Son Kararın mı

Son Kararın mı

Son Kararın mı

Keyifli bir akşamdan sonra, karı koca yataga girmişler. Adamın
geceyi henüz bitirmeye niyeti yok.. hafif hafif yanaşmış eşine.
– ”Tatlım”.
– ”Bu gece şöyle bir sevişelim ister misin”.
– ”Olmaz. Bu gece olmaz”.
– ”Emin misin?” demiş kocası.
– ”Eminim” demiş kadın.
– ”Bu son kararın mı?” diye ısrar etmiş adam.
– ”Son kararım” demiş kadın.
– ”O zaman bir arkadaşa telefon etme hakkımı kullanabilir miyim?”

BONUS FIKRA

Adamın biri, boynunu bükerek bir zenginin yanına yaklaşır.

Sadaka ister. Zengin adam:

– Utanmıyor musun dilenmeye?

Baksana güçlü kuvvetli bir adamsın.

– Sormayın, bir derdim var ki çalışmama mani oluyor.

– Neymiş o dert? diye sorunca;

– Ne olacak tembellik!

Bu cevap zenginin hoşuna gider ve cebinin köşesin­deki kuruşu adama uzatır:

– Al şu kuruşu bakalım… der.

Ve ekler Bu parayı sana acıdı­ğımdan değil, doğru söylediğin için veriyorum.

3 Dilek

pazarlamacı, şef sekreter ve personel müdürü bir öğlen paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler.

parktaki banklardan birinin üzerinde sihirli bir lamba bulurlar.

lambayı ovarlar ve gerçekten de lambadan cin çıkar.

“aslında kişiye 3 dilek hakkı veriyorum ama sizler üç kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini gerçek yapacağım” der cin.

şef sekreter arsızca atılarak “önce ben” diyerek sıranın önüne yerleşir.

“bahamalarda, muhteşem bir sahilde tatil yapmak istiyorum.

tatilim hiç bitmesin ve hiçbir dert hayatıma girmesin” diye dileğini ifade eder.

ve hoop, ortadan kaybolur.

şimdi de pazarlamacı atılır ve “şimdi sıra bende” der.

“hayallerimdeki kadınla tahiti sahillerinde pina colada içmek istiyorum” der ve hoop, o da ortadan kaybolur.

“şimdi sıra sende” der cin personel müdürüne.

“ikisini de öğleden sonra işlerinin başında görmek istiyorum” der.

Karadenizlinin Misafirperverliği

Amerikalı ünlü bir bilim adamı Karadenizde düzenlenen bir konferansa konuşmacı olarak davet edilir.

Bilim adamı hem tatil yapmak hem de Türkler’i yakından tanımak için bir hafta erken gelir.

Adam bu bir hafta süresince halkla kaynaşır, kendini sevdirir, tam bir Türk hayranı olur.

Bilim adamı konferans günü konuşmasını yapar.

Artık ayrılık günü de gelmiştir.

Karadenizlileri bir telaştır alır.

“Biz ne yapsak da bu değerli bilim adamına teşekkür etsek?” diye.

Karadenizliler aralarında toplanırlar. Aralarında sözü dinlenir biri konuşmaya başlar:

– Arkadaşlar bu bilim adamı onca işinin arasında bizi kırmayıp buralara geldi.

Ülkemizden de tam bir Türk dostu olarak ayrılacak.

Bu değerli bilim adamına nasıl bir hediye verelim ki; bizi unutmasın?

Hem kullanışlı bir şey olsun hem de her gördüğünde bizi hatırlasın… Önerisi olan var mı?

Bir süre salonda derin bir sessizlik olur. Sonra arka sıralardan birisi el kaldırır:

– Sünnet ettirelim!!!

Buraya Ses Gelmiyor

Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça hiddetle sorar:

“Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?”

Zangoçta derin bir sessizlik… Papaz iyice köpürür…!!! ve

“Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun beni?

“Hayır burdan hiçbir şey duyulmuyor efendim.”

“Olacak şey mi! iki adım öteden beni duymuyorsun!”

Zangoç bıyık altından güler:

“isterseniz yer değiştirelim anlarsınız…”

Yer değiştirirler. Bu kez zangoç seslenir:

“Kilise için toplanan bağışları sen mi zimmetine geçirdin?”

Papaz: “Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER