Yazmayın memur bey

Yazmayın memur bey

Yazmayın memur bey

Lokantadan çıkan Temel, karşısında ceza yazan trafik polisini görünce, itiraz etmiş:
– Polis Bey, lütfen ceza yazmayın.
Polis ceza makbuzunu yazmaya devam ederek, cevap vermiş:
– Beyefendi, bu cezayı yazmak zorundayım; aracınızı yanlış yere park etmişsiniz.
Temel yine itiraz etmiş:
– Memur Bey, işgüzarlık yapıyorsunuz.
Temel’in bu sözüne sinirlenen trafik polisi, arabanın kabak lastiklerini görünce ikinci ceza makbuzunu yazmaya başlamış.

Temel bir daha itiraz etmiş:
– Memur Bey, sizin yazdığınız ceza bana vız gelir!..
– Ya, öyle mi?
İyice sinirlenen trafik polisi, ilk iki ceza makbuzunu aracın cam sileceğine sıkıştırdıktan sonra, üçüncü ceza makbuzunu yazmaya başlamış.

Trafik polisiyle ceza yazdığı aracı baş başa bırakan Temel, yolun karşısında duran arabasına binerek gazlayıp gitmiş.

BONUS FIKRA

Minik kız elinde karnesiyle evden içeri girmiş. Karnesini babasına göstermiş.

Babası bir bakmış baştan aşağı pekiyi, bir iki tane de iyi var, ama öğretmen karnenin altına şöyle bir not düşmüş:

– “Çok akıllı ve yetenekli bir çocuk fakat bir kusuru var, derste çok konuşuyor.

Buna nasıl son verebileceğimiz hakkında fikirlerim var, en kısa zamanda siz velisiyle de paylaşmak istiyorum.”

Baba bunun üzerine karneyi imzalamış ve öğretmenin görüşlerinin altına kendi de bir not düşmüş:

– “Lütfen paylaşalım, çünkü işe yararsa ben de annesinde uygulayacağım…”

Yeni Şöför

Taksicilikte ilk günü olan şoför ilk müşterisini alır.

Taksiye binen müşteri araç biraz ilerledikten sonra bir şey sormak için, şoförün omuzuna hafifçe dokunur.

Şoför bir çığlık atıp panikler, direksiyonun kontrolünü kaybeder ve kaldırıma çıkıp, bir vitrinin önünde arabayı durdurur.

Şoför müşteriye döner ve:

“Bir daha bunu yaparsan gözünü patlatırım!” diye bağırır.

Müşteri bu duruma çok şaşırır.

Şoföre döner ve şaşkın bir bakışla;

“Ufacık dokunmanın sizi bu kadar korkutup sıçratacağını düşünemedim, özür dilerim” der.

Bu arada kendini toparlayan taksi şoförü müşteriye dönüp;

“Haklısınız, sizin kabahatiniz yok.

Bugün benim taksideki ilk günüm, 25 senedir cenaze arabasında şofördüm de birden canlandın sandım.”.

Darı

adamın biri kendini darı zannediyormuş.

ailesi ve yakın çevresi ne kadar darı olmadığını söylese de adamı inandıramıyorlarmış.

en sonunda doktora götürmüşler.

uzun bir tedavi sürecinden sonra adam darı olmadığını itiraf etmiş.

doktor artık iyileştiğini düşünerek taburcu etmeye karar vermiş.

son bir kez daha doktor sormuş:

artık darı olmadığını kabul ediyor musun?

adam: darı değilim doktor bey ama kafama

takılan bir problem var

doktor: nedir?

adam: şimdi ben kendimin darı olmadığımı biliyorum

ama dışardaki tavuklarda biliyor mudur?

Temel’in Arkadaşı Niyazi’ye Mektubu

“Niyazicuğum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi.

Bi yandan da ağlayi. Zaten dertlerini hep pağa açar. dedi ki:”Habunlari anliyamadum.

O yüzden da yapamadum. Yarın öğretmen beni dövecek dedecuğum.”

Pende dedum ki;Ağlama uşağum, punun içun öğretmen adam dövmez.

Şimdi oni çözeruk.Ne mümkün Niyazi kardaşum.Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmişlar.

Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeşer dakka istirahat vermiş.

Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş.

Tiren 5 saat sonra gideceği yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya olacakmiş.

Uğraştum yapamadum. Uşak ağlay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi.

Diyrum oğa ki:-“Ula damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim, belki o bilebilur.

Yahutta sabah olsun ben usaği şoforler cemiyetine götüreyum.

Onlar arasinda belki tirenle yariş etmiş bi şofor vardur da bize nasihat verur.”Ha, biz bi yandan da uşaga tireni tarif ediyruk.

Tiren görmemiş ki. Ne anasi görmiş, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum’dan Sivas’a gittiydum.

Neysa kardaşum, o gece çok kizdum.

Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacindan duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduğuni sanay.

Biz gelduk araba yariştiriyruk. Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur?

Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacaği saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler sağa otobosun ineceği zamani.

Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Uşacuklarda şarki yok, türki yok, oyun yok; dayamiş matamatigi. Ayuptur ya!

İşte Niyazum hal böleyken böle. Yanaklarindan opdim gardaşum.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER