BÜYÜKLERİN ELLERİNDEN KÜÇÜKLERİN GÖZLERİNDEN

Doğduğum 1967 yılının ‘ Şeker ‘ ve ‘ Kurban ‘ bayramlarında rahmetli anamın karnındaymışım!. Ocak ve mart aylarında kutlanmış, kaçırmışım!.

SALİM YILMAZ salimyilmaz1967@gmail.com

BÜYÜKLERİN ELLERİNDEN KÜÇÜKLERİN GÖZLERİNDEN

Doğduğum 1967 yılının ‘ Şeker ‘ ve ‘ Kurban ‘ bayramlarında rahmetli anamın karnındaymışım!. Ocak ve mart aylarında kutlanmış, kaçırmışım!.

Bayramın anlamı, çoğunlukla büyüklerimize ziyaret amacıyla gittiğimiz İzmir’den  Aydın ve ilçesi Bozdoğan’a yaptığımız seyahatlerdi. Yılını doğrulatacağım anam va babam yoklar; ama ilk hatırladığım yolculuk 1971 yılındaydı. Bir trafik kazasıyla da mimlenmişti sanki!. Kutlayacağımız bayramlar varmış ki; kurtulmuşuz.

Bayramın bayramı haykırdığı, şimdiki gibi tatil olarak algılanmadığı yıllardı.

Mutlaka göçmüş yakınlarımızın mezar ziyaretleri olurdu proğramda. Küslerin barışmalarına da şahit olduğumu hatırlıyorum. O yıllarda ve yaşlarımda el öperdim; izin verenlerin ellerini tabii! Rahmetli amcam ve Hüseyin Eniştem ellerini öptürmezler; ama esaslı harçlık verirlerdi!.

Panayırların kurulduğunu hatırlıyorum. Oralarda harcardık paralarımızı. Dev gibi bir salıncak aklımdan çıkmaz! Evet, salıncak! 1970’lerin çocukları olan bizlerin sık rastladığı bir şey değildi ki!. İlla ki sallanırdık!

Biz ‘ çıtır pıtır ‘ derdik İzmir’de!. Sanırım yaygın adı çatapattı. Çiğdem gibi, asfalya gibi isimlendirmişiz onu da; İzmirliliğime verin, hoş görün..

Mantar tabancalarım da oldu! Namlu ağızından doldurulurdu. Bir keresinde tetiği defalarca çekmeme rağmen patlamayınca; niye patlamadığını anlamak amacıyla namluya bakma gafletinde bulunduydum da zehir olmuştu bayram!.

Yeni giysiler alırdık.. Anamla ve kardeşlerimle Kemeraltı’na giderdik.. Paramız yettiği kadar gari; yapar alış verişimizi dönerdik evimize. Kurban değilse o bayram; bir görev daha vardı beni bekleyen!. Babama nöbet yazılmışsa İzmir’de kalırdık mecburen 80’li yılların başında; gidemezdik Aydın’a falan!. Yanlış anlaşılmasın!. Asker ya da polis değildi rahmetli. Tariş’ten emeklidir. İşletme müdürleri asker emeklileriydi o yıllar ve nöbet yazarlardı!. Anamla pazara gidip canlı tavuk alırdık ‘ Bayram Yemeği ‘ için. Kesmesi anamdan, tüylerinin yolunması bendenizden.. Hey gidi günler!.

‘’ Nerdee o eski bayramlar ‘’ örgütünün azılı bir üyesi gibi yazdım, di mi? Kızım Zeyno okuduğunda bu satırları perçinleyecektir örgüt üyeliğimi!!! 

Ama, bu bayram başka.. Çok başka hem de!. Çocukluğum ve gençliğimde altmış yediydi; şimdilerde 81 olan illerimizin tamamında  sokağa çıkamıyoruz, öpüşüp el öpüp öptürüp kucaklaşamıyoruz!. Bir müsibet var ki başımızda ‘ Düşman başına ‘ falan da diyemiyoruz!. Gezegence aynı derdin kurbanlarıyız!.

Bir farklılık yaratabiliriz ama! Bir format hazırlayıp o formatı herkese göndermek yerine sevdiklerimizin adını yazmak suretiyle samimileştirebiliriz o mesajları.. Ya da hiç uğraşmayıp telefonla, görüntülü olarak arayıp bayramlaşabiliriz.

Haydi, başlatıyorum ben!

Trhaberler editör kadrosu, Naci Özkan, Samet Kurt, Yusuf Can Keskin, İlbey Uçar, Dilek Bozkurt, Ali Özev, Tuğçe Gülçiçek, Fevziye Balcıoğlu, Pınar Holt, Ebru Küçükgökdemir, Sevinç Yılmaz, Ayşegül Yıldız, Fedai Barcan, Büşra Baysal, Ezgi Kaygısız, Buse Doğan, Büşra Yurtsever ve Cem Akçay bayramınız kutlu olsun..

Benim canım ülkem, bayramın kutlu olsun…

Tüm yazılarını göster