Soyadım ne benim

Soyadım ne benim

Soyadım ne benim

Tabura yeni bir komutan gelmiş ve askerleri toplayarak bir konuşma
yapacağını belirtmiş. Bütün askerler toplanmışlar ve komutan başlamış konuşmaya :
“Bugün tanışmak için sizleri buraya topladım. Benim adım Ahmet,
soyadım Kırç. Tekrar ediyorum, Kırç. Arada R var. Sakın ola diliniz sürçmesin çok fena yaparım.

Herkes iyice ezberlesin hata istemem !”
Askerler dağılmışlar ve herkes “Arada R var, arada R var” diye içinden ezbere koyulmuş.

Komutan ise bu konuda ne kadar hassas olduğunu göstermek için sağda solda gördüğü askere soruyormuş :
– Sen !
– Emredin komutanım!
– Soyadım ne benim ?!
– Kırç komutanım.
– Aferin ! İşinin başına !
Komutan böyle böyle hergün bir kaç kere soyadını soruyor ancak kimse
şaşırmıyormuş. Temel ise bu konuda çok sancılıymış. Ya bir gün piyango
kendisine çıkarsa ve şaşırırsa diye daralıp dururmuş.

Nihayet bir gün tören esnasında komutan aniden arkasına dönmüş ve Temel’i işaret ederek :
– Sen ! Soyadım ne benim ?!
Temel heyecandan konuşamıyor, nutku tutulmuş.

Yaprak gibi sallanmaya başlamış. Komutan gayet sinirli
– Sana söylüyorum, cevap ver, asabımı bozma !
Hemen arkasındaki arkadaşı bakmış Temel’in başı belaya girecek hemen
fısıldamış :
– Arada R var, arada R var…
Bunun üzerine Temel rahatlamış ve cevap vermiş :
– Gört !!!

BONUS FIKRA

Temel parkta oturmuş sigarasını keyifli keyifli içiyormuş.

Bankta yer bulamayan bir adam gelmiş yanına oturmuş.

Ama Temelin sigara içmesinden çok rahatsız olmuş.

Adam dayanamayarak Temel’e sormuş;

─ Kardeş kaç yıldır sigara kullanıyorsun?

─ 30 yıldır kullanayrum hemşerum, demiş Temel.

─ Kardeş 30 yıldır sigara için verdiğin parayla şu karşıdaki villa ile onun önündeki son model arabayı alabilirdin! demiş adam.

Bu defa sorma sırası Temel’e gelmiş;

─ Sen sigara içeymisun hemşerum?

─ Hayır hiç içmedim, diye cevap vermiş adam.

─ Peki şu karşıdaki villa ile önündeki araba senin mi? diye sormuş bu defa Temel.

─ Hayır, benim değil, demiş adam.

─ O zaman ne konuşaysun hemşerum, demiş Temel. O ev de araba da penum

Berber

berbere gelen rahip saçlarını kestirir. berbere teşekkür eder ve borcunu sorar…..

berber:

– “siz kutsal bir insansınız. sizden nasıl para alırım. sizi tıraş etmek benim için şereftir.”

rahip tekrar teşekkür eder ve gider. berber ertesi sabah dükkanı açmaya geldiğinde kapısında 5 altın lira bulur.

bir kaç gün sonra bir budist rahip gelir dükkana. saçlarını kestirir, borcunu sorar.

berber:

– “siz ruhani bir lidersiniz. sizden nasıl para alırım. sizi tıraş etmek benim için şereftir.”

budist rahip teşekkür eder gider. berber ertesi sabah dükkanı açmaya geldiğinde kapısında 5 yakut bulur.

ertesi hafta bir imam girer dükkandan içeri. saçını kestirir ve elini cüzdanına atar.

berber:

– “sakın ha” der.. “siz bir inanç adamısınız.. sizden nasıl para alırım? dükkanıma ve bana şeref verdiniz.. güle güle gidin..”

imam gider.

berber ertesi sabah dükkanı açmaya gelir, bakar ki; kapıda 5 imam vardır.

Rahip

çok zengin bir adam bütün malını, mülkünü satıp budist olmak için hindistan’a gider. rahiplerin bulunduğu inzivai dağa çıkar.

dört metrekare tahta bir kulübede kalacaktır.

üzeri otlarla beslenmiş tahta bir yatağı vardır ve günde küçük bir kap pirinç lapasıyla beslenecektir.

her günü aynı, 5 yıl geçer.

bir gün, baş rahip bir toplantı düzenler. kendisinden talepleri olup olmadığını öğrenmek ister.

sadece bizim eleman der ki: “yatak biraz sert”

“tamam” der baş rahip, “şunun yatağına, biraz daha ot koyun”

aradan 5 yıl daha geçer.

baş rahip yine bir toplantı alır. dilek bölümünde yine bizimki “yemek az” der.

“tamam” der baş rahip, ” şuna bir kaşık daha lapa ekleyin”

10 yıl geçer.

baş rahip toplantısını yapar ve yine sorar:

” benden bir talebiniz var mı ?”

” var” der bizimki ve ekler : ” kulübenin damı akıyor”

baş rahip sinirli bir şekilde bizimkine döner ve cevaplar:

“sen ne çenesi düşük çıktın ya, geldiğinden beri vır-vır-vır (?!)”

Şaka

uçakta seyahat eden karga hostesi çağırmak için düğmeye basar. hostes gelir “buyurun” der.

karga “yok bir şey ya şaka olsun diye bastım” der. hostes geri gider.

karga beş dakika aradan sonra tekrar basar, hostes gelir tekrar “buyurun” der.

karga güler, “bir şey yok ya şaka olsun diye bastım” der yine. hostes sinirlenir geri gider.

karganın yanındaki tilkinin de hoşuna gitmiştir durum. bu seferde tilki düğmeye basar.

hostes bakar karganın oradaki düğme yine yanıyor, pilota olayı anlatır ve bu sefer pilot gelir.

“ne basıyonuz lan düğmelere” der ve ikisini de aşağı atar uçaktan.

karga haliyle hemen uçmaya başlar ve tilkiye dönüp der ki “lan madem uçmayı bilmiyorsun ne diye şaka yapıyorsun dingil”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER