Ekrem İmamoğlu, İBB'nin mali tablosunu açıkladı

23 Haziran'da bir kez daha İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu başkanlığında belediyenin ilk meclis toplantısı yapıldı. Belediyenin 2 yıldır borçlarını ödemek için gayrimenkullerini satmaya başladığını söyleyen İmamoğlu, "Artık borçların ötelenecek hali de kalmamıştır" dedi.

Ekrem İmamoğlu, İBB'nin mali tablosunu açıkladı

23 Haziran'da bir kez daha İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu başkanlığında belediyenin ilk meclis toplantısı yapıldı. Belediyenin 2 yıldır borçlarını ödemek için gayrimenkullerini satmaya başladığını söyleyen İmamoğlu, "Artık borçların ötelenecek hali de kalmamıştır" dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun inisiyatifiyle 31 Mart seçimleri sonrasında canlı yayınlanmaya başlayan İBB Meclisi toplantılarının temmuz ayı birleşimi bugün gerçekleştirildi.

Toplantı İBB Başkanı İmamoğlu'nun açılış konuşması ile başladı. İmamoğlu temmuz ayında ölenleri andığı konuşmasının ardından sözü AK Parti adına Grup Başkanı Tevfik Göksu'ya verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB'nin mali tablosunu açıkladı. İmamoğlu, belediyenin ve bağlı şirketlerinin tüm hesapları ile ilgili mevcut finansal duruma dair bilgiyer paylaştı, planlanan bütçeye göre gelirler ile giderler arasında 3.2 milyar TL'lik fark bulunduğunu belirtti. 

Yatırımları "batırım" olarak niteleyen İmamoğlu, "An itibariyle fiilen 7,2 milyar olan gelir-gider farkı, önceden alınmış olan kredilerin ödemesiyle birlikte ise 9,8 milyara kadar çıkmaktadır." dedi.  

İBB Meclisi'nde konuşan İmamoğlu ortaya koyduğu tablo ile ilgili çözüm yöntemleri arasında ilk olarak nakit akışının düzeltilmesi için acil kredi bulunacağını belirtti.

İmamoğlu şunları söyledi; 

"Gördüğüm manzara tüyler ürpertici. Sizlere bugün bu ürperitici durumu, yani nasıl bir İBB devraldığımızı anlatmak istiyorum. Büyükşehir Belediye Meclisi'nin onayladığı bütçe, gerçek gelirler ve gerçek ihtiyaçlara göre yapılmış bir bütçe değildir. Planlanan bütçeye göre gelirlerle giderler arasında eski parayla 3.2 katrilyon liralık, yeni parayla 3.2 milyar liralık fark vardır. Paranın, emeğin, üretimin, hak ederek kazanmanın önemini, değerini bilen hiç kimse, kendi bütçesini bu anlayışla yapmaz. Bu, sırtını merkezi hükümete yaslamanın, sorgulanmadığını bilmenin rahatlığı içinde hazırlanmış, tam bir mirasyedi bütçesidir. Ne beklenen gelirler gerçekçidir, ne giderler. "Bütçe açığı olursa olsun, bir yolunu bulur idare ederiz" mantığı hakimdir. Bütçe yapılırken 7-8 milyarlık bir fon bulunması öngörülmüş, ancak bu yıl içinde herhangi bir kredi ya da fon yoluyla borçlanmaya gidilmemiştir. İş bilmeyen, çalışmaya gönlü olmayan mirasyediler dışında, koca İstanbul'da, hatta bütün Türkiye'de, kendi bütçesini böyle yönetecek tek bir iş insanı, tek bir Allahın kulu bulamazsınız. Ödemelerde hiçbir gerçekçi öncelik gözetilmemiştir. Kasada vergi ve maaşlar için para bırakmak gerekirken, belediyeyle iş yapmış kişilerin geçmişe dair borçlarını kapamak öncelenmiştir. Bütçeyi yöneten aklın ve ahlakın, 16 milyon İstanbulluyu öncelemediği apaçık ortadadır.

Planlanan bütçede gelir gider farkı 3,2 milyar lira olsa da, toplam gelirlerin ilk altı ayda planlanandan 2 milyar lira daha az gerçekleşmiş durumda. 4 milyar TL’lik gelir kaybına karşılık giderleri düşürmek amacıyla hiçbir çalışma yapılmamış olduğu için giderlerde bir gerileme olmayacak. Bu nedenle bütçe açığımız an itibariyle 7,2 milyar liradan az değildir. İstanbul Belediyesi'nin gelirleri ve giderleri arasındaki fark, 2008 krizinde bile bu kadar açılmamıştı. Bir kamu kurumunun gelir ve giderleri arasında bu kadar büyük bir uçurum oluşursa, o uçuruma herkesten önce vatandaşlar düşer, dar ve sabit gelirliler düşer. Doğacak kriz bütün ülkeyi etkiler. Yaratılan gelir - gider uçurumu nedeniyle böyle bir riskin eşiğindeyiz."

İmamoğlu: Dengesizliğin nedeni israf düzeni ve seçim ekonomisi

İBB Başkanı İmamoğlu İBB Meclisi'nde yaptığı konuşmada belediyenin gelirleri artmadığı halde giderlerinin bu kadar ölçüsüz olmasının ardında yatan nedenin israf düzeni ve seçim ekonomisi olduğunu söyledi. 

İmamoğlu şöyle devam etti; 

"Belediyedeki mevcut israf düzeninden nemalanan bir avuç insanın çıkarı gözetilmiştir. Onların sürekli artan talepleri karşılanmaya çalışılmıştır. Son yıllarda, ülkenin sürekli bir seçim atmosferi içerisinde olması nedeniyle, makro ekonomik gerçekleri ve dengeleri hiçe sayarak "seçim ekonomisi" uygulayan hükümet, bunun bedelinin önemli bir bölümünü de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yıkmıştır. İBB yönetimi de, seçim zamanlarında mevcut hükümeti korumak istemiş, ekonomik krizi yönetemeyen hükümetin daha fazla zorlanmaması için, yükü vatandaşın sırtına yüklemiştir. An itibariyle fiilen 7,2 milyar olan gelir-gider farkı, önceden alınmış olan kredilerin ödemesiyle birlikte ise 9,8 milyara kadar çıkmaktadır. Ayrıca, ülkedeki enflasyonist ortam, gelir gider dengesizliğini daha da ağırlaştırıcı bir etki yaratmaktadır. Çünkü enflasyonist ortamda, diğer gelirler gibi, kamunun vergi gelirleri de düşer ve kurdaki artış sebebiyle de giderleri artar. Ekonominin bu en basit, en temel gerçekleri bile dikkate alınmadan yapılan bir bütçe var karşımızda. İBB yönetimi işin bu boyutuyla hiç ilgilenmemiş, hem Belediyeye gelir getirecek, hem de vatandaşın hayatını kolaylaştıracak yatırımları tamamlamaya öncelik vermek yerine, bir avuç insanı, israf düzenini daha da mutlu edecek işlere öncelik vermiştir.

Yatırım değil batırım yapmışlar

İmamoğlu, 2015'ten bu yana İBB gelirlerinde hiçbir şekilde artış yaşanmadığını ancak belediyenin ortadaki tabloya karşın yatırıma yöneldiğini söyledi. İmamoğlu, yapılan yatırımları "batırım" olarak niteledi:

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER