Kandırdım

Kandırdım

Kandırdım

Yolcu gemisi bir kaza sonucu paramparça olmuş, yolculardan kurtulan tek adam zar zor yüzerek bir ıssız adaya çıkmış. Adada bol bol yiyecek ve su olmasına rağmen, adamın oyalanacak hiçbirşeyi yokmuş o yüzden sürekli değişik se ks fantezileri kurup kendini tatmin ederek vakit geçiriyormuş..
Böyle haftalar geçmiş, fanteziler de adamı kesmez hale gelmiş.

Adam artık ereksiyon olamıyormuş..
Zavallım gün geçtikçe hem sıkıntıdan patlıyor hem de artık erkekliğimi hissetmiyorum diye kıvranıyormuş derken bir gün.

Adam kumsalda otururken birden
– “AMAN ALLAHIM BİR GEMİ GEÇİYOR”
diye bağırmış, koşmuş hemen ateş yakmış ve
– “NİHAYET..!!”
demiş..
– “Bu lüks yolcu gemisi beni burdan alıcak…

Gemiye çıkar çıkmaz önce uzun sıcak bir banyo yaparım, sonra bana verecekleri kıyafetleri giyerim, gemide güzel fıstıklar da vardır bir tanesini ayarlarım yemeğe davet ederim, bütün gece şarap içer dans ederiz sonra benim kamarama gideriz, sonra öpüşmeye başlarız onu yavaş yavaş soyarım veeeeeee….”
Derken adam birden sertleştiğini farketmiş, elini boxer’ından içeri sokmuş ve kahkahayı basmış:
– “HAHAHAHAAAA… KANDIRDIIIM GEMİ FALAN YOKTUUUUU KANDIRDIIIIIIIIM”

BONUS FIKRA

Gariban bir köylü şehre inmişti. Büyük bir mağazada iki kişinin karşılıklı oturup konuştuklarını gördü.

İçerde bir masa ve üç dört koltuktan başka bir şey görünmüyordu. Merak etti ve içeri girdi:
– Selamünaleyküm ağalar.
– Aleykümselam hemşerim ne istiyorsun?
– Merak ettim acaba burada ne satıyorsunuz?
Köylü ile dalga geçmek isteyen satıcı sırıtarak cevap verdi:
– Eşek satıyoruz.
Köylü de taşı gediğine yerleştirdi:
– Sadece ikiniz misiniz yoksa daha var mı ?

Fesin Püskülü

Bir çay sohbetinde arkadaşları yeni evli genç adama:

─ Sen evleneli neredeyse bir sene oldu, ama maşallah sizin evden çıt çıkmıyor, siz hiç tartışmaz mısınız? diye sorarlar.

“Hayır” diye cevaplar yeni evli genç ve ilave eder:

─ Akşam işten geldiğimde, kapı açılınca hanıma şöyle bir bakarım.

Eğer hanım, eteğinin ucunu belinde topladıysa bilirim ki hanımın günü iyi geçmemiş ve havası yerinde değil.

Hiç ekmek, yemek sormadan usulca mutfağa süzülür, aceleyle birkaç lokma atıştırır ve ortalıktan toz olurum.

Olur ya bazen de benim asabım bozuk olur.

O zaman fesin püskülünü her zamankinin aksine soldan sarkıtırım.

O da bunu görür, asabi olduğumu anlar ve hiç sesini çıkarmaz, hemen yemeğimi, çayımı hazır eder.

Etrafımda pervane gibi döner.

Bu nedenle biz hiç kavga etmeyiz.

Dinleyenlerden biri:

─ Peki birader, kapı açıldı, yenge eteğin ucunu belinde toplamış, sen de fesin püskülünü soldan sarkıtmışsın.

İki taraf da asabi, o zaman ne olacak? diye sormuş.

Ötekiler de “Hah! Şimdi ne olacak?” demiş.

Genç gülümsemiş.

─ Bundan kolay ne var, fesin püskülünü hafif bir fiskeyle soldan sağa atarım, demiş.

Aynı Bacadan İçeri Düşen İki Adam

Papazın biri, uzun süredir ahbaplık ettiği Haham’a “Bana Tevrat’ı öğretmenizi isterim” der.

Haham “olmaz” der: “Sen Yahudi doğmadın, kafan Yahudi gibi çalışmaz. Tevrat’ın kelamını anlaman mümkün değil.”

Papaz ısrar eder, Haham razı olur, ama bir koşulu vardır.

“Soracağım soruya doğru yanıt verebilirsen öğretirim” sözü verir.

Papaz “Kabul” diye yanıtlar. “Sor bakalım!”

“İki adam bir bacanın içine düşerler. Biri kirli, öteki tertemiz çıkar. Hangisi yıkanır?”

Papaz, “Bundan kolay ne var?” diye atılır. “Kirlenen yıkanır, temiz kalan yıkanmaz.”

Haham içini çeker, “Sana Tevrat’ın kelamını asla anlamayacağını söylemiştim!

Doğrusu tam tersi:

Temiz kalan adam ötekinin kirlendiğini görünce, kendisinin de kirlendiğini sanıp yıkanır.

Kirlenen adam ise karşısındakini temiz gördüğü için kendisini de temiz sanıp yıkanmaya gerek duymaz.”

Papazın kafasını kaşır. “Bak bu aklıma gelmemişti. Bir soru daha sorar mısın?”

Haham aynı soruyu yeniden sorar: “İki adam bir bacanın içine düşerler.

Biri kirli, öteki temiz çıkar. Hangisi yıkanır?”

Papaz, doğru yanıtı artık bildiğinden emin, “Temiz kalan ötekinin kirlendiğini görünce kendisinin de kirlendiğini sanıp, yıkanır.

Kirlenen, ötekini temiz gördüğünden kendisini de temiz sanıp yıkanmaz!”

Haham, başını sallar. “Yine yanıldın! Sana söylemiştim, asla anlamayacağını.

Temiz kalan adam aynaya bakar, temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz.

Kirlenen aynaya bakıp kirlendiğini görünce, gider yıkanır.”

Papaz itiraz eder: “Ayna nereden çıktı? Bana ayna var demedin ki…”

Haham, parmağını sallar: “Seni uyardım, bu kafayla Tevrat’ın kelamını kavrayamazsın.

Tevrat’ı anlamak için her olasılığı düşünmelisin.”

“Peki, peki” diye inler Papaz. “İzin ver, bir kez daha şansımı deneyeyim.

Başka bir soru sor!”

“Son kez soruyorum” der, Haham: “İki adam, bir bacadan içeri düşerler.

Biri temiz, öteki kirli çıkar.

Hangisi gidip yıkanır?”

Papaz, “Artık her olasılığı biliyorum” deyip, bir solukta sıralar:

“Eğer ayna yoksa, temiz kalan ötekini kirli görüp kendisinin de kirlendiğini düşünerek gider yıkanır.

Kirlenen temize bakıp kirlenmediğini düşünerek, yıkanmaz.

Eğer ayna varsa, temiz kalan aynaya bakıp temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz.

Kirlenen aynaya bakıp kirini gördüğü için yıkanır!”

Haham başını sallayıp, cık cık yapar:

“Hayır, sana söylemiştim, kafan Yahudi kafası değil, Tevrat’a basmaz!

Söyle bana, aynı bacadan içeri düşen iki adamdan birinin kirlenip, ötekinin temiz çıkması mümkün müdür?

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER