Tamam Vakit Doldu

Tamam Vakit Doldu

Tamam Vakit Doldu

Ünlü İtalyan babası Donetelli ölmek üzere olduğu günde bütün ailesinin odasından çıkmasını ve büyük oğluyla yalnız kalmak istediğini söylemiş.
Büyük oğluyla başbaşa kalan Donetelli
yastığın altından çıkardığı gümüş 24’lük tabancayı miras olarak
vermek istemiş.
Zıpır bir ruha sahip oğlu;
-Baba bilirsin ben silah filan sevmem, sen en iyisi bana rolex
saatini bırak.
Donatelli;
-Bak oğlum, yarın bir gün evleneceksin güzel bir karın, çocukların,
emrinde çalışan yüzlerce adamın, paran herşeyin olacak. Oldu ki
bir gün karını yatakta başka bir adamla yakaladın, saatini
gösterip “tamam vakit doldu!” mu diyeceksin?

BONUS FIKRA

Temel ile Dursun hararetli bir şekilde iddialaşırlar. Temel:

“Ula Dursun ha pen pu pinanun çatusundan pi pardak suya paluklama dalarum daa.”

Dursun:

“Nah dalarsun ula imkanu yoktur”

Vardır yoktur bir milyarına iddiaya girer kafadarlar.

Temel gider bir bardak su getirir ve kaldırıma koyar.

“İyi izle ula” der “Nasul dalaçam hamsi cıbı” Dursun ise hala Temel’i umursamamakta, dalgasını geçmektedir.

Temel çatıya çıkar Dursun’a seslenir:

“Ula Dursun iyi izleyesun ha çeleyrum!” ve kendini boşluğa bırakır.

Tam yere üç beş metre kala Dursun yerdeki bardağa bir tekme sallar:

“Geber ula ipne Temel”

Beni Gördün mü?

soyguncunun biri bir bankaya girmiş. çekmiş silahını havaya ateş etmiş. herkesin yere yatmasını istemiş.

kasalardaki paraları toplamış ve kapıya doğru yönelmiş. tam çıkacakken ordaki bir adama sormuş:

-”beni gördün mü?”

-adam şaşkınlıkla ”evet gördüm.” deyince çekmiş tabancasını adamı alnından vurmuş.

tam tekrar kapıya hamle etmiş ki; kapının yanında bir karı koca duruyor.

adama sormuş:

-”beni gördün mü?”

-adam gayet soğukkanlı bir şekilde yanıtlamış:

”valla ben hiçbir şey görmedim, ama benim hanım gördü herhalde.

Babam öyle demiyor

Konuklar gittikten sonra annesi kaşlarını çattı:

– Bugün beni çok utandırdın Osman.

– Neden anneciğim?

– Sana kaç kez söyledim, “Eve konuk gelince insan oturduğu yerden kalkıp hoş geldiniz der, el sıkar, gelenlere yer gösterir.” dedim.

Sen koşup baş köşeye kuruluyor, bir daha yerinden kalkmıyorsun.

– Ama babam öyle demiyor.

– Ne diyor?

– “Osman” diyor, “konuklar gelince hemen koşup kanepenin sağ yanına otur.” diyor.

“Kanepenin kumaşı yırtılmış, annen de bir türlü dikemiyor. Kimseye mahcup olmayalım.”

Spagetti

Özel muyenehanesinde hizmet veren evli bir doktor, hemşiresi ile yakınlaşmaya başlar.

Bu yakınlaşma giderek arkadaşlığa, sevgililiğe sonrasında da kaçamak buluşmalara dönüşür.

Bir müddet sonra hemşire doktora hamile olduğunu söyler.

Doktor bu olayı karısından gizlemek istediğinden; hemşireye bir miktar para verir ve İtalya’ya gidip, çocuk doğana kadar orada kalmasını ister.

Hemşire sorar:

– Bebeğimiz doğduğunda haber vermemi ister misin?

Doktor:

– Bebek doğunca bana hemen bir kart gönder. Arkasına “spagetti” diye yaz. Bu bizim şifremiz olsun.

Hemşire parayı alıp uçağa biner ve İtalya’nın yolunu tutar…

Altı ay kadar sonra, bir gün doktorun karısı telefon eder.

“Hayatım bu gün postadan senin adına İtalya’dan gönderilmiş ilginç bir kart geldi.

Fakat ben pek anlam veremedim.” der.

Doktor hemen kartın doğum haberi anlamına geldiğini anlayıp;

“Eve gelince bakarım hayatım, şimdi hastam bekliyor.” deyip telefonu kapatır.

Akşam da neşe içinde evin yolunu tutar.

Doktor eve geldiğinde karısı ona kartı verir. Kartı okuyan doktor, ani bir kalp kriziyle olduğu yere yığılır.

Acil yardım ekibinin gelip, ilk müdehaleyi yapar.

Doktor durumu biraz düzelmiş halde, ambulansla hastaneye götürülürken; elinde bir kartı sıkı sıkıya tuttuğu farkedilir.

Acil yardım personeli doktorun elindeki kartı güçlükle alır ve ister istemez okur:

“Spagetti! Spagetti! Spagetti! Spagetti! İki sosisli, iki sade!…”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER