Ne kadar kokoreç yemek lazım?

Kokoreç hakkında konuşan Doç. Dr. Yavuz Dizdar, ülkemizin çok sevilen sokak lezzetini doğal aşıya benzetti, öve öve bitiremedi.

Ne kadar kokoreç yemek lazım?

Sözcü’den Nazan Doğaner Halıcı’ya açıklamalar yapan Doç. Dr. Yavuz Dizdar, kokoreç hakkında konuştu, sevilen sokak lezzetini doğal aşıya benzetti.

Kokoreçe doğal aşı benzetmesi yapan Onkolog Dr. Yavuz Dizdar, “Bu çok kıymetli sakatatı yediğinizde hayvanın hazır bağışıklık repertuvarını kendinize aktarırsınız dedi ve şunları söyledi:

Sevilen sokak lezzetlerinden biri olan kokoreç, kimilerine göre sağlıksız bir yiyecek. Oysa o kadar faydalı ki… Peki sağlığa ne gibi katkıları var? Evde de yapılabilir mi? Ne kadar yemek lazım? Kolesterolü yükseltir mi? Çocuklar için de yararlı mı? İşte tüm bu sorulara Yavuz Hoca’nın verdiği yanıtlar…

Kokoreç ve işkembe arasındaki fark ne?

Sakatatın besleyici özelliğinin iki nedeni var. Birincisi hayvanın en kıymetli kısmını yiyorsunuz. Mesela karaciğer doğrudan besin deposudur. İş mikroorganizma transferine gelince bunun karşılığı işkembe ve kokoreçtir. Ama kokoreçin bir üstünlüğü daha var. Malum hayvanın bağırsaklarından yapılır ama bağırsakların uykuluk gibi bezlere sarılmasıyla hazırlanır.

Uykuluk bizde göğüs kafesinin içinde bulunuyor ve bağışıklık sisteminin orkestra şefi… Hayvanda da batın içinde uykuluk benzeri organlar var, çöz ya da fındık adı veriliyor. Bunlar hazır aşı kaynaklarıdır, zira bizim kendimizi savunmamız gereken mikroplar aslında hayvanlar için de bir tehdit…

Kokoreç ağızdan alınan bir aşıya benzetilebilir mi?

Evet, çok iyi bir benzetme… Nitekim çocuk felci aşısı da ağızdan alınıyor. Dolayısıyla kokoreç yediğinizde hayvanın hazırlanmış bağışıklık repertuvarını kendinize aktarıyorsunuz. Ama bunun için özellikle uykuluğa sarılmış olması gerekir. Çok fazla talep olunca ve yöntemi de bilmiyorlarsa kokoreçin ortasına yağ dolduruyorlar.

Bu yağ iç yağı, aynı kaliteyi vermez. Bir de elbette pişirme usulü önemli, o nedenle kokoreç pek evde yapılabilecek bir şey değil. Ateşin üzerinde yavaş yavaş döndürülerek tandır biçiminde pişiriliyor.

Adı da buradan gelmiş “dönerek pişen” anlamında… Ağır ateş üzerine işliyor ama merkezdeki uykuluğu tamamen öldürmüyor. Bu sırada kurumasını önleyen yağın önemli bir kısmı da akıyor. Yağın bir kısmının ise kalması lazım, yoksa kokoreç zaten çok kuru olur.

Kuzu mu daha iyi dana mı?

Kuzu kokoreç özeldir ama her yerde bulma şansımız yok. Balık Pazarı’nda hazırlanmış kuzu kokoreç satılıyor ama bu fırın ateşi ister. Kuzu kokoreç bulursanız çok yağlı olmadığından evde uzun süre fırınlayıp da yapabilirsiniz. Marketlerde satılan dilim kokoreçler var ancak evde yapmaya ne kadar uygun olduğunu denemediğim için bilmiyorum.

Kokoreç aslında bir sokak lezzetidir, sizin bunu ev koşullarında layıkıyla hazırlamanız o kadar kolay değil. En iyisi bir akşam yemeği olarak dışarıda yemeniz. Beri yandan geçerken canınız çektiyse de elbette çeyrek kokoreç şahane seçenektir.

Kokoreç mutlu ediyor mu?

Bu kesinlikle doğru görünüyor. Çünkü bağırsaklarda çok miktarda serotonin (mutluluk hormonu) var. Bu halka yapısında olan özel bir bileşik, insanda sentezlenemediğinden temel bileşiğin dışarıdan alınmasını gerektiriyor. Kokoreç ise özellikle serotoninden zengin ve pişirme yönteminden etkilenir görünmüyor.

Zira parçalanması için gereken sıcaklık çok daha yüksek, tandır ateşinde bir şey olmuyor. Biraz çikolata örneğine benzer, alınca mutlu oluyorsunuz.

Çocuklar kokoreç yiyebilir mi?

Elbette yer. Ergenliğe adım atarken ortaya çıkan değişiklikler mikroorganizmaların da adapte olmasını gerektiriyor. Kokoreç zaten çok lezzetlidir. Beri yandan kekik, pul biber gibi unsurlar da isteğe göre bu lezzeti pekiştirir. Bir süre et yemeyeyim dedim, inanın eti aramadım. Kırılma noktasını ise kokoreç gereksinimi oluşturdu.

Kokoreç kolesterolü yükseltir mi?

Kokoreç denince kolesterol çekincesi ortaya çıkıyor… Ancak bu biraz çarpıtılmış ya da yanlış değerlendirilmiş bir algı. Kolesterol vücudun temel yapı taşlarından biridir. Hormonlardan tutun hücre duvarına kadar pek çok şey kolesterolden yapılıyor. Vücut kendi kolesterolünü kendi de sentezleyebiliyor. Tamam, aşırıya kaçmayın ama haftada bir kokoreç yiyerek kolesterol seviyelerinizi kalıcı olarak artıramazsınız.

Bilakis aralıklı yerseniz vücut kendi sentezini ihtiyaç olmadığından azaltabilir. Nitekim kolesterol düşürücü ilaca başlandığında da kolesterol önce artırıyor, denemeyle vakidir. Her şey denge meselesi, abartıya kaçmayın, vücut kendini düzenler. Öte yandan kokoreçi çok yiyip, kilo alan kimse de görmedim. Bu gıda canlıdır, kendi metabolizmasını kendi sağlar. Vücudu uyandırarak, enerji yakma hızını artırır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER