Bu pozisyon kaçmaz

Bu pozisyon kaçmaz

Bu pozisyon kaçmaz

Bir gun Temel’le Fadime evlenmişler
Ve Gerdek odasına girmişler.
Fadime bir bakmış Temel’in Papağanı onları izliyor.
Demiş ki Temele:

– Eğer bu papağan bizi izlerse ben yapmam.
Temel’de hemen Papagana donmus ve:
– Dön arkanı yoksa anani ederim. demis.
Papağan da arkasını dönmüş ve Temel ile Fadime işi bitirmişler.
Sabah olunca Bavulları toplamışlar.
Ancak bir bavul bir türlü kapanmıyormuş.
Bunun üstüne araların da şu konuşma geçmiş:
– Hadi Temel bastır.
Hayır olmuyor Fadime girmiyor bir türlü.
Hadi bas bas. Olmuyor…
Temel bakmış olmayacak demiş ki:
– Dur ben dolabın üstüne çıkayım sen tut ben atliyim ve bu işi bitirip gidelim.
Papağan bunun üzerine çok merak etmiş ve bunlara doğru dönüp:
– Değil anamı sülalemi etsen bu pozisyon kaçmaz.

BONUS FIKRA

Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri, bir gün balonla dolaşmaya çıkar.

Aksilik bu ya, pusulasını aşağıya düşürür ve kaybolur.

İnmek için uygun bir yer ararken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve alçalır.
-“Pardon. Ben neredeyim acaba?” diye sorar.
– “Yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin” der adam. Yönetici sinirlenir:
-“Sen mühendissin değil mi?” diye sorar.
-“Evet.” der adam. “Nereden bildin?”
– “Çünkü başım belada ve sana bir soru soruyorum.

Verdiğin cevap 100% doğru fakat hiç bir işime yaramıyor.”
-“Sen de yöneticisin değil mi?” diye sorar Adam.
-“Evet sen nereden bildin?”

–Adam “Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmuşsun.

Pusulan yok, berbat durumdasın.

Fakat bu şimdi benim sucum oldu.”

Şapkacının torunu

Zamanında, geçimini şapka yapıp köy köy satarak sağlayan bir amca varmış.

Bir gün köyün birine giderken yorulmuş, bir ağacın altında dinlenmeye koyulmuş,

kafasında şapkası yanında satacağı şapkalar olduğu halde.

Uyandığında bir de ne görsün ağaçtaki maymunlar adamın şapkasını almışlar,

sadece kafasındaki şapka duruyor.

Adam düşünmüş ne yapsam ne etsem de şu şapkamı alsam diye.

Maymunların adam ne yaparsa onu taklit etmesinden yararlanarak başında şapkasını çıkarıp ortaya atmış,

maymunlarda başındaki şapkalarını yere atmışlar. Adam şapkasını da alarak yaşadığı yere geri dönmüş.

Bir gün ölüm döşeğine düştüğünde torununa onunla aynı mesleği yapmasını ve nasihat olarak da yaşadığı olayı anlatıp aynı tepkiyi vermesini söylemiş ve hakka yürümüş.

Torunu da aynı mesleğe sahip olduktan sonra aynı yerden geçerken yorulmuş,

aynı ağacın altında kafasında şapkası olduğu halde uykuya dalmış,

uyandığında kafasındaki şapka duruyor ama satacağı şapkalar yok.

Başını yukarı kaldırınca şapkaları çalan maymunları görmüş herbir dalda ve dedesinin anlattıkları aklına gelivermiş.

Dedesi ne yaptıysa aynılarını o da yapmış, tabi maymunlarda onu taklit etmişler.

En sonunda başındaki şapkayı çıkarıp dedesi gibi ortaya atıvermiş ama hiçbir maymun şapkalarını aşağıya atmamış.

İçlerinden biri temsilci olarak ağaçtan inip yanına yaklaşmış ve aniden toruna bir tokat atıp

“SENİN DEDEN VAR DA BİZİM YOK MU!”

Yeşilaycı

bıyıkları cigaradan sararmış dayı parkta bankta oturmuş,

keyifli keyifli cigarasını tüttürüyormuş, yanına yeşilaycı biri oturmuş.

sigaradan rahatsız olduğunu hissettiren eleman dayıya dönmüş,

-eleman: merhaba, uzun zamandır sigara içiyorsunuz galiba,

-dayı: 40 senedir içerim.

(dayının bıyıklarına bakarak) -eleman: çok içiyorsunuz galiba,

-dayı: günde 2 paket içerim.

-eleman: peki alkol alıyor musunuz?

-dayı: her akşam demlenirim.

-eleman: mesela 40 yıl her gün 2 paket sigara içmeseniz şu rezidans sizin olabilirdi,

üstelik her akşam demlenmeseydiniz gördüğünüz şu mercedes’e de sahip olabilirdiniz demiş.

cigarayı tüttürmeye devan eden dayı elemana dönmüş,

-dayı: sigara içiyor musun?

-eleman: hayır,

-dayı: alkol?

-eleman: ne alkol ne de sigara kullanırım. sağlık bir yana, keseme de zarar efendim.

-dayı: peki şu rezidans senin mi?

-eleman: hayır,

-dayı: ya şu mercedes?

-eleman: o da benim değil.

sigaradan son bir fırt çeken dayı elemana dönerek,

-dayı: işte o gördüğün rezidans da, şu karşıdaki mercedes de benim.

-eleman: …

Meraktan

Kadının biri çırılçıplak koşup taksiye biner.

Taksi şoförüne “falanca yere gidelim” der.

Taksici “tamam” der, sürer arabasını.

Yolda giderlerken şoför ikide bir dikiz aynasından kadına bakar.

Buna sinirlenen kadın:

-Ne bakıyorsun, hayatında çıplak kadın görmedin mi?

Şoför kadına bakar ve şöyle der:

-Yok abla ondan değil, ben parayı nerenden çıkaracaksın onu merak ediyorum!

Hava Yağmurluydu

adam’ın tek’i günlerden bir gün kilise’ye gider.

amacı, “papaz’ı bulup” günah çıkartmak.

“papaz efendi benim bir günahım var, karımı aldattım” der.

“anlat evladım açılırsın, tanrı bağışlayıcıdır” der papaz.

“geçtiğimiz ay hanımla akşam yemeği için baldızın evine gittik, gece hava yağmurluydu, eve geri dönemedik.

o gece orada kaldık ve ben baldızla beraber oldum” der günahkar fani.

“üzülme oğlum, sen dua et tanrı affeder” der papaz.

bunun üzerine “papaz efendi benim bir günahım daha var” diye bir mırıltı daha duyulur.

“anlat evladım, tanrı bağışlayıcıdır” der papaz.

“geçen hafta bir akşam kayın valideyi ziyarete gittim. hava yağmurluydu, gece eve geri dönemedik.

o gece orada kaldım ve kayınvalide ile beraber oldum.”

papaz, yine “üzülme oğlum sen duanı et” diye öğüt verir.

bunun üzerine günah çıkartan fani bakar ki, ortam uygun, sözüne devam eder:

“dün gece de çalışmak için sekreterimin evine gittim. hava yağmurluydu,

bu sebepten eve geri dönemedim. o gece de orada kaldım ve sekreterimle beraber oldum.”

papaz bu laf’ı duyunca, hemen kafasını pencereden dışarı uzatır:

“hava bozuyor, yağmur yağmadan bastır git.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER