YAŞAM

98'in mayısı bavulunu toplayıp gitmeye hazırlanırken; hemşirenin kızımı kucağıma verdiği andaki şaşkın bakışlarımdaydı yaşam..

SALİM YILMAZ salimyilmaz1967@gmail.com

YAŞAM

98'in mayısı bavulunu toplayıp gitmeye hazırlanırken; hemşirenin kızımı kucağıma verdiği andaki şaşkın bakışlarımdaydı yaşam..

Belki de; 2010'un kasımında vücudunda türlü çeşitli makineler bağlı rahmetli anamın baş ucunda, O'nunla konuşurken; doktorun ' Sizi duyamaz! ' dediği anda elimi hafifçe sıkıp sol gözünden süzülen göz yaşında saklıydı..

Yaşam, belki de Gülhane Parkı'ydı.. Bir kızı ilk kez öptüğüm ve ‘ Ceviz Ağacı ‘nı merhum Cem Karaca'dan bizzat dinlediğim Gülhane Parkı.. Belki de Vietnam'ın Çin sınırındaki Sapa'sıydı; bir restoranında altın serisi tadında rakımı yudumladığım.. Afrika’nın kuzeybatısında, Sahra Çölü’nde ( deve sidiği içmek değil de) kara gözlü çocukların yoksulluğuna isyandı yaşam..

Kimi zaman sevinç, çoğu zaman hazandı.. Tayland'da tropikal yağmurlarla, Havana'nın Malecon'unda Atlantik Okyanusunun dalgalarıyla yıkanmaktı..

Okumaktı yaşam.. Okuduklarımda yaşamak.. Cumalı'yla Urla'nın Kuşçular'ında rakı, Hemingway'le İsviçre'de bir göl kenarında şnaps yudumlamaktı..  Steinbeck'le bitmeyen kavgaya karışırken, Orwell’la ‘ Büyük Biradere ‘ kafa tutmaktı..

Yaşam!

Kavuşmaktan çok ayrılık, gülmekten çok ağlamaktı.. Çoğu kez tükürdüklerimi yalamak ama; asla tuş olmamaktı..

Yaşam, vakti geldiğinde anasız- babasız kalmak; vakti geldiğindeyse çoluk çocuğa karışmaktı. Acıyı bal eylemek; kan kusarken kızılcık şurubu içtiğini söylemekti..

Bir kedinin patisinde, bir köpeğin ıslak burnunda, bir kanaryanın zarif kanadında şefkatle dolmaktı..

Kimi zaman , ‘ Umut ‘ bir uçak olmuş son hızla yere çakılırken; ikinci bahar şarkısını mırıldanarak dünyama dalan, elimi ve yüreğimi tutarak cennetin yolunda yürüdüğümüz bir peri kızıydı..

Yaşam,güçlünün değil haklının yanında olmaktı.. Kendimi bildiğim andan itibaren benimsediğim değerlere toz kondurmamak, yaşam felsefemin iz düşümünde milim kıpırdamadan yürüyebilmekti..

Yaşam!

Elli küsur yıl önce, sıcak bir temmuz sabahında ebeden yediğim tokatla başladı.  Her insan evladı gibi ağlamak oldu yanıtım. Ertesinde, bir daha ağlamamak üzerine kurmaya çalıştığım düzenin aşkıyla bir koşuşturmaydı..

Düşüp düşüp kalkabilmek ve her şeye rağmen dimdik ayakta durabilmekti yaşam…

Tüm yazılarını göster