Oflu ile Arnavut

Oflu ile Arnavut

Oflu ile Arnavut bir lokantaya gitmişler. Oflu kabak, Arnavut da pırasa yemeği istemiş. Yemekler gelince, Arnavut pırasayı methetmeye başlamış:

– Bre mori, pırasa cennet yemeğidir.

Oflu itiraz etmiş:

– Ula, asıl cennet yemeği kabaktır!..

Oflu ile Arnavut “Kabaktır, pırasadır” diye atışırlarken çekmişler tabancaları, neredeyse birbirlerini vuracaklarmış. Aşçı telâşla bunların yanına gelmiş ve kavgayı önlemek için araya girmiş:

– Yahu ayıptır, günahtır, bir hiç yüzünden birbirinizi vuracaksınız!..

Oflu ile Arnavut kavga etmekten vazgeçip, aşçıya sormuşlar:

– Doğru söyle bakalım; cennetten önce kabak mı çıktı, pırasa mı çıktı?

Zavallı ahçı bakmış ki durum fena, işi şöyle tatlıya bağlamış:

– Adem babamız cennetten çıkarken kabağı eline almış, pırasayı da kılıç gibi beline kuşanmış da öyle çıkmış!..

BONUS FIKRA

Soğuk Çay

temel bir gün kahveye gelir

-soğuk çay var mı demiş

yok demişler

2, gün gelmiş

yok demişler

3,gün gelmiş yine yok demişler

4,gün gelmiş

-soğuk çay var mı demiş tekrardan

onlarda “var”deyince temelin cevabı şöyle olmuş

-“iyi o zaman isutta içelum”

Tahir


onu hiçbir sınıf arkadaşı sevmiyordu. çünkü aptal ve bön bir çocuktu. özellikle öğretmeni “beni delirtiyorsun” diye hep kızıyordu tahir’e.

bir gün tahir’in annesi okula geldi. öğretmeni ile görüştü.

öğretmen dürüstçe “çocuğunuz aptal bir çocuk, notları da düşük, hayatımda bunun kadar aptal bir öğrenci görmedim” dedi. annesi çok şaşırdı, tahir’i okuldan aldı ve kayseri’ye taşındılar.

aradan 25 yıl geçti. öğretmen de kayseri’ye tayin olmuştu. bir gün öğretmen ağır bir kalp krizi geçirdi. bütün doktorlar ameliyat olması gerektiğini söylediler. bu zor bir ameliyattı ve kayseri’de ameliyatı yapabilecek tek bir cerrah vardı.

öğretmen ameliyat oldu. gözünü açtığında karşısında yakışıklı cerrah ona gülümsüyordu.

öğretmen tam teşekkür edecekti ki suratı morarmaya başladı. bir şey söylemek için elini kaldırdı ama söyleyemeden küt diye öldü.

doktor şaşırdı. ne olduğunu anlamaya çalışırken bir baktı ki o da ne? tahir, solunum cihazının fişini çekip elektrik süpürgesini takmış.

Darı

adamın biri kendini darı zannediyormuş. ailesi ve yakın çevresi ne kadar darı olmadığını söylese de adamı inandıramıyorlarmış. en sonunda doktora götürmüşler. uzun bir tedavi sürecinden sonra adam darı olmadığını itiraf etmiş. doktor artık iyileştiğini düşünerek taburcu etmeye karar vermiş.

son bir kez daha doktor sormuş:

artık darı olmadığını kabul ediyor musun?

adam: darı değilim doktor bey ama kafama

takılan bir problem var

doktor: nedir?

adam: şimdi ben kendimin darı olmadığımı biliyorum

ama dışardaki tavuklarda biliyor mudur?

Konu Ne?

Adamın biri karısından boşanmak üzere avukatın yolunu tutar:

“Efendim artık dayanamıyorum (mecazi anlamda), lütfen ayrılmak için ne gerekiyorsa artık …”

“Sorun nedir, eşiniz nasıl birisi, anlatın biraz”

“Efendim kendisi çok güzel birisi, evde herşey mükemmel, ne istersem yerine geliyor (her anlamda), fakat aşırı derecede konuşma takıntısı var, vırvır da vırvır, dırdır da dırdır”

“Peki konu ne?”

“İşte onu hiç söylemiyor”

Süt Anne

Adam evlenir, 10 sene geçer çocuğu olmaz.

Yurtdışına çalışmaya gider.

Hanımından gelen mektupta hamile olduğu yazılıdır.

Memleketine döndüğünde ise hanımı doğurmuştur ama, çocuk zencidir.

Hanımına sorar:

– Hanım ne sizin sülâlede ne de bizim sülâlede zenci değil, esmer bile yok; bu iş nasıl oldu?

Hanım cevap verir:

– Çocuğu doğurduktan sonra sütüm gelmedi. Mecburen bir sütannesi tuttuk, onun sütünü emdi. Sütanne zenciydi. Herhalde bu yüzden böyle oldu.

Adam ikna olmuşa benzer ama içinde yine de ufak bir kuşku vardır. “Bunu bilse bilse annem bilir” der ve annesine sorar.

Anne cevap verir:

– Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur. Seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti ve inek sütüyle beslemiştim. Bak boynuzların çıkmaya başlamış bile…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER