Yalan söylerler

Yalan söylerler

Yalan söylerler

Bir otobus dolusu politikacı seçim kampanyası için Teksas’ta dolaşıyorlardı.
Otobus buyuk bir çiftliğin yanından geçerken, otobus şöförunun dalgınlığı yüzünden derin bir şarampole uçtu.

Çiftci kosarak geldi. Gece kurda kuşa yem olmasınlar diye cesetleri gommeye başladı.

Ertesi sabah, şerif soruşturma için çiftliğe geldi.
Ciftciye Sordu:

-“Otobusdeki bütün polikitacıları gömdün demek…
Hepside ölüydü, eminsin değil mi?”

Çiftci cevap verdi:

-“Bazıları yaşadıklarını iddia ettiler ama politikacıları bilirsiniz..
Nasıl yalan soylerler.”

BONUS FIKRA

Aslan, sırtlan ve tilki ormanda avlanmaya başlamışlar. Av verimli geçmiş ve bir ceylan bir koyun ve bir de tavuk yakalamışlar. Aslan dönüp tilkiye sormuş. “Söyle bakalım bu yakaladığımız avları nasıl paylaştırırsın?” Tilki uyanıklığı ile cevap vermiş. “Yüceler yücesi kralım bundan kolay ne var? Herkesin cüssesine göre paylaştırırım. Ceylan size, koyun sırtlana, tavuk ta bana.

Aslan hemen pençesini tilkiye savunmuş ve tilkiyi yere sermiş. Sonra da sırtlana dönmüş ve sormuş. “Sen söyle bakalım bu yiyecekleri nasıl paylaştırırsın?” Sırtlan, “ey yüceler yücesi kralım, ceylan sabah kahvaltınız, koyun öğle yemeğiniz, tavuk da atıştırmalığınız.” Bu açıklama aslanın çok hoşuna gitmiş. “Söyle bakalım bu adaletli dağılımı kimden öğrendin?” Sırtlan “şu yerde yatan tilkiden öğrendim az önce kralım.”

Derici

çok soğuk bir kış günü padişah, tebdili kıyafet gezmeye karar vermiş. yanına baş vezirini alıp yola çıkmış. bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş.

padişah ihtiyarı selamlamış.

– “selamünaleyküm ey piri fani”

– “aleykümselam ey serdar’ı cihan.”

padişah sormuş.

– “altılarda ne yaptın ?”

– “altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor.”

padişah gene sormuş.

– “geceleri kalkmadın mı ?”

– “kalktık…lakin, ellere yaradı.”

padişah gülmüş.

– “bir kaz göndersem yolar mısın ?”

– “hem de ciyaklamadan.” demiş adam.

padişahla baş vezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. padişah baş vezire dönmüş.

– “ne konuştuğumuzu anladın mı ?”

– “hayır padişahım.”

padişah sinirlenmiş.

– “bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.”

korkuya kapılan baş vezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. bakmış adam hala orada çalışıyor…

– “ne konuştunuz siz padişahla?”

adam, baş veziri şöyle bir süzmüş.

– “kusura bakma. bedava söyleyemem. ver bir yüz altın söyleyeyim.”

baş vezir, yüz altın vermiş.

– “sen padişahı, serdar’ı cihan, diye selamladın. nereden anladın padişah olduğunu?”

– “ben dericiyim. onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.”

vezir kafasını kaşımış.

– “peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek.”

adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.

– “padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. ben de yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim.”

vezir bir soru daha sormuş:

– “geceleri kalkmadın mı ne demek ?”

adam bir yüz altın daha almış.

– “çocukların yok mu diye sordu. var, ama hepsi kız. evlendiler, başkasına yaradılar, dedim.”

vezir gene kafasını sallamış.

– “bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek?”

adam gülmüş.

– “onu da sen bul.”

Dünden Razı

adam bir dükkana girer ve bir kova,

10 kg.lık bir boya, bir kaz ile iki tavuk alır.

satıcı aldığı malzemeleri dükkanın dışına kadar taşımasına yardım eder.

adam tüm bu yükleri eve kadar nasıl taşıyacağını düşünürken yanına yaşlıca bir kadın yanaşır ve bir adres sorar.

adam cevaplar;

– orayı biliyorum yürüyerek gidebiliriz, benim evime çok yakın ama bu yükleri nasıl taşıyacağımı düşünüyorum.

– çok kolay, der yaşlı kadın.

boyayı kovanın içine koy ve bir elinle tut iki tavuğu da koltuk altlarına yerleştir, diğer elinle de kazı tut der.

adam yaşlı kadının dediği gibi yapar.

eve doğru yürürlerken adam;

– şurası biraz kestirme oradan daha çabuk varırız.

– olmaz, der yaşlı kadın.

ya o tenhada beni duvara dayayıp eteğimi kaldırıp bana tecavüz edersen?

– yapma kadın, bu kadar yüküm var.

allah aşkına bunları bırakıp bu dediklerini nasıl yaparım saçmalama.

kadın;

– kazı yere koyarsın, kovayı üstüne kapatır boyayı da kovanın üstüne koyarsın. ..

adam sorar:

– tavuklar ne olacak?

-tavukları ben tutarım!

Obama Küba’da

obama, küba’ya gelecekmiş.

kübalılar toplanmış, bir hoşluk yapacaklar. ülkenin en iyi ressamına başvurmuşlar. bir tablo yap, adı ‘obama küba’da’olsun diye.

ressam:

– hadi oradan, demiş, ben adamı görmedim bile. adam hayatında küba’ya gelmedi. şimdi ben nasıl ‘obama küba’da’ diye atmasyondan resim yaparım?”

tesadüf bu ya. bizim temel, puro almaya havana’ya gelmiş o sırada. sıkıntıyı duymuş.

“ben size istediğiniz tabloyu yaparım. bana bir sandık puro verirseniz” demiş. vermişler.

temel bir hafta sonra, kübalılar’ı çağırmış.

– işte tablonuz, demiş. tuvalin üzerini örten bezi hızla aşağı çekivermiş. kübalılar da donuvermişler. tabloda, yatakta iki kişi, al takke ver külah.

– bu ne? diye gürlemiş turizm bakanı.

– bu ne?.. bu kadın kim?..

-obama’nın karısı!” demiş, temel.

– peki bu üstündeki adam kim?

-obama’nın uşağı!

-peki obama nerde ulan!..

-obama küba’da!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER