Kuru Fasulye

Kuru Fasulye

Kuru Fasulye

Adamın biri kılıbık.Yani 1 kalorilik.Canı kurufasulye ister fakat karısından çekinir.Akşam eve gelince önce karısına onu sinemaya götüreceğini söyler.Bir süre sonra canının kurufasulye çektiğini söyler.Tabi karısı her ne kadar istediği her zaman sinemaya gidebileceğini bilmesine rağmen kocasından teklif gelince memnun olur ve akşam yemeğini onun istediği şekilde hazırlar ve yemeği yerler.Sıra gelir sinemaya gitmeye.Giderler ve yerlerine otururlar.Film başlar.
Kuru adamı sıkıştırır ve adam karısına eğilir:
-Hanım bir kuş uçurabilir miyim? der.Karısı:
-Hadi uçur bakalım der.Adam “ZOOORT” yapar.Bir süre sonra yine kuru sıkıştırır ve adam biraz sallandıktan sonra karısına eğilir ve:
-Hanım bir kuş daha uçurabilir miyim? der.Karısı:
-Hadi uçur bakalım der.Adam “ZOOORT” yapar.Filmin yarısına gelindiğinde kuru yine sıkıştırır.Adam biraz sabreder fakat nafile. Karısına eğilir ve:
-Hanım son bir kuş daha uçurabilir miyim? der.Karısı:
-Neyse hadi uçur bakalım der.Bu esnada arkadaki adam elini adamın omzuna koyar ve şöyle der:
-Eğer bir kuş daha uçur, anam avradım olsun yuvasını dağıtmazsam.!

BONUS FIKRA

NEDEN ZAHMET ETTİNİZ

Tren hızla giderken alarm sesiyle “zınk” diye durdu. Bütün görevliler, yardım isteyen vagona koştular. İçeride yalnız bir kadın vardı. Gülümseyerek gelenlere baktı ve söylendi:

-Bir fincan kahve isteyecektim. Hepiniz birden neden zahmet ettiniz?

Kahrolsun amerika!

Üç Amerikan askeri ıraklı bir amcanın bakkal dükkanına girerler.alış veriş yaparken ‘kahrolsun amerika’diye bir ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir papağandan geldiğini görürler. Bunun Üzerine ıraklı bakkal amcaya ‘bu papağanı buradan yok et yarın geldiğimizde görürsek seni mahvederiz’derler.

Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü papağan kuşunu çok sevmektedir.Derken aklına cami imamlarının papağanı gelir.Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve’Hocam eğer sakıncası yoksa papağanları değiştirelim’der.Hoca kobul eder ve değişim gerçekleşir.

Ertesi gün işgalci amerikan askerleri gelir, papağanı görürler ve kızarak

-biz sana bunu yok edeceksin demedikmi?deyince

Bakkal amca bu papağan o değil desede inandıramaz. Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır: kahrosun amerika!!

ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:

-Kahrolsun amerika!

(ses yok)

-Kahrolsun amerika!

(ses yok)

-Kahrolsun amerika!

papağan dile gelir

-Amin evlatlarım

Şapkacının torunu

Zamanında, geçimini şapka yapıp köy köy satarak sağlayan bir amca varmış. Bir gün köyün birine giderken yorulmuş, bir ağacın altında dinlenmeye koyulmuş, kafasında şapkası yanında satacağı şapkalar olduğu halde. Uyandığında bir de ne görsün ağaçtaki maymunlar adamın şapkasını almışlar, sadece kafasındaki şapka duruyor.

Adam düşünmüş ne yapsam ne etsem de şu şapkamı alsam diye. Maymunların adam ne yaparsa onu taklit etmesinden yararlanarak başında şapkasını çıkarıp ortaya atmış, maymunlarda başındaki şapkalarını yere atmışlar. Adam şapkasını da alarak yaşadığı yere geri dönmüş.

Bir gün ölüm döşeğine düştüğünde torununa onunla aynı mesleği yapmasını ve nasihat olarak da yaşadığı olayı anlatıp aynı tepkiyi vermesini söylemiş ve hakka yürümüş. Torunu da aynı mesleğe sahip olduktan sonra aynı yerden geçerken yorulmuş, aynı ağacın altında kafasında şapkası olduğu halde uykuya dalmış, uyandığında kafasındaki şapka duruyor ama satacağı şapkalar yok.

Başını yukarı kaldırınca şapkaları çalan maymunları görmüş herbir dalda ve dedesinin anlattıkları aklına gelivermiş. Dedesi ne yaptıysa aynılarını o da yapmış, tabi maymunlarda onu taklit etmişler.

En sonunda başındaki şapkayı çıkarıp dedesi gibi ortaya atıvermiş ama hiçbir maymun şapkalarını aşağıya atmamış.

İçlerinden biri temsilci olarak ağaçtan inip yanına yaklaşmış ve aniden toruna bir tokat atıp

“SENİN DEDEN VAR DA BİZİM YOK MU!”

Yeşilaycı

bıyıkları cigaradan sararmış dayı parkta bankta oturmuş, keyifli keyifli cigarasını tüttürüyormuş, yanına yeşilaycı biri oturmuş. sigaradan rahatsız olduğunu hissettiren eleman dayıya dönmüş,

-eleman: merhaba, uzun zamandır sigara içiyorsunuz galiba,

-dayı: 40 senedir içerim.

(dayının bıyıklarına bakarak) -eleman: çok içiyorsunuz galiba,

-dayı: günde 2 paket içerim.

-eleman: peki alkol alıyor musunuz?

-dayı: her akşam demlenirim.

-eleman: mesela 40 yıl her gün 2 paket sigara içmeseniz şu rezidans sizin olabilirdi, üstelik her akşam demlenmeseydiniz gördüğünüz şu mercedes’e de sahip olabilirdiniz demiş.

cigarayı tüttürmeye devan eden dayı elemana dönmüş,

-dayı: sigara içiyor musun?

-eleman: hayır,

-dayı: alkol?

-eleman: ne alkol ne de sigara kullanırım. sağlık bir yana, keseme de zarar efendim.

-dayı: peki şu rezidans senin mi?

-eleman: hayır,

-dayı: ya şu mercedes?

-eleman: o da benim değil.

sigaradan son bir fırt çeken dayı elemana dönerek,

-dayı: işte o gördüğün rezidans da, şu karşıdaki mercedes de benim.

-eleman: …

Meraktan

Kadının biri çırılçıplak koşup taksiye biner. Taksi şoförüne “falanca yere gidelim” der.

Taksici “tamam” der, sürer arabasını.

Yolda giderlerken şoför ikide bir dikiz aynasından kadına bakar.

Buna sinirlenen kadın:

-Ne bakıyorsun, hayatında çıplak kadın görmedin mi?

Şoför kadına bakar ve şöyle der:

-Yok abla ondan değil, ben parayı nerenden çıkaracaksın onu merak ediyorum!

Hava Yağmurluydu

adam’ın tek’i günlerden bir gün kilise’ye gider.

amacı, “papaz’ı bulup” günah çıkartmak.

“papaz efendi benim bir günahım var, karımı aldattım” der.

“anlat evladım açılırsın, tanrı bağışlayıcıdır” der papaz.

“geçtiğimiz ay hanımla akşam yemeği için baldızın evine gittik, gece hava yağmurluydu, eve geri dönemedik. o gece orada kaldık ve ben baldızla beraber oldum” der günahkar fani.

“üzülme oğlum, sen dua et tanrı affeder” der papaz.

bunun üzerine “papaz efendi benim bir günahım daha var” diye bir mırıltı daha duyulur.

“anlat evladım, tanrı bağışlayıcıdır” der papaz.

“geçen hafta bir akşam kayın valideyi ziyarete gittim. hava yağmurluydu, gece eve geri dönemedik. o gece orada kaldım ve kayınvalide ile beraber oldum.”

papaz, yine “üzülme oğlum sen duanı et” diye öğüt verir.

bunun üzerine günah çıkartan fani bakar ki, ortam uygun, sözüne devam eder:

“dün gece de çalışmak için sekreterimin evine gittim. hava yağmurluydu, bu sebepten eve geri dönemedim. o gece de orada kaldım ve sekreterimle beraber oldum.”

papaz bu laf’ı duyunca, hemen kafasını pencereden dışarı uzatır:

“hava bozuyor, yağmur yağmadan bastır git.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER