Sizinkinin Adı Neydi

Sizinkinin Adı Neydi

Sizinkinin Adı Neydi

Genç güzel ve zengin bir hanım arabasıyla şehirdışı bir seyahate gider. Bir müddet yol aldıktan sonra aksilik bu ya araba bozulur. Kadın çareyi inip en yakın yerleşim birimine kadar yürümekte bulur. Hava kararmış kadın sapa bir yolda bulmuştur kendini.

Bir anda ne olduğunu anlamadan iki kişi kollarından yakalayıp kuytuya çekerler kadını ve bir güzel tecavüz ederler.
Olaydan haftalar sonra kadın psikoloğlar yardımıyla kendini zorda olsa toparlar.

Bu arada zanlılar yakalanmış ve mahkeme günü gelmiştir.
Hakim;

– ”Buyrun hanımefendi, bize olay gününü anlatın”….der
Kadın;
– ”O gece bu iki beyefendi beni kollarımdan tutup tenhaya götürdüler.

Üzerimde ne varsa parçaladılar.

Bu iki beyefendi penislerini benim rızam olmadan vajinama soktular gereğin yapılsını istiyorum hakim bey”.. der.
Hakim olayın tek görgü tanığı olan bekçi Mahmut’u çağırır;
– ”Anlat bakalım neler gördün, yalnız hanımefendi gibi kibar ve tutarlı davran”… der.
Mahmut:

– ”Valla hekim bey… Aha bu karı… pardon hanfendinin anlattıkları aynan doğridir.

Ha bu bizim ahmet’le haydar olacak şerefs.. pardon beyefendiler bu bayanin üzerini bir gözel soymuşlardır.

Aha bu haydar olacak gavat…pardon beyefendi tarra.. pardon penisini bu bayanın viji…vojun..vigi”…
– ”yav hanfendi sizin a*cuğun adı neydi?”…

BONUS FIKRA

Torpido da silah mı var?

Adamın birisini polis durdurur ve aşağıda ki diyalog başlar.

-Buyurun, memur bey?

-Ehliyetinizi görebilir miyim beyefendi? Aşırı hız yaptığınız için durduruldunuz.

-Maalesef ehliyetim yok, son geçirdiğim kazada ehliyetime el koymuşlardı.

-Araç ruhsatını alabilir miyim?

-Çalıntı arabanın ne ruhsatı memur bey!

-Nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız mı?

-Durun durun, silahımı torpido gözüne koyarken ruhsata benzer bir şey görmüştüm, belki o ruhsat olabilir bekleyin bir saniye.

Polis şaşkınlık içinde sorar;

– Evet memur bey, arabanın sahibi olan kadını silahımla vurmuştum, cesedi bagaja; silahı da torpidoya koymuştum.

– Bagajda ceset mi var!?

– Evet, aracın bagajında ceset var.

Adamın bu sözlerini duyan trafik polisi hemen amirini arar; tüm ekip toplanır ve adama sorular sormaya başlarlar.

Gelen trafik ekip amiri adamdan ehliyetini ister; adam ehliyetini hemen çıkarır, kontrol sonrasında hiçbir sorun olmadığını görürler.

Ardından aracın ruhsatını ister ekip amiri; adam ruhsatı çıkarıp verir ve yapılan kontrol sonrasında aracın adamın üstüne olduğunu fark ederler.

Ekip amiri adamdan torpido gözünü açmasını ister; torpido temizdir, silah falan yoktur. Son olarak bagajı kontrol etmek isterler, bagajı açarlar; bagajda tertemizdir, ceset falan yoktur.

Ekip amiri baya şaşırmıştır;

– Çok garip bir durum, ekip arkadaşım ehliyetinizin olmadığını, aracın çalıntı olduğunu, torpido da silah olduğunu, aracın bagajında da bir kadın cesedi olduğunu söylemişti.

Adam gülerek;

– Yok artık! Memur bey benim için ‘Aşırı hızlı gidiyordu!’ da demiştir.

sen de öğretmen ol

mesleği öğretmenlik olan bir baba varmış.oğluna sürekli “sen de öğretmen ol.” dermiş.

– “oğlum öğretmenlik güzel meslektir.hem peygamber mesleğidir.

hem temiz ve saygın bir iştir.hem dünyan hem ahretin kurtulur.kutsal meslektir.cennetlik olursun “dermiş.
çocuk babasının sözünü dinlemiş ve öğretmen olmuş.tabi bu sırada baba emekli olmuş.derken baba yaşlanıp ölmüş.

yıllar içerisinde. evlat da yaşlanmış emekli olmuş ve ölmüş.

çocuk ahirette hakikaten cennete gitmiş.babasına duacıymış. “haklı çıktı babam.” diyormuş.

babasını aramaya başlamış.fakat bir türlü bulamamış.en sonunda orada sorumlu meleklere sormuş.

– ben babamı bulamıyorum.

-sizin babanız kim.

-falanca filanca.

-babanız cehenneme gitmiş.

-yahu nasıl olur? babam bana bu mesleği seçtirdi.

bu meslek sayesinde ben cennete gelmişken babam nasıl olur cehenneme gider?

-onu biz bilemeyiz.

-ne olur beni onunla 5 dakika görüştürün!

melekler istişare edip sorup soruşturup babası ile bir görüşme ayarlamışlar.

– yahu babacığım sen bana bu mesleği tavsiye ettin.bu meslek kutsal dedin.

cennetlik olursun dedin.dediğin de çıktı ama sen nasıl cehennemlik oldun o zaman?

– sorma oğlum! benim bir 6 ay müdürlüğüm vardı.

Panam

dursun amerika’dan istanbul’a gelecek, temel’i aramış demiş beni hava alanından al.

temel demiş hangi hava yolu şirketiyle geliyosun?
dursun demiş “panam.”
temel demiş “ney??”
dursun demiş “panam panam.”
temel, “ula kodlasana anlamıyorum.” demiş.

dursun demiş ki: “pandanın pan’ı, *nanın *mı. panam panam!!!”

bayburt’lu hacı

bayburt il olmuş. hac kuraları çekilecek bir de bakmışlar ki kurada koskoca bayburt’ta hac 1 kişiye çıkmış.

bu bir kişiye bayburt halkı izzet-i ikramını esirgememiş ve her gün bir bayburt hanesi adamı akşam yemeğine çağırmış.

maksat hacda hayır duasına nail olabilmek.

ilk akşam gittiği hanede adama hane halkı demiş ne şanslı adamsın bak koca bayburt’ta hac sana çıktı diye.

ikinci akşam gittiği hane halkı “ya sen ermiş adamsın hac çıka çıka sana çıktı” demiş.

bizim bayburtlu da “ya olur mu öyle şans işte” diye ağzında geveliyor lafları.

üçüncü akşam gittiği evde millet buna “ya sen evliyasın evliya” deyince bizim bayburtlu iyiden iyiye kendini acaba, hakkat mı? gibi sorulara maruz bırakmış.

böyle hac zamanına kadar adamı pohpohlamışlar.

bizim bayburtlu da hani bir adama 40 kere deli dersen kendini deli sanarmış misali iyiden iyiye kendini evliya sanmaya ya da şöyle diyelim kendinden şüphelenmeye başlamış neyse

bayburtlunun hayatında bırakın büyük şehre gitmeyi bayburt dışına adım atmışlığı dahi yokmuş.

hac zamanı gitmiş erzurum havaalanına tam girecek kapı bir anda açılmış önünde

durmuş demiş ki “ya ben hakkat erdim sanırım kapılar önümde açılmaya başladı”.

yolda bu mucizevi olayı düşünürken demiş abdestli binelim uçağa öyle gidelim diye girmiş abdesthanede abdest almaya

tam elini musluğa getirmiş suyu açacak bir de bakmış musluktan su akıyor
“la ben evliya oldum herhalde” diye kendi kendine iyiden iyiye kurmuş.

neyse gitmiş medine’ye ikindi namazını kılıp resulallahın kabrini ziyaret ederim diye düşünmüş.

kılmış ikindi namazını çadır kubbelerin altında sonra uyuya kalmış.

bir uyanmış ki uyuduğu kubbe yerinde yok. gökyüzü ay yıldız tertemiz bir hava.

bizimki uyurken kubbe çadırı yetkililer kaldırmış ama uyku mahmuru şaşkın şaşkın kendi kendine seslenmiş ” ya rabbi bu kulun için kapıları açtın, musluklardan sular akıttın tamam da gök kubbeyi kaldırdın bu kulun için”. diye düşünerek iyice gerim gerim gerinmiş.

o ruh hali ile demiş peygamberimizin kabrine de gideyim. kalkmış kabre gitmiş bi bakmış ki izdiham her taraf

durmuş iyice gerinmiş
ve demiş ki

“ya resullah bırak onları bah hele huzuruna kim geldi”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER