Ne giysem, Ne giysem

Ne giysem, Ne giysem

Ne giysem, Ne giysem

Birgün Moiz’e maliyeden bir yazi gelir ve su su seneye ait defterlerinizi su tarihte kontrol için getirmeniz rica olunur.

Moiz baslar kara kara düsünmeye
-“Acaba randevüye nasil gitsem, iyimi giyineyim yoksa kötümü..” diye.
Baslar herkese sormaya, bazisi der” iyi giyin” bazisi
-“Olur mu Moiz çok para kazaniyorsun zannederler, kötü giyin”
Sonunda Moiz’in uykulari kaçar, haham basina sormaya karar verir.
Sabah kalkar gider haham basini beklemeye baslar.
Hahamin yaninda genç bir dul bayan vardir, onu bekler.
Derken haham onu kabul eder, baslar Moiz anlatmaya..
Haham dinler ve fikrini söyler. der ki :
-“Moiz yavrum, senin isin demin yanimdan çikan bayanin isine benziyor.
Ona da aksam görücu gelicekmis, o da soruyor dar kisa etek mi giysem, yoksa uzun mu ?
Bende dedim ki kizim ne giyersen giy adam seni s* kecekkk!…”.

BONUS FIKRA

Kral bir gün soytarısından usanmış, soytarıyı çağırıp demiş ki, “bana öyle bir hata yap ki,

özürün kabahatinden büyük olsun yoksa kellen gider, sana üç gün müsaade”

Daha birinci gün, kral merdivenlerden çıkarken bizim soytarı gelmiş kralın poposunu ellemiş.

Kral hışımla dönmüş ve bağırmış “Bre densiz sen ne yaptığını sanıyorsun”

Soytarı yapıştırmış cevabı “Özür dilerim kralım ben sizi kraliçe sandım”

Pozitif Haber

Adam, bir haftalığına iş seyahatine çıkar.

Seyahatinin üçüncü günü evini arar, telefonu açan bahçıvana sorar;

─ Nasıl gidiyor, her şey yolunda mı?

─ Yolunda efendim. Yalnız, küreğin sapı kırıldı onu tamir etmeye çalışıyorum.

─ Neden kırıldı?

─ Köpeğinize mezar kazarken zorlamışım, bu yüzden kırıldı.

─ Nee! Köpeğim öldü mü?

─ Havuza düşüp öldü efendim.

─ Benim köpeğim çok iyi yüzerdi; nasıl havuzda ölür?

─ Ama havuzun suyu boşalmıştı, betona çakıldı, bu yüzden hayatını kaybetti.

─ Daha havuzu yeni doldurtmuştum. Neden boşalttınız?

─ Biz değil efendim, itfaiyeciler boşalttı.

Çünkü evdeki yangını söndürmek için ilâve suya ihtiyaç duydular.

─ Evde yangın mi çıktı?

─ Evet efendim. Annenizin vefatı dolayısıyla çok sayıda insan geldi.

Bir sigara izmaritinden kâgıtlar, ardından da perde tutuşmuş.

O kalabalıkta farkına varamadık.

─ Annem nasıl öldü? Sapasağlamdı!!!

─ Haklısınız. Biz de şaşırdık. Ama, sizin yatak odanıza bir şey bakmaya girmiş.

Yatakta karınızla en yakın arkadaşınızı görünce kalbine inmiş.

─ Yahu hiç pozitif bir haber yok mu? Bunaldım!

─ Olmaz olur mu? Var efendim.

Gecen gün siz AIDS testi yaptırmıştınız ya… İşte onun neticesi pozitif çıktı.

Tünel İhalesi

Mısır hükümeti Kızıldeniz’in altına tüp geçit yaptırmak için ihale açar.

İhaleye İngiltere’den, Amerika’dan, Japonya’dan birer firma ve Türkiye’den de Temel’in firması olmak üzere dört firma katılır.

Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler.

İngiliz Firması;

─ Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz.

Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur, 30 metre enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz, derler.

Amerikan Firması;

─ Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz.

Maksimum 50 cm fark olur, derler.

Japon Firması;

─ Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz.

Maksimum 20 cm fark olur, derler.

Sıra bizim Temel’e gelir.

Temel;

─ Ula biz de iki taraftan kazmaya başlarız.

Ortada buluştuuuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur, der!!!

İlginç Bir Dava

Küçük kasabanın birinde, bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, arazisi üzerine bir genelev inşa etmeye başlamış.

İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler, ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar.

Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için her gün beddua etmekten öteye geçememiş.

İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş.

Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler,

ancak genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direk veya indirek olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddası ile camiye karşı tazminat davası açmış.

Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler,

Bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler.

Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkemeye günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp;

─ Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum, demiş.

Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var.

Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi,

diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan ve inkar eden bir imam ve cemaati…!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER