Gençleştiren çeşme

Gençleştiren çeşme

Gençleştiren çeşme

Adam eve gelir karısına koşarak derki
– Karıcım bir çeşme buldum.

Kim bu çeşmeden bir bardak su icerse 10 yaş gençleşiyormuş.

Yarın gidip içicem demiş Karısıda
– Tamam bey dene gel bakalım dogrumu der.
Adam sabah ilk işi oçeşmeye gitmiş.

Bir bardak su içmiş 30 yaşına gelmiş bir bardak daha 20 yaşına gelmiş.

Hemen eve koşup kapıyı calmış karısı kapıyı acmış.
– Buyurun kimi aramıştınız. Adam:
– Beni tanımadın mı? Ben kocan. Dogruymuş bak gençleştim.

Hemen sende git gençleş bekliyorum demiş.
Kadın koşarak çeşmeye gitmiş.

Bir bardak içmiş 30 yaşına gelmiş bir bardak daha içmiş 20 dayanamamış bir bardak daha 10 yaşına gelmiş.

Eve koşa koşa gelmiş. Kapıyı çalmış kocası kapıyı açınca karşısındaki çocuga sormuş:
– Buyur çocum kimi aradın? Kadın
– Tanımadın mı bey? Benim karın. Adam şaşırıp:
– Senmisin hanım? Ne yaptın?
– Dayanamadım bey
– Öylemi. Ben seni şimdi ne yapayım?

*ittir git bir bardak daha iç. Ananın *mına kadar yolun var.

BONUS FIKRA

Kasabanın en zenginlerinden olan Murat ağa, kendisinin çok akıllı olduğu için servet sahibi olduğunu sanırmış.

Cumadan cumaya camiye gelirmiş.

Caminin yakınında, etrafı sağlam taş duvarlarla çevrili, içinde çok çeşitli meyve ağaçları olan büyük bir bahçe içinde, üç katlı kocaman bir evi varmış.

Süslü ve pahalı elbiseler giyer, gururla dolaşırmış.

Nasreddin Hoca’nın cuma vaaz ve hutbelerini dinledikten sonra, vaaz işine gelmiyorsa;

“Hoca, sen dünya işlerine karışma, din işi ayrı, dünya işi ayrı”der bilgiçlik taslarmış.

Bir gün Murat ağa’nın evinde yangın çıkmış.

O sırada cemaat öğlen namazından çıkmaktaymış.

Murat ağa camiye doğru koşup, Nasreddin Hoca’ya ve cemaate hitaben:

“Aman Hocam yetişin! Evimden alevler çıkıyor.

Şu yangını söndürelim”diye feryat eylemiş.

Hoca sakin ve aldırışsız bir sesle:

“Bak komşu, Kırk yılda bir de olsa bugün senin sözünü dinleyelim.

O yangın bizim asla karışmamamızı istediğin bir dünya işidir. Hem meraklanma.

Ev birkaç saat içinde kül olur ve yangın da söner.

Ahirette, ateşten bir evde sonsuz yaşamaktan korkmayan, senin gibi cesur, yiğit, zengin, akıllı bir adamın böyle ufak bir yangın için telâşı da ne demek olur!”demiş.

Bademli

Lunaparkta bir yarışma; tüfekle karşıdaki hedefi tam ortadan vuran hediye kazanıyor.

Bir adam geliyor.

Dili dönmez sarhoş bir durumda olduğu her halinden belli:

-Deneyebilir miyim? diye sorar.

İşletmeci: Kardeşim git işine, sarhoşsun, elinden kaza çıkacak.

Fakat adamın ısrarlarına dayanamaz.

Birde ne görsün, atış tam isabet.

Adama küçük bir su kaplumbağası hediye verir.

Biraz sonra adam bir daha gelir.

Bu kez daha sarhoş ama yine isabet ettirmeyi başarır.

Al sana bir kaplumbağa daha.

Üçüncü kez gelir, ayakta duramaz ama yine isabet ettirir kurşunu.

İşletmeci kaplumbağaları kalmadığından adamın eline büyük oyuncak ayı tutuşturur.

Sarhoş şaşkın şaşkın bakar ve sorar:

-Bademli kurabiyelerinden kalmadı mı ya?.

Balığın başı çok doyurucudur

İki adam gece vakti bir lokantaya girer. İkisi de çok acıkmıştır ve lokantacıya elinde ne varsa getirmesini söyler.

Lokantacı, bu gün çok iş yaptığını elinde 1 tane balık haricinde yiyecek hiçbir şey kalmadığını söylemiştir.

Yaşlı olan hemen atılır. Ben balığın sadece başını yemek istiyorum diğerini genç arkadaş yesin. Sebebini merak eden genç hemen atılır.

Neden sadece başını yemek istiyorsun? Ben bunda bir bit yeniği seziyorum. Sizin gibi ihtiyarların mutlaka bir bildiği vardır.

Adam cevap verir.

– “Balığın başı çok doyurucudur, hem de en önemli özelliği zihni açmasıdır, insanın beynini hep genç tutar.

Genç adam da

– “Dur bakalım ihtiyar öyleyse bu benim hakkım, senin genç kalacak neyin kalmış bu yaştan sonra ihtiyacın da kalmaz zaten demiş balığım başını ben yiyeceğim der.

Adam itiraz etmez.

Neyse Yaşlı adam balığın baş hariç kalan kısmını bir güzel yer ve açlığını giderir.

Genç olansa oyuna geldiğini anlasa da artık çok geçtir.

İhtiyara dönerek:

Neden sadece başını yemek istiyorsun? Ben bunda bir bit yeniği seziyorum.

Sizin gibi ihtiyarların mutlaka bir bildiği vardır.

Adam cevap verir.

– “Balığın başı çok doyurucudur, hem de en önemli özelliği zihni açmasıdır, insanın beynini hep genç tutar.

Genç adam da

– “Dur bakalım ihtiyar öyleyse bu benim hakkım, senin genç kalacak neyin kalmış bu yaştan sonra ihtiyacın da kalmaz zaten demiş balığım başını ben yiyeceğim der.

Adam itiraz etmez.

Neyse Yaşlı adam balığın baş hariç kalan kısmını bir güzel yer ve açlığını giderir.

Genç olansa oyuna geldiğini anlasa da artık çok geçtir.

İhtiyara dönerek:

Neden sadece başını yemek istiyorsun? Ben bunda bir bit yeniği seziyorum.

Sizin gibi ihtiyarların mutlaka bir bildiği vardır.

Adam cevap verir.

– “Balığın başı çok doyurucudur, hem de en önemli özelliği zihni açmasıdır, insanın beynini hep genç tutar.

Genç adam da

– “Dur bakalım ihtiyar öyleyse bu benim hakkım, senin genç kalacak neyin kalmış bu yaştan sonra ihtiyacın da kalmaz zaten demiş balığım başını ben yiyeceğim der.

Adam itiraz etmez.

Neyse Yaşlı adam balığın baş hariç kalan kısmını bir güzel yer ve açlığını giderir.

Genç olansa oyuna geldiğini anlasa da artık çok geçtir.

İhtiyara dönerek:

– “hani hem tok tutar ve zihni açardı bu balık, ben halen çok açım der.

Yaşlı adam da hemen ona dönerek:

– Zihni açmaz olur mu etkisini hemen gösterdi.

Oyuna geldiğini yedikten sonra nasıl da anladım.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER