Üç Dilek Hakkı

Üç Dilek Hakkı

Üç Dilek Hakkı

Sihirli bir kurbaga ormanda yalniz yasiyomus. bi gun etrafi gezmeye cikmis ve onune ilk cikan bir ayi ve tavsana kiyak yapmak istemis.
“3 sey dileyin benden ne dilerseniz” demis.
ayi
– bu ormandaki tum ayilar disi olsun ve hepsi bana
hasta olsun demis. kurbaga hemen yerine getirmis istegi
tavsan
– bana bi kask ver demis o da hemen olmus ama ayi
icinden “manyak mi bu tavsan cuvalla para istesin istedigi
kadar kask alsin. deli bu yaaa” demis.
ikinci istek olarak ayi yine

-yan ormandaki tum ayilar disi olsun ve hepsi beni arzulasin demis. trilink!!!! o da tamam tavsan
– bana bi motosiklet verin
demis ve yerine gelmis ama ayi iyicene sasirmis. bu tavsan deli olmali diye dusunmus.
sira gelmis son isteklere ayi
-bu gezgendeki tum ayilar disi olsun ve hepsi benim yanimda olsun demis. kurbaga bu istegi de hemen yerine getirmis.
tavsan once kaski takmis, motora binmis. marsi calistirmis. ve istegini son istegini soyleyip gaza basmis:
– bu ayi ibne olsun!

BONUS FIKRA

Müslümanlığınız Nasıl Belli Olacak

Nasreddin Hoca’nın, ailece oruç tutmayan bir komşusu varmış. Ama adam hep sahur yemeği hazırlattırır, çocuklarını da sahura kaldırır, hep beraber yerlermiş.

Sonunda karısı dayanamamış. Hocaya danışmaya gitmiş;

– “Bizde ne kocam, ne ben ne de çocuklardan oruç tutan kimse yok. Kocam ısrarla bana güzel yemekler yaptırıyor, hep beraber sahurda yiyoruz. Oruç tutmadığımıza göre ne diye her gece sahura kalkalım ?”

– “Öyle konuşma hanım” demiş Hoca , “namaz kılmıyorsunuz, oruç tutmuyorsunuz, sahur da yemezseniz Müslümanlığınız nasıl belli olacak !

Konuşmama Cezası

Bir karı koca evde problemler yaşamaktaydı ve birbirlerine konuşmama cezası uygulamaktaydı. Aniden adam ertesi gün karısının kendisini sabah 5:00 da iş için bir uçuşu olduğundan uyandırması gerektiğini hatırladı.

Sessizliği ilk bozan ve kaybeden kendisi olmamak için, bir kağıdın ‘Lütfen beni sabah 5:00 da uyandır.’ yazdı ve notu karısının bulabileceği bir yere bıraktı.

Ertesi sabah, adam uyandı ancak saatin 9:00 olduğunu ve uçuşu kaçırdığını fark etti. Çok kızdı, tam karısının onu neden uyandırmadığını soracakken yatağın yanında bir parça kağıt buldu. Kağıtta:

-‘Saat 5:00 uyan’ yazmaktaydı.

İntikamın Böylesi

Eve dönen 87 yaşındaki kadın 92 yaşındaki kocasını yatakta bir başka kadınla yakalamış. Fena halde öfkelenmiş tabi… Adamı önce balkona doğru sürüklemiş, sonra da tuttuğu gibi aşağı itmiş.

Eşini öldürdüğü gerekçesiyle mahkemeye çıkarıldığında hakim sormuş:

-Kocanızı neden balkondan aşağı attınız?

-Madem ki 92 yaşında bu işleri yapabiliyor, uçmasını da becerir diye düşündüm hakim bey!…

200 Metre Geride

Temel ile İdris Fransa’ya geyik avına gitmiş. Av da av yani… Deniz uçağıyla bir krater gölüne inecekler, dağlarda avlanacaklar sonra dönecekler… Uçakla av yapacakları yere gelirler pilot;.”Beyler göle indik, size iyi avlar. Bir hafta sonra tekrar bu göle sizi almak üzere iniyorum. Ancak şunu peşin peşin söyleyeyim, adam başı bir geyik taşıma hakkınız var. Deniz uçağı daha fazlasını kaldırmıyor.”

-Tamam, biz zaten seri avı düşünüyor değiliz, asıl kafamız dağılsın diye buradayız.

– Harika, iyi avlar. Rastgele! Bir hafta sonra deniz uçağı göle iner… Pilot bir bakar ki… Bizimkilerin yanında, adam başı iki geyik!

– Bravo da, adam başı tek geyik demiştik. Bu uçak, bu ağırlığı taşımaz.

– Taşır taşır.

-Taşımaz.

– Taşır taşır.

– Beyler bakın! Burası Avrupa Birliği, her şeyin bir kuralı var. Nizam var intizam var! Dört geyikle binerseniz bu uçak havalanamaz.

– Havalanır havalanır.
– Olmaz!

– Geçen yılki pilot havalandı ama…

– Havalandı mı? Dört geyikle mi? Buradan mı?

– Evet tastamam öyle. Geçen yılki pilot, dört geyikle havalandı!

– Madem o pilot yaptı, ben de yaparım. Hayatımda ilk defa böyle bir şey yapıyor olacağım ama kanıma girdiniz. Hadi yükleyin geyikleri, binin, bağlayın kemerlerinizi,

kalkalım. Pilot gazı verir… Deniz uçağı göl üzerinde süratlenir… Süratlenir… Kızaklar sudan kesilir ama uçak bir türlü ağırlığı kaldırıp yükselemez… . Ve sonuçta burun üstü ormanın içine çakılır, bin parçaya ayrılır. Şans eseri kimsenin burnu kanamadan herkes kurtulur. Ormanda, yarı baygın, paramparça olmuş uçağın yanında, bizim avcılardan İdris kendine gelir, kafayı kaldırır… Temel de gözlerini açmıştır… Gözlerini açan İdris sorar:

-Ula Temel , neredeyiz biz? Bizimki şöyle bir etrafa bakar…

– Hemen hemen…. Geçen yıl düştüğümüz yerin 200 metre kadar gerisinde!

İddia

üniversite son sınıf öğrencisi yazılı sınavından kalınca doğru hocasına gider:

-siz sınıfta bırakarak hayata atılmamı önlüyor ve beni cezalandırıyorsunuz.. işin bu yanını hiç düşündünüz mü?

-tabii düşündüm.. hocanın görevi bilgiyi ölçmek, yeterli olmayanı sınıfta bırakmak değil mi?

-iyi. o zaman size bir teklifim var.. bir soru da ben size soracağım.. doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sınıfta kalacağım.. bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sınıfı geçirteceksiniz..

hocanın keyfi yerindedir.. teklifi kabul eder ve öğrenci sorar:
-yasal olup, mantıklı olmayan nedir? mantıklı olup, yasal olmayan nedir? ve de ne mantıklı ne de yasal olmayan nedir?”

hoca uzun uzun düşünür ama cevabı bulamaz.. iddia gereği öğrencisine iyi not vererek sınıfı geçirir.. ama aklı da soruda kalır.. sonunda sınıfın en iyi öğrencisini çağırır, olayı anlatır ve sorunun yanıtını bilip bilmediğini sorar.

öğrenci hemen cevap verir:

-siz 65 yaşındasınız ve 23 yaşında bir kadınla evlisiniz. bu yasal ama mantıklı değil.

karınızın 25 yaşında bir sevgilisi var. bu mantıklı ama yasal değil.

siz; karınızın sevgilisini, zayıf alıp sınıfta kalması gerekirken iyi not verip mezun ediyorsunuz..
bu ise ne mantıklı, ne de yasal..

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER