'' EV HAPSİ'' YERİNE ''İÇİNE DÖNMEK''

Evler kimi zaman genişliyor, kimi zaman dar geliyor bu süreçte. Kendimize istesek de istemesek de çarpıyoruz. Üstelik sanırım bu sefer kendimizden başka kaçacak yerimiz de yok

TUĞÇE GÜLÇİÇEK tugcegulcicek95@gmail.com

“Ev Hapsi" yerine “İçe Dönmek ”

Evler kimi zaman genişliyor, kimi zaman dar geliyor bu süreçte. Kendimize istesek de istemesek de çarpıyoruz. Üstelik sanırım bu sefer kendimizden başka kaçacak yerimiz de yok.

Bazılarımız çok zorlanıyor biliyorum. Evde duramayan, kendisinden bir şeytan yaratıp onunla evde tıkılı kalan, boşluğa düşen canı sıkılan… “Ne zormuş insanın kendiyle kalması” diyorlar, “Ne kadar çokdışardaymışız!”

Çok belirsiz ve zor süreçlerden geçiyoruz. Hiçbirimiz hazırlıklı değildik böylesine. Bu yüzden inkar mekanizmamız devrede. Ama ne yazık ki bir şeyler değişti. Yoğun endişeler içerisindeyiz. Her şey o kadar kontrol dışında ki!

Evde sosyal medya ile kurduğumuz ilişki, kendimizi gösterme, üretken olma çabamız şu an yaşadığımız şoku meşrulaştırmaya çalışıyor gibi geliyor bana. Hiçbir şeyindeğişmediğine dair yanılsama yaratmaya çalıştık ilk zamanlar.


Dış dünya da bizden sürekli bir performans beklenti içinde sürekli koşalım, üretelim, tüketelim deaynı zamanda, Sanki bu hengamede kendimizle kalmayı çok ıskaladık; hem de sadece var
olarak.Yani neysek o. Kendimizden sürekli bir beklenti halindeyiz. Aslında sürekli bir şeyler
okumak, izlemek zorunda değiliz. Kendimize sürekli yeni işler çıkartıyoruz. Oysa durup bunu
sindirmeye ihtiyacımız var.

Tabi bu gene dış dünyanın sanki kendi üzerimizde yarattığı baskı.
Üretmek isteyen elbette üretebilir ama böyle bir baskı duyuluyorsa bunu düşünmek gerek. Evdeyizve sürekli kendimize çarpıyoruz. Üretmek zorunda mıyız? 100 senedir görülmemiş bir pandemi
Sürekli üreterek, hareket ederek ,tüketerek bir şeyler yapıyoruz. Modern insanın alışık olduğu tavırbu. Tatillerimizde bile oradan oraya koşturup duruyoruz. Evde kendimizle kalmada sıkıntılar yaşıyoruz. Kendimizle kalma kapasitemizde sıkıntılar var.


Ailemizleysek, partnerimizle isek etkileşimi sürdürmemiz gereken günlerden geçiriyoruz. Belki deçok uzun zamandır bu kadar baş başa kalmamıştık.
Birbirimize çok da vakit ayıramıyoruz koşturma içinde. Özlediğimiz kişilerle vakit geçirebilme,
ertelediğimiz, görmezden geldiğimiz sorunlarla yüzleşme, teması yeniden kurmak adına bir alan tanıyabilir evde olduğumuz zaman.


Alışık olmadığımız duygular ortaya çıkıyor ve bulaşabiliyor hem de hızlıca. Sosyal medyada
geçirdiğimiz vakit çok arttı. Çok fazla bilgi kirliliğine maruz kalıyoruz bu da kaygı ve korkumuzu arttırıyor. Güvenilir bilgi kaynağına ulaşabilmek önemli.
Aynı zamanda teknoloji hiç bu kadar kurtarıcı olmamıştı onun nimetlerinden tam da şimdi
yararlanma zamanı.

Küçücük odalardan kepengi indirilen dünyaya bağlanıyoruz. Psikoterapi
seansları, seminerler online sisteme geçti. Birçok kültür-sanat faaliyetlerine, yoga-meditasyon
derslerine internet üzerinden ulaşabiliyor. Birçok dünya orkestrası arşivini açmış durumda.
Internette canlı yayın yapanlar, masal, öykü okuyanlar, konser verenler var.
Aklıma şu soru geliyor.

Modern yalnızlıklarımız var ya hani, severiz o yalnızlığı. Çünkü özgür olmak isteriz. Bir kafede yalnız başımıza otururuz mesela. Ama anımsayın, yalnız oturuyorsak bile bizi sosyal hissettirecek cep telefonları her zaman cebimizde hazır duruyor. Peki modern yaşamın sunduğu özgürlükler ortadan kalktığında geriye yalnızlıktan başka ne kalıyor?

Tüm yazılarını göster