Talihsiz Adam

Talihsiz Adam

Talihsiz Adam

Doğuştan bahtsız bir adamın bir gün uçak yolculuğu yapması gerekiyormuş.
Binmeden evvel;
– ”ben bahtsız bir adamım herhalde bu uçak yolculuğunun sonu pek iyi olmayacak”diye içinden geçirmiş.
Uçak yolculuğunun 10. dakikasında pilot;
– ”irtifa kaybediyoruz, lütfen bağajları atalım”demiş.
Herneyse bağajlar atılmış, fakat 10 dk. sonra pilot;

– ”maalesef hala irtifa kaybetmekteyiz,kura çekicez ve kalacaklar namına herkes kaderine razı olup atlayacak”demiş.
Bizimkisi de;
– ”ben bahtsız bir adamım, ilk kurada ben çıkmazsam şaşarım”diye içinden geçirmiş.
Kura çekilmiş ve bizim adama çıkmış.
Bizimkisi isyan etmiş ve yolculara hayatında yaşadığı türlü türlü şanssızlıkları,başından geçenleri kısaca anlatıp, son ricasında bulunmuş;
– ”Tek isteğim ölmeden önce şeytanın bacağını kırabilmek, bi soru sorim,bilemezseniz ikinci atlıcam, bilirseniz gene ilk atlamaya hazırım” demiş.
diğer yolculardan kimse de birinci atlamak istemediğinden ve birkaç yüz yolcu içinden elbette adamın sorusunu bilebilecek birisinin çıkacağını düşünerek adamın isteğini kabul etmişler.
Adam sormuş;
– ”Ben ve yanımdaki adamın toplam kaç*aşağı var?”
Tüm yolcular da hep bir ağızdan;
– ”dööört”demişler.
bunun üstüne adam pantolonunu indirmiş ve şanssızlık sonucu tek kalmış*aşşağını göstermiş.
Derken diğer yolcu da indirmiş,ama o da üç *aşaklıymış…

BONUS FIKRA

Kadın doğum uzmanı bir doktor, yaptığı işten zevk almamaya başlamış.

Yıllardır doğum yaptırmak, artık doktora eğlenceli gelmiyormuş ve sonunda işini değiştirmeye karar vermiş.

Bir takım araştırmalar sonucunda motorcu olmaya, bu işin çok eğlenceli olduğuna karar vermiş.

Hemen bir eğitim kurumuna başvurarak kurs almaya başlamış.

Nihayet kurs bitmiş ve usta öğretici, kursiyerleri sınava almış ve sonuçları bakanlığa yollamış.

Bakanlık sonuçları incelerken bir bakmış, bizim doktor 100 puanlık sınavdan 150 almış.

Bakanlık:

– “Nasıl olur bu? Bu işte bir torpil var muhakkak.” deyip kurs merkezine hemen iki müfettiş göndermişler.

Müfettişler, usta öğreticiyi bulup sormuşlar:

– “Ne iş bu, ne sordun sınavda?”

Öğretici:

– “Müfettiş bey, ne sorayım, klasik şeyler işte, yağı değiştir, bujileri temizle, yağ filtresini sök, değiştir, radyatörün suyu falan işte.”

– “İyi de kardeşim bu adam nasıl aldı bu notu.”

– “Valla müfettiş bey, adam ne dersem hepsini yaptı.”

– “Tamam anladık kardeşim onu, niye 100 değil de 150 onu soruyorum.”

– “Haaaaa. İyi de müfettiş bey, adam bütün dediklerimi egzoz deliğinden yaptı, kaç verseydim?”

Tehdit

” Bir horoz varmış. Her sabah ezan okuyormuş. Sahibi demiş ki;
-Tekrar tekrar ezan okuma! Yoksa tüylerini yolarım.

Bu tehdit karşısında horoz korkmuş ve kendi kendine demiş ki;
‘Zaruretler mahzurları mübah kılar. Canımı kurtarmak için ezan okumaktan vazgeçmeliyim.

Nasıl olsa benden başka horozlar var. Her halükarda onlar ezan okur.’

Horoz ezan okumayı bırakmıştır artık…

Bir hafta sonra sahibi tekrar gelir ve der ki;
-Eğer tavuklar gibi gıdaklamazsan senin tüylerini yolarım…

Horoz bu tehdit üzerine horozluktan da vazgeçer ve tavuklar gibi gıdaklamaya başlar…

Horoz tam bir ay gıdakladıktan sonra sahibi tekrar gelir ve bu kez şöyle der;
-Şimdi de tavuklar gibi yumurtlamazsan eğer yarın seni keserim!!!

Bunun üzerine horoz ağlamaya başlar ve der ki;
-Keşke ezan okurken ölseydim!!!

Nedir Bu Çektiğimiz?

adamın biri karısıyla kavga etmiş.

daha doğrusu karısı kavga etmiş o dinlemiş. dışarı çıkıp kahvehaneye sinirli şekilde girmiş.

“lan arkadaş nedir bu kadınlardan çektiğimiz.

zamanında vermişiz tasmayı ses de çıkaramıyoruz.”

o konuşuyor kahvedekiler “ah be kardeşim hepimiz aynı dertten muzdaribiz” der gibi başını sallıyormuş.

“siz ne diyorsunuz ağalar. var mı benden başka karısından korkan, sadece ben miyin” deyince hepsi evet anlamında ayağa kalkmış. yalnız bir tanesi kalkmamış.

hepsi şaşkın, okadar erkeğin içinden bir tanesi karısından korkmuyor.

tepesine doluşmuşlar, “abi kurbanın olayım bize de anlat sen nasıl korkmuyorsun yengeden” diye.

“lan oğlum ne korkmaması, siz anlattıkça benim karı aklıma geldi dizlerimin dermanı kesildi ondan ayağa kalkamadım.”

Fetva ile

gayet keyfine düşkün ve uçkuru gevşek bir vatandaş, bu huyları nedeniyle başı birkaç kez belaya girince çevresinin “orada soluyacağın uhrevi hava seni normale çevirir” tavsiyesine uyarak bu işlere tövbe etmeye ve hacca gitmeye karar vermiş.

ilk fırsatta hacca gitmiş, tüm gereklilikleri yerine getirerek mükemmel bir hacı olarak memleketine dönmüş.

sakal bırakmış, sarığını ve cübbesini giymiş, haramdan elini ve belini çekmiş, çok düzgün ama biraz da mutsuz bir hayat yaşamaya başlamış.

gel zaman git zaman hacımızın evinin yakınına afet bir hatun taşınmış.

hatun işveli, cilveli, hacıya göz süzmekte. hacı ise la havle çekerek gözlerini başka taraflara çevirmekte.

ama bakmış olacak gibi değil, benim daha bilge birinden öğüt almam lazım diyerek yörede iyi bilinen bir hocaya danışmaya gitmiş.

durumu anlatmış. hoca hatunla ilgili sorular sormuş, boyu posu nasıl, çok mu güzel, pek mi işveli filan diye. hepsine de olumlu yanıt alınca, valla hacı demiş, hatunun sende de gönlü varsa bırak nefsini ne olacaksa olsun. bu tavsiyeyi alan hacı o gece komşuyla işi bitirmiş.

herkes durumdan memnun.

hacı dünyaya daha bir mutlu bakar olmuş. bir süre sonra bakmış ki mahalle bakkalının yeni yetme kızı hacıya göz süzmekte.

koşmuş hemen hocanın yanına durumu anlatmış.

hoca yine detayı öğrendikten sonra hacım demiş, sende gönlü varsa yapacak bir şey yok, sal kobrayı gitsin. hacı o akşam o işi de bitirmiş, son derece mutlu.

hacıdaki bu olumlu değişiklikleri gören arkadaşları başlamışlar hacıyı sıkıştırmaya;

yahu demişler sen hovarda ve çapkın bir adamdın, bu işleri bitirmek için hacca gittin, biz seni çok mutsuz olacak diye beklerken yüzünde güller açıyor, bu nasıl iştir, hele bize de anlat demişler. hacı da; valla arkadaşlar demiş, evet hacca gittim ve bu işleri bir süre bırakmıştım, ama şimdi tam s**ime uygun bir hoca buldum, fetva ile s**iyorum milleti demiş.

Güncelleme Tarihi: 17 Mart 2019, 05:31

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER