Tuh yahu

Tuh yahu

Tuh yahu

Yahudi’nin biri pazara topal eşeğini satmak için götürür fakat alıcıyı kandırsın diye eşeğin tırnağına bir çivi çakar.
Eşeğe bir Kayserili müşteri çıkar.
Kayserili ayaktaki çiviyi görür, “içinden çiviyi çıkarırım eşek düzelir.” diye düşünür.
Parayı verir eşeği alır. Yahudi ertesi gün sağda solda övünür:
” Siz Kayserililer açık gözüz diye övünürsünüz, eşek anadan doğma sakattı o çiviyi ben çaktım alıcıyı kandırdım!” der.
Duyanlar eşeği alan Kayserili’ye koşup anlatırlar.
Kayserili elini dizine vurur:
” Tuh yahu, verdiğim para sahte olmasaydı bayağı kazıklanmıştım..! “

BONUS FIKRA

Kanguru’nun birisini yakalamışlar, hayvanat bahçesine getirip, etrafı çitlerle çevrili bir alana koymuşlar.

Ertesi sabah görevlile bir bakmışlar ki, kanguru kaçmış, dışarıda dolaşıyor.

Yakalayıp, tekrar geri koymuşlar. Kaçamasın diye çiti biraz daha yükseltmişler.

Bir sonraki sabah, kanguru yine dışarıda.

Nasıl bu kadar yükseğe sıçrayacağını düşünemediklerine kızarak,

çiti biraz daha yükseltmişler ve kanguruyu geriye koymuşlar.

Bu bir iki hafta devam etmiş.

Görevliler çiti yükseltiyor, kanguru gece kaçıyor, sabah yakalanıyor.

Kangurunun alanının yanında tutulan deve bir sabah merak ederek, sormuş;

“Daha ne kadar yükseğe çit yapacaklarını düşünüyorsun?”

Kanguru yanıtlamış;

“Büyük bir olasılıkla otuz metreye kadar, yeter ki kapıyı kilitlemediklerini fark etmesinler”

Osman Amca’nın Mesajı

Osman amca eşiyle hararetli bir tartışma esnasında eşini çok kırmıştır.

Gururu incinen kadın memleketine, baba evine dönmüş, aradan epey vakit geçmesine rağmen eve dönecek gibi de değildir…

Cep telefonuyla yaptığı çağırma seanlarından sonuç alamayan Osman amca son çareyi mesaj atmakta bulmuştur ve karısı bir kaç saat içinde kapının önünde bitmiştir.

İşte Osman amcanın mesajı:

Kadınım bu sana son mesajım.

Bebelerinen evde oturup ağlarım.

Çamaşır, bulaşık tarih yaptı kadınım ben bu işlerden ne anlarım?

Bir tokat salladım değmedi bile, la b*k mu var babanın evinde.

Ula ne bilinmez bir avratmışsın, bebelerinen beni mevlam kayırsın.

Arkadaşın Hatçe yan yan bakıveriyo.

Üzülme Osman abi deyiveriyo.

Bebelerin başını okşayaraktan, kendi düşen ağlamaz deyip gülüveriyo.

Bu gün geliverdi sabahın köründe.

Vallaha bir gecelik vardı zillinin üzerinde.

Bulaşığa daldı, çamaşırı yıkadı; la kadınım bak göğnüm çok daraldı.

Bebeleri banyoya sokup yıkayıverdi, Osman abi sende gir keseleyim diyiverdi.

Bende büğün olmaz yarın diyiverdim, la kadınım sana son bir şans daha verdim.

Sabaha kadar geliyosan gel eve, vallahi gelmezsen büyük tehlike.

Hatçe elinde bekliyor kese, vallah keseylen kalsa keşke.

Kendini Fare Zanneden Hasta

Kendisini fare zannettiği için ailesi tarafından bir akıl hastanesine yatırılan adam, birkaç yıllık bir tedavinin ardından; iyice kendine gelmiş.

Doktorlar, artık taburcu etmeyi düşündükleri hasta ile son bir görüşme yaparak, iyileştiğinden emin olmak istemişler. Adama sormuşlar;

─ Söyle bakalım; sen insan mısın, fare misin?

Adam gülümsemiş;

─ Doktor bey, o günleri geride bıraktım.

Elbette ki ben bir insanım.

Doktorlar, içleri rahatlayarak;

─ Tamam o zaman, artık burada kalmana gerek kalmadı, demişler ve çıkış belgelerini uzatmışlar.

Birkaç dakika sonra, gruptaki doktorlardan biri bahçeye çıktığında, adamı bir ağacın arkasına saklanır halde görmüş.

─ Ne oldu yahu? Sıkılmadın mı buradan, çıksana, git özgürlüğün tadını çıkar!

─ İyi de doktor bey, orada bir kedi var!

─ Eee, ne olmuş kedi varsa; hani sen artık bir fare olmadığını biliyordun?

─ Ya doktor bey, ben fare olmadığımı biliyorum da; kedi benim fare olmadığımı nereden bilecek?

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER