Ahmet Taşgetiren: Bülent Arınç neler diyor öyle?

Ahmet Taşgetiren: Bülent Arınç neler diyor öyle? Karar Gazetesi yazarı Taşgetiren,"Bülent Arınç’ın 'Aklını başına al ey savcı!' demesi gelişigüzel ifadeler değil. Babacan'a açılacak FETÖ soruşturması, dönemin Başbakanı Erdoğan'ı da hedef alır" dedi.

Ahmet Taşgetiren: Bülent Arınç neler diyor öyle?

Ahmet Taşgetiren: Bülent Arınç neler diyor öyle?

Karar Gazetesi yazarı Taşgetiren,"Bülent Arınç’ın 'Aklını başına al ey savcı!' demesi gelişigüzel ifadeler değil. Babacan'a açılacak FETÖ soruşturması, dönemin Başbakanı Erdoğan'ı da hedef alır" dedi.

Ahmet Taşgetiren: Arınç neler diyor öyle?

Gazeteci Yazar Ahmet Taşgetiren, 'Arınç neler diyor öyle?' başlıklı bugünkü yazısında; Bülent Arınç'ın son günlerde aldığı maaş ve Ali Babacan ile ilgili açıklamalarını ele alarak, Arınç'ın aslında ne demek istediğini açıkladı. Ali Babacan’a FETÖ’den soruşturma açılması olayı, FETÖ davalarında ilginç bir safhayı daha Türkiye gündemine taşıdığını dile getiren Taşgetiren, Bülent Arınç’ın 'Aklını başına al ey savcı!' demesi gelişigüzel ifadeler değil. Babacan'a açılacak FETÖ soruşturması, dönemin Başbakanı Erdoğan'ı da hedef alır açıklamasında bulundu. Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğine getirilen ve alınacak maaş tartışmaları için ise, Arınç'ın kendini savunduğunu belirtti.

İşte Ahmet Taşgetiren'in bugünkü köşe yazısı:

Ali Babacan’a FETÖ’den soruşturma açılması olayı, FETÖ davalarında ilginç bir safhayı daha Türkiye gündemine taşıdı.

Olay, öncelikle soruşturmanın açılma seyri bakımından dikkat çekici. Babacan bakanlıktan ayrılalı yıllar olmuş. FETÖ davaları başlayalı yıllar olmuş. “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışmaları başlayalı yıllar olmuş. Bir gün Babacan’ın parti kuracağı haberleri piyasaya düşmeye başlıyor ve düğmeye basılıyor. Önce Hazine’de çalışan birisinin “Bakanlığı sırasında bürokrasiyi FETÖ’cülerle doldurdu” tarzında bir suç duyurusu, ardından soruşturma…

Aklınıza gelen soru tam da bu alandaki yargı problemini ortaya koyuyor: Babacan parti kurma girişiminde bulunmasaydı bu soruşturma açılır mıydı?

Demek ki bizde yargı bir takım siyasi hesaplarla giyotin görevi ifa edebiliyor.

Olayın ikinci safhası Bülent Arınç’ın bir tv programındaki çıkışı ile devreye giriyor.

Buna geçmeden önce Arınç ile ilgili bir hususa daha işaret etme gereği duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliği, alınacak maaş tartışmaları içinde Arınç kendini savunuyor ve aldığı parayı nereye sarf edeceğini söylüyor. Şunlar onun sözü:

“Buradan gelecek olan para ne kadarsa yarısını burs, yarısını da KHK’larla mağdur olan binlerce kişi var. Daire başkanı adam, dava açılmamış, takipsizlik kararı alınmış, ama görevine iade edilmemiş. Bir kısmının eşi evlere temizliğe gidiyor, yumurta satıyor. KHK’larla işlerinden atılmış, beraat kararı almış, kovuşturmaya yer olmadığı kararı alınmış insanlar var. Benim çevremde, ailemden insanlar var.”

Arınç kendini savunuyor ama bu arada FETÖ davaları içinde yaşanan bir dramı da kamuoyu gündemine taşıyor. Demek ki neymiş: KHK mağduru binlerce kişi varmış. Takipsizlik kararı almış, ama göreve iade edilmemiş. Bir kısmının eşi temizliğe gidiyormuş.

Olayın ikinci safhası, dedim ya…

Babacan’a soruşturma haberinden sonra Kübra Par’ın Habertürk tv’deki programına çıkıyor Bülent Arınç. Kendisine Babacan soruşturması soruluyor. Önce “Acaba bütün bunlar bir kurgu-kumpas işleyişi içinde mi cereyan ediyor!..” diye bir cümle kuruyor. Ardından “Eğer bunu Ali Babacan’ı engellemek için yapıyorsanız, bu aksine parti kurmasını çabuklaştırır…” diye ilave ediyor. Daha sonra da: “Felaket! Çok yanlış. Sayın savcı şunu bilsin. Bakanlar Kurulunda ortak sorumluluk esastır. Bunu düşünsün ve aklını başına alsın…” notunu ekliyor. Sözlerinin bam teli de şu cümlelerde odaklanıyor:

“Bu savcılar hukuku biliyorlarsa bence Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bugünkü hükûmete karşı bir yanlışın içindeler…”

Kübra Par hemen soruyu soruyor:

“Hukuken mi siyaseten mi?”

Arınç devam ediyor:

“Hukuken de yanlış, siyaseten de yanlış. Bir bakanın yargılanması için Anayasada özel hükümler vardır. Yani bir bakanın icraatı içinde soruşturmaya konu olacak bir şey varsa, burada bakanlar kurulunun ortak sorumluluğu esastır. Siyaseten de yanlış… Demek o günkü başbakana gücün yetmiyor, bu yüzden onun bakanından hesap sormaya kalkıyorsun. Yarın onun avukatı mahkemeye gelip ortak sorumluluğun bakanlar kuruluna tevcih edilmesi gerekir dese, evet ben de bunu istiyorum mu diyecek? Sayın Savcı bunu düşünsün ve aklını başına alsın…”

Bu gelişmelerin peşinden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kovuşturmaya yer olmadığına karar veriyor ve dosya rafa kaldırılıyor.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER