Furdim oni da

Furdim oni da

Furdim oni da

Temel ile dursun okyanus üzerinde uçarlarken uçak arızalanır ve denize düşer. Kazadan sadece bu ikisi kurtulur ve yüze yüze güç bela bir adaya çıkarlar. Kurtarma ekipleri de sadece bunların ikisinin kurtulduklarını uydulardan gözler.
Aradan bir yıl geçer. Bunlar adada kadınsızlıktan delirirler ve buna bir çare aramaya başlarlar.

Dursun: La Temel naapalum bileymisun?
Temel : Naapalum?
Dursun : Ormana gidelim iki tane kocaman gövdeli ağaç keselim, biri sana biri bana, sonra onlara pirer tane deluk delelim, onları karı gibi kullanalım.
Temel zaten dünden razı kabul eder.
Yaklaşık bir sene sonra kurtarma ekipleri adaya çıkarlar ve yalnızca temeli bulurlar.

–:Biz sizin iki kişi olduğunuzu biliyoruz, diğeri nerede?
–:Furdim oni.
–:Neden?
–:Benim karıya sulandı

BONUS FIKRA

AV

Ülkemizin tanınmış genç avukatlarından biri, yaban kazı avı zamanı, tüfeğini alıp Karadeniz sahillerine çıkmış.

Uçarken görmüş kazı.. “dannn!.” kuş döne döne inmeye başlamış yere.. düşmüş sonunda ama, arazide bir çit var, onun öte yanına.. kazı almak için çiti aşmağa çalışırken, yaşlıca çiftçi temel çıkıvermiş ortaya..

“Ne yapıyorsun benim arazimde?..”

“Şu yaban kazını vurdum da, almaya çalışıyorum..”

Yaşlı çiftçi temel “o arazi benim olduğuna göre, içindeki kuş da benimdir” diye terslemiş. avukat tayfun sesini yükseltmiş..

“Ben bu ülkenin en büyük avukatlarından biriyim. beni uğraştırma.. mahkeme masrafı falan der, çiftliğine kadar alırım bak!..”

Yaşlı çiftçi gülmüş..

“Biz karadeniz’de böyle küçük sorunları mahkemeyle değil, ‘üç tekme’ kuralıyla çözeriz..”

“Nedir o üç tekme kuralı” diye sormuş, avukat, merakla.

“Şöyle” demiş, yaşlı çiftçi..

“Önce biri ötekine 3 tekme vurur, sonra öteki..sonra gene ilki.. biri pes edene kadar..”

Avukat genç, güçlü kuvvetli, sportmen.. çiftçi ihtiyar.. “ben bunu haklarım” deyip içinden “kabul” diye bağırmış..

“Burası benim arazim olduğuna göre ilk vurma hakkı bende” demiş, yaşlı temel.. ve bir tekme atmış avukatın kasıklarına..

“Ugggh” diye dizlerinin üzerine çökmüş avukat.. ikinci tekme tam midesine gelmiş ki, avukat öğlen yediği yemekleri çıkarayazmış, “böğğğ” diye ve dört ayak haline gelmiş yerde..

Yaşlı temel üçüncü tekmeyı tam kıçına kondurunca, avukat öne kapaklanmış.. önde de çiftçinin ineğinin biraz evvel oraya bıraktığı ıslak tezek var.. suratı aynen gömülmüş içine..

Avukat “şimdi sıra bende, ihtiyar tilki” diye doğrulmuş, ağzına kadar giren pislikleri, ceketinin koluyla temizlemeye çalışırken..

Yaşlı temel gülmüş.. “pes ediyorum. bir kaz için dövüşmeye değmez. al kuşunu git!..”

Paraşüt

temel askerde paraşütle atlama eğitimi alıyormuş, eğitimi veren komutan askerlere;

“bakın çocuklar birazdan uçaktan paraşütle atlayacaksınız.

atladıktan sonra paraşütün açılması için şu görmüş olduğunuz ipi çekiyorsunuz, şayet bu ipi çektikten sonra paraşüt açılmazsa şu alt tarafta başka bir ip daha var onu çekersiniz, baktınız yine açılmadı şu sağ tarafta bir ip daha var onu çekersiniz kesin açılır.

yere indikten sonra aşağıda sizi bir araç bekliyor olacak ona binip birliğe geri geleceksiniz” der.

temel uçağa biner atlama yerine geldiğinde komutanı temel’e atlamasını emreder.

temel atlar biraz düştükten sonra temel ilk ipi çeker biraz bekler paraşüt açılmaz, diğer ipi çeker yine açılmaz, neyse son ipte kesin açılır diye düşünür ama çektiğinde paraşüt yine açılmaz.

temel aşağı doğru süzülürken yere dikkatli bir şekilde bakarak şöyle der; “ulan kesin araçta beklemiyordur ha”.

Kurt Borsacı ile Genç Borsacı

kurt borsacı ile genç borsacı kırsalda sohbet ederek yürüyorlarmış.

yürürken ihtiyar kurdun gözüne az ilerdeki inek boku çarpmış. birden bire genç borsacıya dönerek,

– şu yerdeki pisikten ye on bin tl vereyim sana demiş.

genç olan şaşırmış. düşünmüş kendi kendine ulan hangi boku yemiyoruz ki, on bin iyi para demiş, atmış ağzına bir parça.

ihtiyar kurt çıkarmış on bini saymış gencin eline.

neyse yürümeye devam etmişler ki az ilerde bir parça pislik daha.

genç olan altta kalmamak öte yandan ihtiyarı yoklamak için aynı teklifi yapmış.

-abi sen ye on bin ben vereyim sana demiş.

ihtiyar bi yandan demin boşluğuna gelip gereksiz teklifini düşünürken genç borsacının teklifini duyunca hemen kabul etmiş.

hoop atmış bir parçayı ağzına. bu sefer genç borsacı on bini vermiş geri ihtiyar kurda.
yürümeye devam ederlerken genç borsacının kafa karışık, içi içini yemekte.

en son dayanamayıp ihtiyar kurda sorar.

-abi aynı boku sende yedin ben de yedim de ne kazandık biz bu işten demiş.

ihtiyar pişkin bir şekilde,

-on bin + on bin toplam yirmi binlik işlem hacmi oldu, daha ne olsun.

Fotoğraf

adam ve kadın barda karşılaşırlar. aradaki sıcak etkileşim sonucu soluğu kadının evinde alırlar.

ateşli bir sevişmeden sonra adam yatağın yanında duran fotoğrafı bakar.

bu arada adamın kulağı ile meşgul olan kadına;

“hey baksana bu adam senin kocan mı?” diye sorar.

kadın “ı- ıh ” diye cevap verir kısaca ve adam ile uğraşmaya devam eder.

ama adamın kafasına takılmıştır bir kere.

“peki erkek arkadaşın mı?” diye sorar.

kadın yine kısaca “yo” diye cevap verir.

adamın merakı iyice artmıştır.

“o zaman baban yada erkek kardeşin olmalı”

kadın gülümseyerek “hayır,hayır değil”

adam dayanamaz ve “allah aşkına söyle o zaman kim bu adam”

kadın kafasını adama çevirir gözlerinin içine bakar ve gülümser; “2 yıl önceki fotoğrafım.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER