Süzme Çocuk

Süzme Çocuk

Süzme Çocuk

Temelle fadimenin 8 çocuğu varmış.Hepsi birbirinden salakmı.Temelle fadime bu yüzden artık çocuk yapamaktan vaz geçmiş.ve doktoro gitmiş doktor bunlara 1-2 kutu pre… zervatif vermiş ve nasıl kullanıldını anlatmış.ardan epey bi zaman geçmiş prezer…vatifler bitmiş.temel kara kara düşünmeye başlamış fadime temelin yanına gelerek

– ”Üzülme temel ben sana dantelden örerim”demiş.
Aradan 9 ay geçmiş temelle fadimenin 1 çocuğu daha olmuş 9-10 yıl sonra bakmışlar çocuk çok akıllı diğerlerine benzemiyoo…
Temel kahvede otururken bir gün sormuşlar”senin 9 çocuğun var 8 çok salak iyide bu sonuncusu nasıl bu kadar akıllı”
Temel:
– SÜZME O,SÜZME

BONUS FIKRA

İş arayan Temel, Dursun ve İdris, tayfa arayan bir gemi kaptanına başvurmuşlar:

– Kaptan, duyduk ki; tayfa arıyormuşsun. Biz de işsisiz, iş arıyoruz.

Kaptan sormuş:

– Ne iş yaparsınız?

İdris hemen cevap vermiş:

– Kaptan, benim gözlerim çok keskindir; 100 km ötesini görürüm.

İdris sözünü bitirir bitirmez, Dursun söz almış:

– Kaptan, benim kulaklarım çok iyi duyar; 100 km öteden gelen sesleri duyabilirim.

Kaptan soran gözlerle Temel’e bakmış. Temel demiş ki:

– Kaptan, ben de sıkılırım.
Kaptan Temel’in ne iş yaptığını anlayamamış, ama sormayı da gururuna yedirememiş ve üç karadenizli kafadarı işe almış.

Gemiye binip hep birlikte denize açılmışlar. İki saat sonra yeni tayfalardan İdris bağırmış:

– Kaptan, 100 km ileriden bir gemi bize doğru geliyor!..

Kaptan şaşkın şaşkın bakarken, bu sefer de yeni tayfa Dursun bağırmış:

– Evet kaptan, gelen geminin aşçısı yemek yaparken, “Yeter güzelim yeter, iki iki dört eder” türküsünü söylüyor.

Kaptan şaşkınlıkla, “Acaba ne diyecek?” diye Temel’e bakmış. Temel boynunu bükerek kaptana dert yanmış:

– İşte kaptan, ben yıllardır bu palavracıların saçmalıklarını dinlemekten sıkılıyorum!..

Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı

Bir GS’li, bir Fener´li ve BJK´li Arabistan’da yasak olmasına rağmen bir otelde içki içerken yakalanırlar…

Mahkemeye çıkarılırlar…

Karar İDAM…

İtiraz ederler ve karar ömür boyu hapis cezasına çevrilir.

Ama o gün, bayrama denk geldiği için Prens Hazretleri cezayı kaldırıp hepsine 20 kırbaç ceza verir.

Bizimkileri sempatik bulduğu için de bir kıyak daha yapıp herkese cezasını hafifletmek için bir istek hakki tanır.

BJK li:

-“Sırtıma bir yastık bağlayın” der.

10 kırbaçtan sonra yastık paramparça olur ve pek fayda etmez.

Uyanık Galatasaraylı bunu görünce:

– “Sırtıma iki yastık bağlayın” der.

Ama iki yastık bile 10 kırbaca dayanmaz.

Sıra Fenerbahçeli’ye gelince Prens Hazretleri:

– “Bak Fenerbahçeli sana acıdım.

Bu sene hakemlerden çok çektiniz.

Bu yüzden sana iki istek hakki veriyorum”

Peki der Fenerbahçeli:

– “O zaman bana 40 kırbaç vurulsun”.

Herkes şaşkına döner.

Prens Hazretleri:

– “Peki ikinci isteğin nedir?” diye sorar…

Fenerbahçeli pis pis sırıtarak:

– “GALATASARAYLI’yı sırtıma bağlayın

Mavi Pijamalı Adam

Adam işten çıkmadan önce karısını evden arar;

– Tatlım , patron bir kaç arkadaşıyla beraber komşu şehirdeki büyük gölde balık avlamaya gidecek, benim de gelmemi istiyor.

Bu hafta sonunu orada geçireceğiz.

Bu benim terfi almam için iyi bir fırsat.

Benim için yeteri kadar giysi ve olta takım çantamı hazırlar mısın?

Direk ofisten çıkacağız ve geçerken evden çantaları alırım.

Haaa, yeni ipek mavi pijamamı da koymayı unutma.

Karısı biraz işkillenir fakat kocasının istediklerini yapar.

Hafta başında adam eve gelir, biraz yorgundur ama iyi gözükmektedir.

Karısı onu karşılar ve çok balık tutup tutmadığını sorar.

Adam: “Ha, evet epey balık tuttuk.

Fakat sana söylediğim pijamayı çantaya koymamışsın.”

Karısı: “Oltanın bulunduğu takım çantasına koymuştum”.

Yılın Fıkrası

Ali 3 ncü sınıfa giden zeki bir çocuktur.

Bir gün öğretmeni Ali’ye ‘Siyaset’ nedir diye sorar.

Ali düşünür ama o çocuk aklıyla cevap veremez.

Eve gider kitaplara bakar ama hiçbir şey anlayamaz.

O da babasına sormaya karar verir.

—Baba, Siyaset nedir?

—Baba düşünür. Ali’ye uygun bir yolla anlatmak ister.

—Bu evde parayı getiren kim oğlum?

—Sen…

—Ben kapitalist rejimim.

—Peki, parayı alıp bizim yiyecek içecek ve giyecek gibi ihtiyaçlarımızı karşılayan kim?

-Annem…

—O da hükümet.

—Peki, küçük kardeşinle kim ilgileniyor?

—Dadım…

—Dadın işçi, kardeşin gelecek, sen de halksın o zaman.

Ali her şeyi not alır ve uyur.

Gece garip seslerle uyanır.

Bir de bakar ki kardeşi ağlıyor.

Yanına gidince altına pislediğini anlar.

Hemen annesini kaldırmaya gider.

Ama ne yaparsa yapsın anne kalkmaz.

Bu arada salondan gelen sesleri merak eder ve salona gider.

Babasıyla dadısını uygunsuz yakalayan Alinin ağzından aynen şu kelimeler dökülür:

—Kapitalist rejim işçiyi sömürüyor, hükümet uyuyor, gelecek bok içinde, halk ne yapsın…???

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER