umuda ulaşan bizim genç gazeteciler, bir haftalik işi iki günde bitirivermişler.

Ahır pırıl pırıl olmuş. Bizimkilerin çalışmalarından son derece memnun olan çiftlik sahibinin ağzı kulaklarındaymış ve çiftlikte sürekli iş önermiş.

Bizimkiler, bir daha sokaklara düşmemek için kabul etmişler.

Adam, bu sefer onları bir tavuk çiftligine götürmüş.

Makinenin başına gelmişler ve patron işin nasıl yapılacağını anlatmaya başlamış:

– Size basit bir iş vereceğim çocuklar, şu düğmeye basın, yürüyen bant çalışmaya başlar.

Önünüzde iki kutu var; iri yumurtaları sağ taraftaki kutuya, küçük yumurtaları sol taraftaki kutuya koyacaksınız.

Yumurta kutuları dolunca, bantlayıp ait oldukları kolilere yerleştireceksiniz.

Çiftlik sahibi işi tarif ettikten sonra çekip gitmiş.

Bizimkiler de makinenin birer tarafına geçmişler ve düğmeye basmışlar.

Yürüyen bant çalışmaya başlamış, önlerine gelen bir yumurtayı gören iki gazeteci başlamış tartışmaya:

– Bu yumurta büyük.

– Hayır, bu yumurta küçük.

– Yahu sen benden daha mı iyi bileceksin? Bu yumurta büyük işte!..

– Hadi be sende!.. Küçük işte!..

Bunlar tartışırken, yumurta bandı akmaya devam etmiş ve yumurtalar çöp tenekesine düşmeye başlamış.

Tam o sırada yanlarından geçen çiftlik sahibi bakmış ki; onlarca yumurta boşa giderken, bizimkiler hâlâ ellerindeki bir yumurtayı tartışıyormuş.

Telâşla koşup bandı durduran çiftlik sahibi öfkeyle sormuş:

– Ne yapıyorsunuz?

Gençler şaşkın şaşkın bakınca, iyice sinirlenmiş ve tekrar sormuş:

– Siz Türkiye’de ne iş yapıyordunuz?

Bizimkiler cevap vermiş:

– Gazeteciydik!..

– Gazeteci olduğunuz belli oluyor; birbirinizle tartışmayı çok iyi beceriyorsunuz ama, iyiyle kötüyü ayırt etmeyi bir türlü beceremiyorsunuz!.

İleri Teknoloji

Babası çocuğuna güzel bir iş kurmak için paçaları sıvamış.

Ancak oğlu salak olduğu için hiç bir işi beceremiyormuş.

Babası ona ne iş bulduysa hepsini eline yüzüne bulaştırıp berbat etmiş.

En sonunda babası tam otomatik bir sosis fabrikası kurdurmuş.

Çocuğunu elinden tutup bari iş öğrensin diye hemen fabrikadaki bir sosis makinesinin başına götürmüş.

“Bak oğlum” demiş. “Buradan öküzü yolluyorsun, diğer taraftan sosis olarak çıkıyor. Bu kadar basit işte, anladın mı?”

Çocuk babasının yüzüne salak salak bakıp

“Peki baba, buradan sosisi koysak öteki taraftan öküz olarak çıkar mı?” diye merakla sorunca, babası hemen cevaplamış:

“Maalesef evladım, o teknoloji bir tek senin ananda var.”

Gazeteci

Genç bir gazeteci bir trafik kazası haberi alır, hemen olay yerine gider.

Ahali kazazedenin başına toplanmıştır.

Kurnaz gazeteci bir kaç fotoğraf çekmek istemektedir.

Fakat ahaliden dolayı kazazedenin başına gitmesi olanaksızdır.

Sonunda aklına kurnazca bir fikir gelir.

Yüksek sesle ağlayarak ve bağırarak ;

çekilin o benim babamdı !!!o benim hayatta en sevdiğim kişiydi demeye başlar …

Tabi ki halk bu zavallı çocuğa yol verir bu sırada gazeteci çocuk ne kadar akıllı olduğunu düşünmektedir.

En sonunda kazazedenin başına gider makinesini hazırlar ve yerde ölü bir şekilde yatan eşeği görür

Aptal Adam

Bir müşteri bankasına gider ve banka çalışanına:

“İkinci bir kredi kartı istiyorum, seni Aptal Adam! der”

Banka çalışanı: “Pardon anlıyamadım?”

Müşteri tekrar: “İkinci bir kredi kartı istiyorum, seni Aptal Adam!”

Banka çalışanı: Bir saniye lütfen diyerek müdürüne gider ve:

“İçeride bir müşteri var bana sürekli İkinci bir kredi kartı istiyorum, seni Aptal Adam!” diye hakaret ediyor der.

Müdür: Hesabında ne kadar var diye sorar?

Banka çalışanı : 2 Milyon TL

Müdür: O zaman şu adama derhal ikinici kredi kartını ver seni Aptal Adam!!!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER