Şifre Çok Kısa

Şifre Çok Kısa

Şifre Çok Kısa

Bilgisayar firmasında çalışan bir bayan eleman yeni bir erkek müşterinin bilgisayarlarının ayarlarını yapmasına yardım ediyormuş.
.Ayarları yaparken adama internet şifresi olarak hangi kelimeyi kullanmak istediğini sormuş..
Kadını utandırmak isteyen adam şifre olarak *penis* demiş..
Kadın gayet soğukkanlılıkla şifreyi girer ama bilgisayar şifreyi reddeder..
Adam neden bilgisayarın reddettiğini sorar..
Kadının cevabı kapak olur..
– Çünkü çok kısa 

BONUS FIKRA

Adam bilgisayarında kullandığı yazıcısı tuhaf sesler çıkartarak sorun oluşturmaya başlayınca yakındaki bir teknik servisi aramış.

Telefona çıkan teknik servis elemanı müşteriye, “arıza olmadığını, seslerin yazıcı kirli olduğu için çıkabileceğini, yazıcını sadece temizlenmesi gerektiğini” söylemiş.

Ardından, yazıcı temizleme işi için saatlik ücretlerini belirterek, sizin bu kadar para vermenize gerek yok, yazıcının el kitabında nasıl temizleyebileceğinizi bulabilirsiniz demiş.

Bunu duyan kullanıcı, elemana; “Çok teşekkürler yardımcı olduğunuz için.

Ancak bu tür fikirler vererek servis ücreti alamadığınızı patronunuz biliyor mu? Bu şekilde para kazanamazsınız”.

Eleman yanıtlamış; “Bu, bizim patronun fikri. Bir arıza geldiğinde önce müşteriye arızayı kendisinin nasıl giderebileceğine dair telefonda fikir veriyoruz.

Bu şekilde alınacak servis ücreti ileride daha yüksek oluyor”.

Hırsızın Hiç mi Suçu Yok ?

Bir gün Nasreddin Hoca’nın eşeği çalınmış.

Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış. Birisi :

– Hocam demiş niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki ?

Bir başkası :

– Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor ? diye konuşmuş.

Bir diğeri de :

– Hocam demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin.

Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok. Nerden baksan dökülüyor. Hoca kızmış :

– Yahu demiş, iyi, güzel de kabahatin hepsi benim mi ? Hırsızın hiç mi suçu yok ?

Erkekler Nasıl Yemek Yapar?

Bir tencere dolusu sıcak suya makarna poşetini boşaltıp maç seyretmeye başlıyoruz.

Maçın ilk yarısının ortalarına yaklaşınca kalkıp altını kapatıyoruz.

Tencerenin içinden seçtiğimiz makarnayı fayansa doğru kavisli bir şekilde fırlatıyoruz. Yapışırsa pişmiş demektir.

Devre arasında hala içinde su kaldıysa tencerenin kapağını kapatıp lavabodaki en kirli tabağın üzerine doğru döküyoruz.. (o zaman hem tabak temizleniyor hem de makarnalar çatalla yenebiliyor)

Üzerine ketçap döküp yiyoruz.

Not!: Fayansa fırlattığınız makarnayı bir ara oradan alın. Sayıca fazlalaşınca bazen hangisini fırlattığınız karışıyor.

Zengin Cenazesi

Nasrettin Hoca, bir gün zengin bir adamın cenazesine katılmış cenaze o kadar kalabalıkmış ki adamı tanıyan tanımayan adını duyan herkes oradaymış.

Nasrettin hoca hem tabutun yanında yürüyor hem de sesli sesli ağlıyormuş.

Cenazeye katılanlardan biri onu teselli etmek için yaklaşmış.

– “Merhum akraban mıydı?”

Hoca cevap vermiş:

-“Yok akrabam değildi, bende ondan ağlıyorum ya!”

İnatçı

birgün üç arkadaş birbirlerine ne kadar inatçı olduklarını ispatlamaya çalışıyorlar ve herkes en çok inat ettiği anısını anlatıyormuş.

birinci inatçı anlatmaya başlamış:

“bir gün evi telefonla aradım, hanım alo demedi, ben de cevap vermedim, telefon sabaha kadar açık kaldı”demiş.

ikinci inatçı “o da bir şey mi? “ben bir gün eve geldim, kapıyı çaldım, hanım kimsin demedi, ben de kim olduğunu söylemedim, sabaha kadar kapının önünde yattım”

üçüncü inatçı ” o da bir şey mi”demiş? biz evlendiğimizde karım bana dokunmadı diye bende ona dokunmadım ve hala daha da dokunmuyorum” demiş.

iki inatçı birden;”olur mu yahu?” demiş, “sizin iki tane çocuğunuz var?”

inatçı; “inat ettim onları da sormadım”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER