Anlaşamıyoruz

Anlaşamıyoruz

Anlaşamıyoruz

Arkadaslari ile partiye giden Alican orada Sharen Stone’a benzer bir kiz görüp ona hayran kaliyor. Yavasça kizin yanina sokulup:
-“Pardon size 50 milyar versem benimle bir gece olur musunuz?
Bunun üstüne kiz:
-“Tabi diyor neden olmasin..”
Alican daha sonra tekrar soruyor:
-“Peki size 1 milyon versem benimle bir gece olur musunuz?”
Bunun üstüne kiz:
-“Siz beni ne zannettiniz??”
Alican cevabi yapistirir:
-“Ne oldugunu anladik da parada anlasmaya çalisiyoruz…”

BONUS FIKRA

 Birlukte İçtuk

Bir hastanenin acil servisi. Yayaya çarpan araçtaki iki kişiden biri aldığı alkolden zom durumda sedyede yatıyor. Polisler alkol ölçen aracı sedyede yatan sarhoş sürücüye üfletmeye çalışıyorlar ama nafile. Bunun üzerine yol arkadaşı, polislere müdahale ediyor:

-Memur pey, pen üflesam onun yerune olmaz mi, zaten ayni masada birlukte içtuk

Deney Faresi

Deney kafesinde baba fare, bilgiçlik taslayarak oğluna açıklıyordu:

– Bak oğlum her zaman sabırlı ve akıllı ol. Babandan örnek al. Senin bu baban var ya, azmetti sonunda şu gördüğün bilim adamını her düğmeye bastığımda bana peynir vermesi için eğitti…der

Sebebi Ne Acaba ?

Temel bir gün doktora gitmiş ve meramını doktora aktarmış:

– Doktor bey parmağımı karnıma bastırıyorum acıyor, omzuma bastırıyorum acıyor,

kalbime bastırıyorum acıyor, kafama bastırıyorum acıyor, gözüme bastırıyorum acıyor…

Doktor bu duruma çok şaşırmış. Temel’e yapılabilecek bütün tahliller yapılmış ama bir şey çıkmamış. En sonunda anlaşılmış ki Temel’in parmağı kırık…

Bonus Fıkramı

Temel gizli ajan olmuş. Saksılara konulan mikrofonların

paslandığını fark edince hemen bir not bırakmış:

ÇİÇEKLERİ SULAMAYIN, MİKROFONLAR PASLANİYİ 

abdürrahim efendi

abdürrahim efendi uzun entarisi ile dolaşır, altına don giymezmiş..

bir gün çarşıda dolanırken şiddetli bir rüzgâr çıkmış.. entari havalanmış..

abdürrahim efendi’nin açıkta kalan maslahatını herkes görmüş..

esnaf kendi arasında homurdanmış, bu uygunsuz durumu kadı’ya kadar duyurmuşlar..

kadı da abdürrahim efendi’yi adaba mugayir davranışlarından dolayı yargılamak üzere mahkemeye çağırmış..

dava görülmeye başlamış..

kadı kimlik tespiti yaparken sormuş:

“evli misin?”

“evliyim.. dört karım, dört de cariyem var..”

“kaç çocuğun var?”

“dur hele kadı efendi düşüneyim?”

abdürrahim efendi başlamış düşünmeye, düşünürken de parmak hesabı yapmaya..

“birinci karıdan altı çocuk.. ikinciden dört çocuk.. üçüncüden iki kızım var ellerinden öper..”

“on iki etti.. başka?”

“küçük karıdan da üç çocuk.. cariye kullarından ikişer çocuk daha..”

bizimki sadece sayı söylüyor.. hesabı kadı yapıyor..

“on dokuz etti.. başka?”

“başka yok kadı efendi.. hanımlardan üçü hamile.. cariye kullarından da ikisi yüklü..”

“yani beş çocuk daha yolda..”

“sayende kadı efendi..

kadı bu ifade üzerine biraz düşünmüş..uzun, kır sakallarını karıştırmış..

karşısında boynu bükük duran abdürrahim efendi’ye uzun uzun baktıktan sonra “yaz kâtip” deyip hükmünü açıklamış..

“abdülmecit’ten olma razıya’dan doğma abdürrahim efendi’nin don giymeye fırsat bulamadığından beraatine..”

beyin gücü

temel bir gün eğlenmek için sirke gitmiş. sirkte bir adam aslan kafesinin başına aslanlara bakıyormuş. bir süre sonra, adam kafasını nereye çevirse, aslanlar oraya gitmeye başlamış. sonra adam aslanların kafesinden ayrılmış, timsahların kafesinin başına gitmiş. yine durum aynı tabi; bir süre bakıştıktan sonra timsahları da yönetmeye başlamış adam.

temel bu olaydan çok etkilenmiş; gösteri bitimi adamı kuliste bulmuş. “kardeş, nasıl yaptın bu yaptıklarını” falan diye sormuş adama. adam da “tabi ki beyin gücümle” demiş. “benim beyin gücüm bu varlıklardan üstün olduğu için, onları beyin gücümle eziyorum”.

temel derhal bu olayı denemeye karar vermiş. kulisten çıkmış, dışarıda gördüğü bir akvaryumun başına geçmiş.. içindeki süs balığına bakmış, bakmış, bakmış…

bir süre sonra kulisten çıkan şovmen temeli akvaryumun karşısında bulmuş. temel ağzını açıp kapatıyormuş

temel ve içki

zamanın birinde temel avrupa’ya gider.

bir gün bir bara girip barmenden üç bira ister ve hepsini içer.

üç-beş defa böyle yapinca barmen merak eder ve sorar:

“pardon, niye hep üç tane bira içiyorsunuz?

temel cevap verir:
“ben, dursun ve hamdi, bizler üçüzüz. hepimiz dünyanin farkli yerlerindeyiz.
hepimiz de bara girdigimizde birbirimizin yerine bira içeriz, öteki iki birayi o yüzden içiyorum” der.

yine günlerden bir gün temel aynı bara gelir fakat bu kez iki bira ister.

temel biralari içtikten sonra tam kalkacakken barmen sorar:

“başınız sağolsun efendim, kardesinizin biri öldü heralde?” deyince, temel cevap verir:

“hayir ben içkiyi biraktim!”

5000 tl

ekonomik kriz yüzünden büyük para problemi olan temel,çocuk kaçırıp fidye istemeye karar vermiş.

şehrin büyük bir parkında çocuğun birini gözüne kestirmis. önce bir not yazmıs :”çocuğunu kaçırdım. bunu yaptıgım için üzgünüm ama kusura bakma çünkü gercekten paraya ihtiyacım var. yarin sabah saat 7’de falanca parktaki filanca ağacın altına bir siyah çantada 5000 tl getir. imza: laz.”

çocugun yanına gitmiş, notu çocuğun ceketinin iç cebine koyup, doğruca evine gitmesini ve notu babasına göstermesini söylemiş… ertesi sabah parka geldiginde söylediği agacın altında, söylediği renkteki çantada içinde 5 milyar olan emaneti bulmuş. paraların yanında bir de not varmış :

“paran purada ama bir laz hemşehrisine nasil peyle bir şey yapar inanamayrum”

90 lık temel

90 yaşına gelen temel, 80’lik karısı fadime’ye “hadi” demiş:

– gel sevişelim.

– ula temel, sevişmeyeli 30 yıl oldu; unuttum o işi.

temel’in ısrarı üzerine yatmışlar.

bir süre sonra temel başlamış titremeye, fadime panikte:

– ne oluyorsun temel?

– vallahi fadime ben de bilmiyorum; ya gidiyorum, ya geliyorum !

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER