Yaşlı ve unutkan avcı

Yaşlı ve unutkan avcı

Yaşlı ve unutkan avcı

Atmasıyla ünlü yaşlı ve unutkan bir avcı birgün yine avcıların bulunduğu kahveye girer ve başlar anlatmaya:
-” Bikeresinde dağlarda geziyorum karşı dağda bi geyik gördüm hemen nişan alıp ateş ettim güm diye yere düştü 6-7 saat yürüdüm anca ulaştım bide ne göriiim geyik benim 5 mislim hemen sağ bacağını kesip vurdum omuzuma

ava devam ettim bi baktım öteki dağdada bi geyik var onuda oracıkta vurdum başladım yürümeye

9-10 saat sonra yanına vardım bi baktım ötekinin 3 katı onunda sol bacağını kestim vurdum omuzuma başladım köye inmeye…”

Derken yaşlı ve unutkan amcaya telefon gelir ve görüşmak için kalkar aradan 5-10 dak.geçer amca geri döner ve sorar:
-“Nerde kalmıştık gençler” herkes bi ağızdan
-“Bacaklar omzundaydı dede”derler.
Amca gururlu bi şekilde oturur ve devam eder anlatmaya;
-“Verdim *arraaa, verdim *arrraaaaa.

BONUS FIKRA

Kadın eşine sorar:

“Ben ölürsem ne kadar sürede evlenirsin?”

Eşi: “Toprağın kuruduğu zaman” der…

Ve kadın 2 sene sonra ölür…

Eşi her mezarına ziyarete geldiğinde toprağı ıslak görür ve üzgün geri döner..

Ve aylar sonra bir gün mezarlığa giderken kayınçosunu görür ne yaptığını sorar…

Oda: “Ablamın toprağını suladım, ordan geliyorum;

kurumasın, ölmeden önce vasiyet” etti der….. Adam güler ve der:

“Ah kadınlar… Kadınlar… Öteki dünyadan bile bu dünyayı yönetirler!

Morg

bir gün savcı, morga gelen cesetlere bakmış.

birinci ceset sırıtıyormuş..
-“bu niye sırıtıyor?” diye sormuş. ordakiler de:
-“lotoda 6 bildi sevinirken kalpten gitti..” demişler.

ikinciyi açmışlar o da sırıtıyomuş..
-“niye bu da sırıtıyor?” diye sormuş savcı. ordakiler de:
-“30 yıl sonra 1 trilyonluk iddiayı kazandı, sırıtırken gitti!” demişler.

sıra temel’in cesedine gelmiş. açmışlar, kömür gibi sırıtan bir ceset çıkmış.
savcı sormuş: “bu niye böyle?” diye..

ordakiler de:
-“aslında onu yıldırım çarpmış ama o fotoğraf çekiliyor sanmış, poz vermiş..”

Kawasakili & Ferrarili

ferrari hastası adam pazar günü ferrarisini yıkamış yola çıkmıştır.

yanına kawasakili bir motosikletli yaklaşır.

kawasakili; abi kawasakiyi biliyormusun kawasakiyi?
ferrarili; bilmiyorum kardeşim…

kawasakili basar gider ferrarili bu duruma içerlenir ve yetişir kawasakili yine sorar;

kawasakili; abi kawasakiyi biliyormusun kawasakiyi?
ferrarili; bilmiyorum!!

ve yine kawasakili arayı açıp gözden kaybolur.

ferrarili durumu kabullenip yavaşlar bir kaç kilometre sonra kawasakili motorcu yerde kıvranıyor ve kawasakisi dağılmış vasiyette görünce sağa yanaşıp iner ferrarisinden.

kawasakilinin yanına gelir.

ferrarili; ne oldu senin kawasakiye?
kawasakili; abi kawasakiyi biliyormusun kawasakiyi?
ferrarili; biliyorum!
kawasakili; freni nerde?

kaz yollasam yolar mısın?

padişah veziriye beraber tebdil-i kıyafet içinde dolaşmakta, esnafla sanki sıradan iki kişilermiş gibi muhabbet açarak tebaası hakkında bilgi toplamaktadır.

saraya dönerken yolda çalışan bi köylüye rastgelirler. padişah,

-selamün aleyküm ey pir u fani, der.
-ve aleyküm selam ey serdar-ı cihan, der köylü.
-altılarda ter dökmedin mi?
-döktük ama altıya altı katmazsak otuzaltıya varılmıyor.
-e hiç gece de mi kalkmadın peki?
-kalktık kalkmasına ama ellere yaradı.

-peki sana bi kaz göndersem yolar mısın?
-hem de ciyaklatmadan.
-e hadi allahaısmarladık o zaman.
-selametle.

saraya doğru yollarına devam eder padişahla vezir. padişah vezirine,

-iyi adamdı, muhabbeti pek hoştu, der.
-hünkarım affeyleyin ama ben pek anlayamadım ne konuştuğunuzu, der vezir.
padişah sinirlenir,
-sen o konuşmadan bi şey anlamadın mı yani?
-devletlum…
-höt!… sana akşama kadar mühlet. ne konuştuğumuzu çözdün çözdün, yoksa kelleni vurdururum.

veziri bi telaş alır. tek çare köylüyü bulmaktır. köylünün yanına koşar akşam çökmeden hemen önce.

aralarında şu şekilde bi konuşma geçer.

-selamün aleyküm.
-aleyküm selam.
-sen padişaha serdar-ı cihan dedin oysa o tebdil-i kıyafet içindeydi. nasıl anladın padişah olduğunu?
-on altın ver söyleyeyim.

altınları aldıktan sonra,
-benim asıl mesleğim dericilik. padişahın üstündeki deri öyle her köylü kısmının giyeceği deriden değildi oradan anladım.
-haa, peki “altılarda ter dökmedin mi?
döktük ama altıya altı katmazsak otuzaltıya varılmıyor” ne demek?
-yirmi altın ver söyleyeyim.

parayı alır,
-ilkbahar yaz altı ay çekmez mi, altı ay çalışmadın mı ki hala çalışırsın dedi, ben de bi altı ay daha çalışmazsak boğazımıza yetmiyor dedim.
-haa, peki “e hiç gece de mi kalkmadın?
kalktık kalkmasına ama ellere yaradı” ne demek?
-elli altın ver söyleyeyim.

vezir elli altını da verir,
-hiç çocuk yapmadın mı diye sordu, ben de yaptım ama hepsi kız oldu gelin olup gittiler, bana bakacak bi erkek evladım yok, dedim.
-haa, peki “sana bi kaz göndersem yolar mısın?
hem de ciyaklatmadan” ne deme.. hassiktiiiiiirrrrr!!..

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER