Uçak

Uçak

Uçak

Birgün Amerikalılar çok güzel bir uçak yapmışlar ve Arap’lara denesinler diye vermişler.Uçak 4 motorlu bir casa uçağıymış.Herneyse Arap pilotlar kalkışa geçmiş ve kalkıştan 10 dk sonra 1.motor infilaketmiş ekranda şöyle bir yazı belirmiş
-“Don’t panic this is American Tecnoloji.
Uçak seyrine devam edecektir” yazmış.Daha sonra bir 10 dk sonra 2.motor ve bir 10 dk sonrada 3. motor infilaketmiş.Ekranda yine aynı yazı.Daha sonra 4. motor infilak etmiş ve ekranda

-“Don’t panic this is american tecnoloji uçak kendini en yakın havaalanına indirecektir yazmiş.Ve dediği gibi uçak kendini indirmiş.Sonra Araplar
-“Americalılar yaptıysa bizde yaparız”diye başlamışlar uçak yapmaya ve sonunda bitirmişler.
Sonra test için bu uçağı amerikaya yollamışlar.Herneyse Amerikalı pilotlar almışlar uçağı ve deneme sürüşü için havalanmışlar.Uçak yine 4 motorlu bir uçak.Uçak kalkışa geçmiş ve geçtikten 10 dk sonra ucagın 1.motoru infilak etmiş ve ekranda bir yazı

…”Don’t panic this is arabic tecnoloji ucak seyrine devam edecektir”diye.
Aradan 10 dk geçmiş ve 2. motor infilak etmiş.Bir 10 dk sonrada 3. motor infilat etmiş.Ekranda yine aynı yazı.Daha sonra bir 10 dk daha geçtikten sonra 4. motor infilak etmiş ve ekranda şöyle bir yazı-“Don’t panic.This is Arabic tecnoloji.Repeat after me.Eşşeduenla ilahe illallah

BONUS FIKRA

Yol Verilmez Alınır

Arkadaşı Temel’e sorar “Ula Temel, sen trafik ışıklarinun anlamlarinu piley misun?” “Pileyrum da!” “O zaman söyle pakayum” “Yeşul geç, sarı dikkatlu geç, kırmızı; çok dikkatlu geç…”
Trafik kurallarıyla vakit kaybetmeyelim, bizim belirlediğimiz kurallarına göz gezdirelim;

Temel yanlış biliyor. Trafik lambalarının anlamı: Yeşil; geç, Sarı: kornaya basarak geç, Kırmızı: Belki kırmızıya yakalanmazsın gazı kökleyip geç.

-Şerit kullanım hakkı, kullanılan aracın beygir gücünün büyüklüğüne göre değişkenlik gösterir.

-Dolu taksinin önünden, boş taksinin arkasından gidilmez.

-Sabaha kadar sinyal verseniz sol şeride geçemezsiniz. Kolunuzu çıkartın! Camdan kolu çıkartarak yol istemek, on sinyal verme gücüne sahiptir!

-Hiçbir ahval ve şerait sizin trafiğe takılmanızı gerektirmez, bulduğunuz her deliğe girin. Yirmi metre ilerlemek için gerekirse benzin istasyonunun bir ucundan girip diğer ucundan çıkın.

-Dar sokak, cadde, kavşak gibi birkaç araç tarafından trafiğin sıkıştığı noktalarda; aracının ‘burnunu ilk önce çıkaran’ daima geçer.

-Geçiş üstünlüğünün uygulanamadığı daha krizli durumlarında, şoförler birbirlerinin yüzüne bakarlar; ‘kararlı bakan’ geçer!

-Dörtlü flaşörü yakan istediği zaman istediği yerde durabilir.

-Altıncı hissine güvenen sürücülerin dikiz aynası kullanmasına gerek yoktur.

-Sürücü zaten altıncı hisse sahip olmalı, sinyal gereksiz olduğundan diğer araçların ne yapacağını kestirebilmelidir. Nadiren zarif sürücüler döner, sonra ‘döndüm sinyali’ verir.

-“U dönüşü yasak” levhası sadece yakınlarda polis varsa geçerlidir.

-Kontrolsüz kavşaklarda yol hakkı kavşağa kontrolsüz girendedir.

-Karşı şeritte kaza olmuşsa yavaşlanır ve izlenir.

-Selektör, şofrün eli ayağıdır. Bazen bir teşekkür, bazen bir uyarı bazen de bir küfür! Selektör dili; Tek selektör; Buyur geç, Çift selektör; Dalgınsın galiba, Uzun süreli selektör; Naaapıyon len!

-Korna ise şoförün gözü kulağı, dilidir. Kısa korna: Bazen teşekkür, bazen selamlaşma.

Orta uzunlukta korna: Yerine göre “uyumasana”, “naaapıyosun kardeşim”, “biraz dikkat etsene” benzeri orta derecede uyarı. Uzun korna; korna uzunluğuna göre yedi cedde kadar uzanabilen küfür içeriği!..

-Şehirler arası yolda araçlar birbirini geçmeden ardı ardına düzgünce sabit hızla ilerliyorsa ilerde radar vardır!..

-Karşı yönden gelen araç gündüz gözü fasılalı biçimde selektör yapıyorsa bu ‘İlerde çevirme var’ anlamındadır.

-Kamyonla şaka olmaz. Ama hafriyat kamyonları tüm yolların efendisidir! Hiyerarşide servis, minibüs, otobüs ve taksilerden önde gelir. Görüldüğünde yol verilir.

-Hacı uğurlama, asker uğurlama, düğün alayı, sünnet alayı, seçim parti konvoylarına asla müdahale edilemez. Bölünemez, sollanamaz!

-Park etmek yasaktır levhası dikkate alınmaz. Dikkate alınmak için aracın tek sileceği havaya kaldırılır, olmadı çizilir. Etkilidir…

Şahane Bir Haftasonu

Yaşlıca bir adam yanında çok güzel genç bir kadınla pahalı mücevherler satan dükkana girer…

Yaşlı adam;

─ Pırlanta bakacağız! der.

Satıcı vitrinden 4 bin dolar değerindeki pırlantayı gösterir.

Yaşlı adam suratını buruşturur;

─ Lütfen en değerli pırlantanızı gösterin! der.

Satıcı bu sefer kasadan bir yüzük çıkartarak uzatır;

─ Bu, en değerli yüzüğüm, 120 bin dolar!

Yaşlı adamın genç ve çok güzel olan sevgilisi, yüzüğe bayılır.

Yaşlı adam çek defterini çıkarıp 120 bin dolarlık bir çek yazar;

─ Bugün cumartesi. Bankalar kapalı. Çeki size bırakıyorum. Pazartesi sabahı bankama telefon edin. Çekin karşılığını aldıktan sonra, çekin üstünde yazılı olan telefonumdan beni arayın. Biz de gelip yüzüğü alırız.

Pazartesi sabahı mücevherci, yaşlı adamı arar;

─ Siz benimle alay mı ediyorsunuz? Hesabınızda hiç para yokmuş!

Yaşlı adam;
─ Sen yüzüğü dükkânında sakla. Çeki de yırtabilirsin. Sayende şahane bir hafta sonu geçirdim.

Eşek ve Abdest

Köyün birine bir imam atanır.

Köylü ile çok güzel anlaşır ama her eşek anırışında, köylünün abdest yenilemesine anlam veremez bir türlü.

Dikkatini çeken bu durumun nedenini sorar.

İçlerinden birisi, yıllar evvel köyün imamının, “eşeğin anırdığını duyarsanız abdestiniz bozulur” dediğini, o yüzden de, yıllardır bunu uyguladıklarını söyler.

İmam, böyle bir şeyin olamayacağını söyleyerek olayı araştırır.

Öğrenir ki, çok yıllar evvel, köyde su olmadığı için köy halkı toprakla abdest alıp, yani teyemmüm yaparmış.

Tabi ki, köye su, eşeklerin sırtında taşındığı için de, o zamanın imamı bir vaazında; “köyde su olmadığı için, abdestinizi toprakla alabilirsiniz ancak, eşeğin sesi duyulduğunda sırtında su taşıdığını bildiğiniz için, toprakla alınan abdest bozulur; çünkü artık su vardır” demiş.

Ancak, vaazı gönülsüz dinleyen bir köylü, sadece “eşek anırmasını duyarsanız abdest bozulur” kısmını duyup, bunu da halka yaydığı için, herkes de sorgulamadan bunu uygulamış.

Görünen o ki, zaman geçtikçe bu hikâyedeki şartlar değişmiş olsa da, insanoğlunun huyu, pek değişmemiş.

Ne yazık ki, hala daha insanoğlu, bir konu hakkında, bilgi edinme, ya da doğrusunu öğrenme yerine, duydukları ile hareket edip, duyduklarına gösterdiği tepkilerle, toplumsal refleksler oluşmasına neden oluyor.

Nereye Gidiyor

Adam en yoğun saatte berbere girip sorar;
─ Ne zaman bana sıra gelir?

Berber;
─ İki saat sonra, der.

Adam çıkar gider.

Üç gün sonra ayni adam berbere girip sorar;
─ Ne zaman bana sıra gelir?

Berber;
─ Bir buçuk saat kadar, der.

Adam çıkar gider.

Bir hafta sonra yine ayni manzara;
─ Ne zaman bana sıra gelir?

Berber;
─ En az bir saat.

Adam çıkar gider.

Son seferinde berber dayanamaz. Adamın ardından çırağını gönderir;
─ Bak bakalım bu herif nereye gidiyor?

Bir süre sonra çırak döner;
─ Adamı izledim usta.

Berber merakla sorar;
─ Ee, nereye gidiyor buradan çıkınca?

Çırak cevap verir;
─ Sizin eve usta!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER