Stibriz Kulubü

Stibriz Kulubü

Stibriz Kulubü

Roger ağır şartlar altında çalışan bir işçidir. Boş zamanlarını hep
bowling ve voleybol oynayarak geçirmektedir.
Karısı bu duruma üzülür ve bir haftasonu onu striptiz kulübune götürmeye karar verir.

O akşam berabercekulübun kapısına gelirler.
Kapıdaki bodyguard, ” Hey Roger .. seni görmek ne güzel!” der..
Karısı: “Daha önce buraya gelmişmiydin Roger..?”
Roger: Hayır hayır o adamı bowlingten tanıyorum… İçeri girerler ve
bir masaya otururlar… Garson gelir..

Garson: İyi akşamlar Roger…

Herzamanki gibi Cin tonik di mi?..
Karısı: Roger bana bak sen buraya daha once geldin değil mi? Hafif
hafif öfkelenmeye başlayan karısinı sakinleştirmek zordur..
Roger: Ne alakası var..

Voleyboldan tanırım onu bir iki tek içmişliğimiz var ordan yani…

Karısı pek tatmin olmamıştır ama neyse..

Derken stiriptizci hatunlardan biri masaya gelir..

Striptizci: Selam Roger…

Yine özel masa şovundan mı istersin..?

Roger boka batmıştır…
Karısı hışımla yerinden kalkar ve kulübu terk eder..
Roger peşinden koşar..

Kadın bir taksiye biner ve taksi kalkmadan Roger da biner…

Kadın öfkeden patlayacakmış gibidir…ve korkunç sinirlidir..
Şoför: Bu geceki cok suratsızmış Roger..

BONUS FIKRA

APTAL KÖPEK FIKRASI

Kasap dükkânına giren bir köpek, ağzındaki torbayı yere bırakmış ve kasabın karşısında oturarak beklemeye başlamış.

Köpeği görünce şaşıran kasap, dükkânda bulunan müşterilere bakarak sormuş:

– Bu da ne?

Müşterlerden birisi demiş ki:

– Et alacak herhalde.

Köpek hemen tasdik etmiş:

– Hav!..

Bunun üzerine kasap sormuş:

– Söyle bakalım; kıyma mı istiyorsun?

– Hav!..

– Peki ne kadar istiyorsun; bir kilo olsun mu?

– Hav!..

Etin parasının torbada olduğunu gören kasap, bir kilo kıyma çekip torbaya koymuş.

Torbayı ağzına alan köpek dükkânı terk etmiş.

Dükkânı yardımcısına bırakan meraklı kasap da köpeği takip etmeye başlamış.

Birkaç sokak ötede bir apartmana giren köpek, üçüncü kata çıkmış ve bir kapıyı pençesiyle tıklatmış.

Kapıyı açan bir adam, köpeğe bağırmaya başlamış:

– Ulan salak köpek!..

Sen hâlâ akıllanmayacak mısın?
Olayı şaşkınlıkla izleyen kasap, köpeğe bağıran adama çıkışmış:

– Dur bir dakika hemşerim, ne yapıyorsun?

Gördüğüm en akıllı köpek o!..

Ona niye bağırıyorsun?

Kasabın bu sözü üzerine adam demiş ki:

– Ne akıllısı be!..

Bu aptal köpek dışarı çıkarken anahtarını yanına almayı unutuyor!..

Amin

Üç Amerikan askeri ıraklı bir amcanın bakkal dükkanına girerler.alış veriş yaparken ‘kahrolsun amerika’diye bir ses duyarlar.

Etrafa bakınırlar ve sesin bir papağandan geldiğini görürler.

Bunun Üzerine ıraklı bakkal amcaya ‘bu papağanı buradan yok et yarın geldiğimizde görürsek seni mahvederiz’derler.

Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü papağan kuşunu çok sevmektedir.

Derken aklına cami imamlarının papağanı gelir.

Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve’Hocam eğer sakıncası yoksa papağanları değiştirelim’der.

Hoca kobul eder ve değişim gerçekleşir.

Ertesi gün işgalci amerikan askerleri gelir, papağanı görürler ve kızarak

-biz sana bunu yok edeceksin demedikmi?deyince

Bakkal amca bu papağan o değil desede inandıramaz.

Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:kahrosun amerika!!

ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:

-Kahrolsun amerika!
(ses yok)

-Kahrolsun amerika!
(ses yok)

-Kahrolsun amerika!
papağan dile gelir

-Amin evlatlarım

Akıllı Kedi

Adam karısının kedisinden o kadar nefret ediyormuş ki, ne yapıp edip ondan kurtulmanın yollarını düşünüyormuş..

Sonunda bir sabah kediyi arabaya attığı gibi evlerinin 20 blok ötesinde bir sokağa götürmüş, onu orada bırakıp doğru işe gitmiş…

Aynı akşam işten eve gelmiş bir bakmış kedi evin bahçesinde karısıyla oynuyor, kadın neşe içinde:

-Ayy bütün gün onu aradım demiş..

-Ama akşam üstü bir baktım gelivermiş, evin yolunu nasıl da bulurmuş benim akıllı kedim.

Adam tabi çok bozulmuş ama belli etmemiş.. Ertesi sabah yine kediyi arabasına atmış, bu sefer evin 40 blok ötesinde bir sokağa götürüp bırakmış yine işe gitmiş, akşam işten eve gelmiş bir de ne görsün?

Kedi salonda yine karısıyla yerlerde yuvarlanıyor!!

Ertesi gün adam kediyi 60 blok öteye bırakmış, akşam gelmiş yine kedi evde..

Sonraki gün 70 blok öteye bırakmış, akşam kedi yine evde..

Adam artık ertesi sabah kediyi arabaya koymuş, 90 blok öteye gitmiş..

Oradan köprü yoluna girmiş, ilk çıkıştan sağa dönmüş, oradan tekrar sağa dönmüş, gitmiş gitmiş, bir 20 blok daha uzağa gitmiş, sola dönmüş, biraz daha gitmiş, ve kediyi orada arabadan atmış..

Saatler sonra evin telefonu çalmış, adam karısını arıyor:

-Hayatım, kedi orda mı?

-Evet.. neden sordun?

-Şunu telefona bir çağırsana… kayboldum..!

Öyle Soruya Böyle Cevap

Renkli kişiliği ve düşük not vermesi ile öğrencileri arasında özel bir üne sahip olan felsefe öğretmeni, sınav yapacağı gün öğrencilere, önce kâğıt ve kalemlerini hazırlamalarını söyledi, sonra da sandalyesini kaldırıp masanın üzerine koydu.

Sonra:
“Sınav sorumu soruyorum” dedi. “Bu sandalyenin var olmadığını
kanıtlayınız.”

Sıfırcı felsefe öğretmeni, sınav kâğıtlarını okuduktan sonra, bu konudaki ününe gölge düşüreceğini bilmesine rağmen, hayatında ilk kez bir öğrencisine yüz üzerinden yüz vermek zorunda kaldı.
Öğrencinin sınav kâğıdında yalnızca şu iki sözcük yer alıyordu:

– Hangi sandalyenin?

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER