Bostan

Bostan

Bostan

Adamın biri sebze yetiştirip at arabasına yükler şehire götürüp satarmış.

O gün gene sebzeleri yüklemiş, üstlerini örtmüş ve karısıyla yola çıkmış.

Yolda bir tanıdığını görüp onu da yanına almış ve karısına arkaya geçip oturmasını istemiş.

5 dk sonra karısı gelip adamın boynunu, kulaklarını öpmeye başlamış. Adam;
– ”git be kadın bak başkası var geç yerine” demiş.
Biraz sonra kadın gene gelmiş, adamın orasını burasını ellemeye başlamış.. Adam;
– ”Git işine, akşama kadar sabret, ulu orta olmaz” demiş.
arkasına dönüp bakınca kadına kızarak bağırmış;
– ”*mına *oyd*ğumun karısı, kalk o salatalıkların üstünden git marulların üstüne otur” demiş…

BONUS FIKRA

Mafya babası evli sevgilisinin evine gitmeye karar vermiş ve adamlarına

“Ben içeri girdikten sonra hemen büyük bir branda ayarlayın ve pencerenin hemen altına dört ucundan gerin” demiş.

“Eğer kocası gelirse kapıyı bir kere çaldırın, aşağıya atlayacağım, yakalanıp karizmayı çizdirmeyelim.. Tamam mı?” Adamları, “Başüstüne patron”. der

Mafya babası kadının evine girmiş, tam yatağa uzandığı anda evin kapısı çalınca bizimki tereddütsüz 4. kattan aşağı atlamış.

Kadın üzerine alelacele bir şey alıp kapıyı açmış ki karşısında patronun adamlarından biri…

“Yenge” demiş adam mahcup bir şekilde önüne bakarak, “Patrona söyle branda bulamadık!”

Kısa fıkra dan çıkartılacak ders :

Ekibini becerikli ve de çözüm üretebilen bilgili insanlardan kuracaksın.

Cezanın Cezası

Adamın birisi eşiyle birlikte giderken trafik polisi durdurup, ehliyet ve ruhsatını istemiş.

Trafik polisi ruhsatı incelerken adam dayanamayıp sormuş;

– Affedersiniz memur bey, bir kural hatası mı yaptım?

– Evet emniyet kemerinizi bağlamayı unutmuşsunuz.

Tam o sırada eşi müdahele etmiş.

– Memur bey, siz bu adam bilmezsiniz.

Ben dersem her zaman tersine yapar.

Bir türlü beni dinlemez.

Daha evden çıkarken emniyet kemerini bağla dedim.

Sırf ben dedim diye bağlamadı.

Biraz önce köşeye dönerken yine uyardım.

Bak emniyet kemerini bağla dedim, inat etti yine bağlamadı.

Siz bu adamı bilmezsiniz öyle inat öyle inat ki, bir bir türlü beni dinlemez.

Ona dedim ki, birazdan trafik polisi karşıma çıkarsa, ya bizi durdurursa ne yapacaksın?

İşte dediğim oldu. Ödesin de cezayı aklı başına gelsin.

Beni dinlemezse daha çok cezalar öder, çok perişan olur.

İşte bu adam böyle bir ada

m evlendiğimizden beri beni bir türlü dinlemez.

Öyle inat, öyle inat ki…

Trafik polisi, kadının daha fazla konuşmasına meydan vermeden, adam ehliyetve ruhsatını uzatmış;

-Beyefendi, buyrun ehliyet ve ruhsatınızı, gidebilirsiniz.

Size zaten Allah cezanızı vermiş.

Bir de ben ceza yazmayım, cezanın cezası olmaz!…

Kızın nasıl? Oğlun nasıl?

İki yaşlı kadın yolda karşılaşır, sohbete başlarlar.

– Kızın nasıl iyi mi?

– Ay sorma. Kızım o kadar rahat ki… Kocası elini sıcak sudan soğuk suya sokturmuyor.

Hatta kahvaltıyı bile kocası yatağına kadar götürüyor

. Avrupa gezileri, mücevherler, altınlar, bol para… Durumları çok çok iyi…

– Maşallah, maşallah! Peki oğlun nasıl?

– Ah, ah! Hiç sorma!.. Öyle pasaklı bir kadına düştü ki kahvaltıyı bile oğlum hazırlıyor, üstelik gelinin yatağına kadar götürüyor.

Daha neler canım, Avrupa gezileri, altınlar, mücevherler, para yetiştiremiyor. Yazık oldu zavallı oğluma…

Yanlış anlama

İhtiyar köylü hayatında ilk kez trene binmişti.

Boş gördüğü ilk yere oturdu ama çok geçmeden memur geldi, biletleri kontrole başladı ve ihtiyara;

“-Lütfen kalkın” dedi,

“-Biletiniz üçüncü… burası birinci…”

İhtiyarcık kalktı, tren sarsıntısından güçlükle yürüyerek arkadakığ vagona geçti.

Yine ilk rastladığı boş yere oturdu.

Ancak memur oraya da gelmişti.

“-Babacığım burası da değil”

“-İkinci burası… Sen üçüncüye gideceksin. Daha arkada….” dedi.

Adamcağız yine kalktı, arka vagona geçti. Burası da yataklı vagondu.

Biçare ihtiyar o sarsıntıda zorlukla yürürken, eline gelen ilk tokmağı tuttu. Birden kapı açıldı.

Yataklı vagonun o kompartımanında,, o gün evlenip balayına çıkmış genç bir çift vardı.

İhtiyar gayet nazik sordu;

-Afedersin evlat, kaçıncı? Üçüncü mü?

Yeni damat, yataktan hırsla bağırdı:

-Sana ne be? Sana mı hesap vereceğiz?

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER