Sebestiyan Paltomu Getir

Sebestiyan Paltomu Getir

Sebestiyan Paltomu Getir

Kazanovalığı ile ünlü bir adam bir partiye davet edilmiş. Ev sahibesi konukları ile gayet iyi bir şekilde ilgileniyormuş. Tam eğlencenin en güzel anında elektrikler kesilmiş. Hemen hizmetkarlar mumları yakmışlar. Ancak müzik olmadığından tüm konuklar sıkılmaya başlamışlar. Bizim kazanova bir öneride bulunmuş. Sıra ile her davetli bir soru soracak, soruyu bilen sorandan 100 $ alacak. İlk soruyu sormuş kazanova:

– Elim cebimde cebim delik elimde ne var?
Ev sahibesi hemen arkasını dönüp uşağa seslenmiş:
– Sebastian beyefendinin paltosunu getir!
Adam hemen atılmış

– Bir dakika lütfen beni yanlış anladınız.
Elini cebinden çıkarmış, avcunun içinde bir bozuk para durmakta imiş.

Ev sahibesi adamdan özür dilemiş, tüm konuklar çok eğlenmişler bu durumdan. Sıra diğer konuğa gelmiş.

Tüm konuklar birer soru sorduktan sonra sıra yine bizim kazanovaya gelince aynı soruyu tekrarlamış:

– Elim cebimde, cebim delik, elimde ne var?
Tüm konuklar başlamışlar saymaya:
– Bozuk para, top, kumaş, kalem, vs.
Adam her defasında hayır cevabını veriyormuş.

Merak içindeki insanlar daha fazla dayanamamışlar ve yalvarmaya başlamışlar cevabı öğrenmek için.

Adam arkasını dönmüş ve uşağa seslenmiş:

– Sebastian paltomu getir!

BONUS FIKRA

Her şeye Burnunu Sokmazdı

Küçük afacan elinde bir kutu şekerle parka gitmiş, bir banka oturmuş;

etrafa bakınırken şekerleri ardarda ağzına atıyormuş.

Yanındaki bankta oturan yaşlı adam çocuğa bakmış bakmış ve “evladım..” demiş, “şeker güzeldir ama çok yemek zararlıdır.

hem dişlerin çürür, hem yüzünde sivilce çıkar, hem de şişmanlarsın..”

Çocuk bunun üzerine adama dönmüş:

“Benim dedem 107 yaşına kadar yaşadı…

” Adam “Yaa..” demiş.. “Yani deden de mi çok şeker yerdi?”

“Hayır, her şeye burnunu sokmazdı!”

Şantaj

İstanbul’da oturan baba, New York’a göç etmiş oğlunu telefonla aradı..

“Gününü mahvedeceğim için üzgünüm ama annenle ben boşanıyoruz..

45 yıllık eziyet yeter” dedi.

Oğlu isyan etti..

“Baba nasıl böyle bir şey söyleyebilirsin, hem de tam bayram öncesinde..”

“Artık birbirimize tahammül edemiyoruz” dedi, baba..

“Yetti bu hikâye. Bana yardımcı ol Şikago’daki kız kardeşini ara ona da haberi ver..”

Şaşkın oğul hemen kız kardeşini aradı.

Kız daha çok şaşırdı ve üzüldü..

Derhal telefona sarıldı ve babasını aradı..

“Ağbim ve ben gelene kadar hiçbir şey yapmıyorsunuz, anladın mı baba..

Hiçbir şey.. Bizi bekleyin, mutlak..”

Baba telefonu kapadı ve karısına döndü..

“Harika karıcığım.. İkisi de bayramı bizimle geçirecekler, hem de uçak biletlerini kendileri alarak geliyorlar!..”

Seçim

Eski zamanlar..

Dede torunlarını etrafına toplamış, gençlik anılarını anlatıyor..

“Bir gün kervanla gidiyorduk.

Eşkıya yolumuzu kesti..” Torunlar heyecanlanmış film izler gibi..

“Eee!… Dede?..”

“Bizi develerden indirip dağa, bir koca mağaraya götürdüler..”

“Eee!… Dede?..”

“Ellerimizi, kollarımızı bağladılar..”

“Eee!… Dede?..”

“Eşkıya reisi geldi, sonunda.. Bize teker teker baktı..”

“Eee!… Dede?..”

“Sonra dedi ki.. Karar sizin..

Ya Irzınıza geçeceğiz. yada öldüreceğiz..” ”

Eee!… Dede?..” diye haykırmış torunlar, dehşet içinde..

Dede başını eğip mırıldanmış.. “Beni öldürdüler!..”

Rüya

Doğum günü olan kadın uyanır uyanmaz;

— Kocacığım! Rüyamda ne gördüm biliyor musun, akşam eve elinde çok güzel bir paketle geliyorsun…

— Eee

— Ben de paketi heyecan içinde açıyorum ve içinden ne çıkıyor biliyor musun?

— Eeeee!!!

— Bir inci kolye! Sence bunun anlamı ne olabilir?

Adam gülümser:

— Bu akşam öğrenirsin sevgilim, der.

Akşam olur adam elinde güzel bir paketle eve gelir..

Kadın gözlerine inanamaz; çok heyecanlanır:

– Kocacığım sen bir harikasın!..

Kadın paketi aceleyle açar..

Kutunun içinden bir kitap çıkar. Üzerinde;

“RÜYA TABİRLERİ” yazmaktadır 

Kuşum

Dünyaca ünlü,zengin,yakisikli bir isadami, Istanbul’un taninan bir restoraninda 10 kisilik rezervasyon yaptirip masada kus sütünün bile eksik olmamasini ister.

Restoran aksam gelecek konugu için tam tesekküllü bir masa hazirlar.

Beklenen konuk gelir fakat sadece kendisi ve omuzunda bir kus ile.

Adam yavas yavas tabagindaki eti yer ve sarabindan bir yudum çektikten sonra parmagini siklatir, omzundaki kus 5 dakika içersinde masada ne var ne yok yer bitirir ve tekrar adamin omuzuna konar.

Restorandakilerin saskin bakislari arasinda adam garsonu çagirir ve masayi tekrar ayni sekilde donatmasini ister.

Masa tekrar donatilir ve adam yavas yavas etini yer sarabindan bir yudum alir ve parmagini siklatir.

Kus uçarak 5 dakika içinde tekrar masada ne var ne yok süpürür ve adamin omuzuna geri döner.

3 Tekme

Ülkemizin tanınmış avukatlarından tayfun, yaban kazı avı zamanı, tüfeğini alıp Karadeniz sahillerine çıkmış.

Uçarken görmüş kazı.. “dannn!.” kuş döne döne inmeye başlamış yere… düşmüş sonunda ama, arazide bir çit var, onun öte yanına.. kazı almak için çiti aşmağa çalışırken, yaşlıca çiftçi temel çıkıvermiş ortaya..

“Ne yapıyorsun benim arazimde?..”

“Şu yaban kazını vurdum da, almaya çalışıyorum..”

Yaşlı çiftçi temel “o arazi benim olduğuna göre, içindeki kuş da benimdir” diye terslemiş. avukat tayfun sesini yükseltmiş..

“Ben bu ülkenin en büyük avukatlarından biriyim. beni uğraştırma.. mahkeme masrafı falan der, çiftliğine kadar alırım bak!..”

Yaşlı çiftçi gülmüş..

“Biz karadeniz’de böyle küçük sorunları mahkemeyle değil, ‘üç tekme’ kuralıyla çözeriz..”

“Nedir o üç tekme kuralı” diye sormuş, avukat, merakla.

“Şöyle” demiş, yaşlı çiftçi..

“Önce biri ötekine 3 tekme vurur, sonra öteki..sonra gene ilki.. biri pes edene kadar..”

Avukat genç, güçlü kuvvetli, sportmen.. çiftçi ihtiyar.. “ben bunu haklarım” deyip içinden “kabul” diye bağırmış..

“Burası benim arazim olduğuna göre ilk vurma hakkı bende” demiş, yaşlı temel.. ve bir tekme atmış avukatın kasıklarına..

“Ugggh” diye dizlerinin üzerine çökmüş avukat.. ikinci tekme tam midesine gelmiş ki, avukat öğlen yediği yemekleri çıkarayazmış, “böğğğ” diye ve dört ayak haline gelmiş yerde..

Yaşlı temel üçüncü tekmeyı tam kıçına kondurunca, avukat öne kapaklanmış.. önde de çiftçinin ineğinin biraz evvel oraya bıraktığı ıslak tezek var.. suratı aynen gömülmüş içine..

Avukat “şimdi sıra bende, ihtiyar tilki” diye doğrulmuş, ağzına kadar giren pislikleri, ceketinin koluyla temizlemeye çalışırken..

Yaşlı temel gülmüş.. “pes ediyorum. bir kaz için dövüşmeye değmez. al kuşunu git!..”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER