Hangi Organ

Hangi Organ

Hangi Organ

İngiltere’nin saygın kız kolejlerinden birinde biyoloji öğretmeni öğrencilerden miss perkins’a;
– ”söyle bakalım, insan vücudunda uyarıldığında normal büyüklüğünün altı katına ulaşan orğan hangisidir?”.
Öğrenci yüzü kızararak;
– ”bana bu soruyu sorduğunuzdan ailemin haberi olacak” demiş. Öğretmen başka bir öğrenciye dönmüş;
– ”sen söyle miss sarah” demiş.
Sarah;
– ”loş ışıkta gözbebeği” yanıtını vermiş.
Öğretmen aferin dedikten sonra miss perkins’a dönmüş;
– ”sana üç şey söyleyeceğim” demiş.
– ”Birincisi, dersine hiç çalışmamışsın bundan ailenin haberi olacak. İkincisi, aklın fikrin sürekli kötü şeylerde.
Üçüncüsü ise, ileride çok büyük hayal kırıklığına uğrayacaksın”…

BONUS FIKRA

Adamın biri akşam iş çıkışı evine giderken yolda bir dilenciye rastlar.

Ellerini açıp yalvarır gözlerle bakan dilenciye bir miktar para verir.

– Al bununla bir sigara alırsın, der.

Dilenci;

– Bayım, ben sigara kullanmıyorum ama, der.

Bunun üzerine adam;

– O zaman bir bira içersin, der.

Dilenci;

– Ben ağzıma içki koymam efendim, der.

– Sen de o zaman bir altılı oynarsın, der adam bu defa.

Dilenci;

– Beyim ben hiç kumarda oynamam, deyince adam;

– O zaman al bu parayı ve akşam bizim eve gel, der. Adresi yazıp verir dilenciye.

Dilenci şaşırır;

– Neden size gelmemi istiyorsunuz efendim, diye sorar.

Adam;

– Karım içki içmeyen, sigara kullanmayan, altılı oynamayan bir adamın hali nasıl oluyormuş bir görsün!..

Daha büyük bir sorun

Adam iş dönüşü karısı ile sohbete başlamış.

– Karıcığım, görüyorum ki benim bir fotoğrafımı sürekli olarak çantanda taşıyorsun. Niçin?

– Ne zaman bir sorunla karşılaşırsam, karşılaşayım, ne kadar büyük olursa olsun, senin fotoğrafını çantamdan çıkarıp baktığımda sorun ortadan kalkıyor.

Adam gülümseyerek; “Bak, ne kadar iyi birisi olduğumu görüyor musun?”

– Evet. Ne zaman çantamdan fotoğrafını çıkarıp bakarsam, kendi kendime; “Bundan daha büyük bir sorun olabilir mi?” diye soruyorum.

Fesin Püskülü

Bir çay sohbetinde arkadaşları yeni evli genç adama:

─ Sen evleneli neredeyse bir sene oldu, ama maşallah sizin evden çıt çıkmıyor, siz hiç tartışmaz mısınız? diye sorarlar.

“Hayır” diye cevaplar yeni evli genç ve ilave eder:

─ Akşam işten geldiğimde, kapı açılınca hanıma şöyle bir bakarım. Eğer hanım, eteğinin ucunu belinde topladıysa bilirim ki hanımın günü iyi geçmemiş ve havası yerinde değil.

Hiç ekmek, yemek sormadan usulca mutfağa süzülür, aceleyle birkaç lokma atıştırır ve ortalıktan toz olurum.

Olur ya bazen de benim asabım bozuk olur. O zaman fesin püskülünü her zamankinin aksine soldan sarkıtırım.

O da bunu görür, asabi olduğumu anlar ve hiç sesini çıkarmaz, hemen yemeğimi, çayımı hazır eder. Etrafımda pervane gibi döner. Bu nedenle biz hiç kavga etmeyiz.

Dinleyenlerden biri:

─ Peki birader, kapı açıldı, yenge eteğin ucunu belinde toplamış, sen de fesin püskülünü soldan sarkıtmışsın. İki taraf da asabi, o zaman ne olacak? diye sormuş.

Ötekiler de “Hah! Şimdi ne olacak?” demiş.

Genç gülümsemiş.

─ Bundan kolay ne var, fesin püskülünü hafif bir fiskeyle soldan sağa atarım, demiş.

Aynı Bacadan İçeri Düşen İki Adam

Papazın biri, uzun süredir ahbaplık ettiği Haham’a “Bana Tevrat’ı öğretmenizi isterim” der.

Haham “olmaz” der: “Sen Yahudi doğmadın, kafan Yahudi gibi çalışmaz. Tevrat’ın kelamını anlaman mümkün değil.”

Papaz ısrar eder, Haham razı olur, ama bir koşulu vardır. “Soracağım soruya doğru yanıt verebilirsen öğretirim” sözü verir. Papaz “Kabul” diye yanıtlar. “Sor bakalım!”

“İki adam bir bacanın içine düşerler. Biri kirli, öteki tertemiz çıkar. Hangisi yıkanır?”

Papaz, “Bundan kolay ne var?” diye atılır. “Kirlenen yıkanır, temiz kalan yıkanmaz.”

Haham içini çeker, “Sana Tevrat’ın kelamını asla anlamayacağını söylemiştim! Doğrusu tam tersi: Temiz kalan adam ötekinin kirlendiğini görünce, kendisinin de kirlendiğini sanıp yıkanır. Kirlenen adam ise karşısındakini temiz gördüğü için kendisini de temiz sanıp yıkanmaya gerek duymaz.”

Papazın kafasını kaşır. “Bak bu aklıma gelmemişti. Bir soru daha sorar mısın?”

Haham aynı soruyu yeniden sorar: “İki adam bir bacanın içine düşerler. Biri kirli, öteki temiz çıkar. Hangisi yıkanır?”

Papaz, doğru yanıtı artık bildiğinden emin, “Temiz kalan ötekinin kirlendiğini görünce kendisinin de kirlendiğini sanıp, yıkanır.

Kirlenen, ötekini temiz gördüğünden kendisini de temiz sanıp yıkanmaz!”

Haham, başını sallar. “Yine yanıldın! Sana söylemiştim, asla anlamayacağını. Temiz kalan adam aynaya bakar, temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. Kirlenen aynaya bakıp kirlendiğini görünce, gider yıkanır.”

Papaz itiraz eder: “Ayna nereden çıktı? Bana ayna var demedin ki…”

Haham, parmağını sallar: “Seni uyardım, bu kafayla Tevrat’ın kelamını kavrayamazsın. Tevrat’ı anlamak için her olasılığı düşünmelisin.”

“Peki, peki” diye inler Papaz. “İzin ver, bir kez daha şansımı deneyeyim. Başka bir soru sor!”

“Son kez soruyorum” der, Haham: “İki adam, bir bacadan içeri düşerler. Biri temiz, öteki kirli çıkar. Hangisi gidip yıkanır?”

Papaz, “Artık her olasılığı biliyorum” deyip, bir solukta sıralar: “Eğer ayna yoksa, temiz kalan ötekini kirli görüp kendisinin de kirlendiğini düşünerek gider yıkanır. Kirlenen temize bakıp kirlenmediğini düşünerek, yıkanmaz.

Eğer ayna varsa, temiz kalan aynaya bakıp temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. Kirlenen aynaya bakıp kirini gördüğü için yıkanır!”

Haham başını sallayıp, cık cık yapar: “Hayır, sana söylemiştim, kafan Yahudi kafası değil, Tevrat’a basmaz! Söyle bana, aynı bacadan içeri düşen iki adamdan birinin kirlenip, ötekinin temiz çıkması mümkün müdür?

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER