Zukoko Mokoko

Zukoko Mokoko

Zukoko Mokoko

Bir gün bir rehber afrikada kaybolmuş ne hikmetse?.. neyse bu rehberi afrika kabilelerinden zukoko kabilesi yakalamış ve kabile reisinin yanına götürmüşler.
sormuşlar;
– ”ne yapalım sahip”.
Kabile reiside demiş’ki;
– ”İki seçenekten birini tercih edecek. Birincisi; (mokoko) yani *ikmek ikincisi ölüm birini seç”.
Rehberde;
– ”mokoko” demiş.
ve bütün kabile rehberi anlarsınız işte mokoko… oHhhHh… 1 hafta geçmiş üzerinden rehbere tekrar sormuşlar;
– ”ölümmü? mokoko’mu?”.
rehber artık canında bezmiş ve;
– ”ölüm” demiş.
Kabile reisi ise;
– ”Tamam o zaman ölene kadar mokoko”…

BONUS FIKRA

Nasreddin Hoca kasabanın pazarına gitmiş. Eşeğini bir yere bağlamış.

Alış veriş yapmış. Döndüğünde eşeğini bağladığı yerde bulamamış.

Hiç vakit kaybetmeden bir tellâl tutmuş. Şöyle bağırtmaya başlamış :

– “Eşeğimi kim bulup getirirse, semeriyle, yularıyla ve üstündeki her şeyle beraber eşeğimi ona vereceğim.”

– “Hoca efendi” demişler, “eşeği bulana verecek olduktan sonra ne diye arıyorsun ?”

– ” Kaybolan şeyi bulmanın keyfini bilmezsiniz siz!” demiş Hoca;

“Eşeği bulup getirene mükâfat olarak o eşek yeter.”

“Gençliğimi bulup getirene bütün servetimi veririm.”

“Cenneti bulsam, canımı da veririm.”

Buradan Hayatta Atlayamazsınız

Bir uçakta pilot aniden hostesleri çağırmış ve demiş ki:

─ Uçak düşmek üzere. Tüm yolculara atlamalarını söyleyin. Şu anda deniz üzerindeyiz ve denize çok yakın uçuyorum, atlarlarsa kurtulma şansları var ama atlamazlarsa herkes ölecek!

Tabii, böyle bir şeyi insanlara yaptırmak çok zor. Hosteslerden en akıllısı düşünmüş taşınmış, “Herkese uygun bir dille anlatılırsa uçaktan atlamaları sağlanır.” diye karar vermiş ve ilk olarak Amerikalı kafilenin yanına gitmiş:

─ Sayın yolcularımız; üzerinde bulunduğumuz alan Japonlar’ın araştırma laboratuarlarıyla kaplı. Eğer oraya ulaşırsanız Japonların teknoloji tüm sırlarını kaparsınız!

Bütün Amerikalılar koşarak çıkışa gitmişler ve atlamışlar; Sonra hostes İngilizler’e yönelmiş:

─ Sayın yolcularımız, şu anda dünyanın en geniş ve verimli sömürgeleri üzerindeyiz; eğer hemen el koyarsanız sonsuza dek sizin olurlar!

Bütün İngilizler hevesle atlamışlar. Sıra Fransızlar’a gelmiş. Hostes:

─ Bayanlar baylar, affedersiniz rahatsız ediyorum; fakat rica etsem uçaktan atlar mısınız? Şimdiden teşekkür ederim, demiş. Fransızlar:

─ Tabii, mersi, deyip sırayla atlamışlar. Hostes bu kez Almanlar’a yönelmiş:

─ Atlayın aşağı çabuk! diye bağırmış. Alman kafile “Heil!” diyerek atlamış.

Ve sıra gelmiş Türklere. Hostes yandan yandan gülümseyerek ve koltuğa hafif dayanarak şöyle demiş:

– Siz var ya… Buradan hayatta atlayamazsınız…

Kötü Karne

İş çıkışı eve gelen baba, karne günü olmasının verdiği büyük heyecanla çocuğunun odasına yöneldi. Odanın kapısını açtı…

Kapının ardında onu karşılayan oda karşısında adeta küçük dilini yutmuştu. Oğlu bütün odayı temizlemiş, yatağını toplamış ve büyük bir titizlikle odasına çeki düzen vermişti.

Büyük bir hayretle odayı incelerken oğlunun yatağının üzerinde bir mektup olduğunu farketti. Yine büyük merakla oğlunun kendisine yazdığı mektubu okumaya başladı…

Sevgili Babacığım,

Sana ve anneme bu satırları yazarken size layık bir evlat olamamanın verdiği büyük üzüntüyü taşıyorum. Öyle ya size sevgilim diye tanıtacağım (siz bu mektubu okurken muhtemelen evlenmiş olduğum) kızı onaylamayacağınızdan adım gibi emindim.

Büyük bir tutku ve aşk ile bağlandığım Sema’nın sizi hayal kırıklığına uğratmasından korktuğum ve sizi üzmek istemediğim için sevgilimle birlikte evden kaçmaya karar verdik. Bütün vücudunda dövmeleri olan, alkol kullanan, her yerine küpe takan bir gelininiz olsa ne olurdu sanki.

Hem onun sayesinde er*inin aslında o kadar da kötü bir şey olmadığını öğrendim ben. Er*ini nasıl yetiştirebileceğimizi, nasıl pazarlayacağımızı öğrenmeye çalışıyoruz.

Kendi ihtiyacımızı da çıkarmış oluyoruz böylece. Ayrıca Sema’nın aids tedavisi içinde çok paraya ihtiyacımız var. Bu sayede bu hastalıktan da kurtulacak.

He bu arada 3 ay kadar sonra bir torunun olacağını da söylemek isterim. Bütün bu yazdıklarım için endişelenmeni istemem baba. Sonuçta ben artık 15 yaşında bir delikanlıyım ve başımın çaresine bakabilirim.

Önemli Not: Sevgili babacığım yukarıdaki yazdıklarımın hiç birisi doğru değil. Ben Ahmetlerdeyim. Sadece sana masanın üzerinde duran karneden daha kötü şeylerin hayatta var olabileceğini göstermek için bu mektubu yazdım 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER