Nereye Kızlar Sicilyaya mı

Nereye Kızlar Sicilyaya mı

Nereye Kızlar Sicilyaya mı

Hocanın biri fıkra anlatmaya bayılırmış;

özellikle de belden aşağı fıkralar ve espriler tabii ki…
Bir gün kızlar bir karar alırlar ve hoca gene böyle espriler yaparsa sınıftan toplu halde çıkmaya karar verirler…

Bu durum hocanın kulağına gider.
Derse gelir ve Sicilyalı erkeklerin cinsel organının Türklerinkinden 10 cm. daha uzun olduğunu söyler…
Kızlar birbirlerinin yüzlerine bakarak ayağa kalkarlar ve almış oldukları karardaki gibi sınıfı terketmek isterler, tam sınıftan toplu halde çıkarken, hoca kızlara seslenir:
– “Ooo… Nereye kızlar? Sicilya’ya mı?”

BONUS FIKRA

Hocanın bir gün subaşıya işi düşer. Adam haraç ve rüşvet yiyen birisidir.

Hoca fakir, ne yapsın. Bir çömleğe toprak doldurur ve üstüne bal sıvar.

Gitmiş işini görmüş, ilamını almış, memnun.

Ertesi gün kapısında bir adam bitmiş:

– “Hoca demiş, subaşı ilamda bir kusur etmiş. Geri istiyor…”

Hoca yutar mı:

– “Kusura bakmasın evlat”, demiş. “Kusur ilamda değil çömlek

Subaşı: Osmanlı döneminde, kapıkulu süvarileri arasından seçilerek savaş zamanı güvenlik işlerine bakmakla, barış zamanı da vergi toplamakla görevlendirilen kimseye denir.

Şarap Çeşnicisi

Şarap fabrikasının emektar çeşnicisi ölür. Yenisi için ilan verirler.

Derken perişan kılıklı belli ki ayyaş birisi başvurur. Fabrika müdürü biraz da bu ayyaşı başından savmak düşüncesi ile test için ona bir kadeh şarap verir.

Adam şarabı içer ve ; “ Kırmızı bir Muscatel, 3 yıllık kuzey yamaçta yetişmiş, çelik varillerde yıllanmış” cevabını verir.

Müdür şaşkınlıkla “doğru” der.

Bir başka şarabı tattırır” Kırmızı Cabarnet, 8 Yıllık güneybatı yamaç mahsulü ve meşe fıçılarda yıllanmış” doğru cevabı üzerine iyice şaşıran müdür beyimiz, sekreterinin yanına gider ve ona bir bardak suya biraz idrarından karıştırarak getirmesini söyler ve adama bunu beyaz şarap niyetine içirir.

Adamın yanıtı:

“Sarışın, 26 yaşında 3 aylık hamile, eğer beni işe almazsan babasını da söylerim”

Oturan Boğa Hazır

kızılderililerin genç reisi 18 yaşına geldiğinde canı evlenmek ister. kabilenin büyücüsüne gider, der ki:

– “oturan boğa kadın ister.”

büyücü:

– “oturan boğa ormana gitsin, üzerinde delik olan bir ağaç gövdesi bulsun ve onun üstünde eğitim yapsın, hazır olunca gelsin.

15 gün sonra reis geri gelir. der ki:

– “oturan boğa hazır.”

büyücü de kabiledeki en güzel kızı ona verir. reis alır kızı çadıra girer.

– “90 derece eğil” der.

kız eğilince, kıza bir tekme vurur. kız çığlık atarak bunu niçin yaptığını sorar. reis şöyle cevap verir:

– “oturan boğa akıllandı, önce yaban arılarını kontrol!”

Soba

fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır.

birden yağmur bastırır. hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır.

bu sırada hepsinin dikkati odada yanmakta olan soba üzerinde toplanır.

soba yerden 1 m. kadar yukarıda, altındaki dizili taşların üzerindedir.

sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.

kimyacı, “adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış”.

fizikçi, “adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş”.

jeolog, “burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış”.

matematikçi, “sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış”.

antropolog, “adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş”.

bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar.

adam cevap verir:

– “boru yetmedi.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER