Sineğin Cinsiyeti

Sineğin Cinsiyeti

Sineğin Cinsiyeti

Dokuz yaşındaki oğlan çocuğu elinde raket, gözünü pencere camında çiftleşmekte olan sineklere dikmiş..
– ”Anneee!!” diye çağırmış..
– ”Sineklerin erkeği olur mu?”.

Anne bu masum sorudan kuşkulanmadığı için;
– ”Olur yavrum” cevabını verince, çocuk sorusunu ikilemiş
– ”Peki sineğin dişisi olur mu?”.
Kadın o zaman soruların çetrefilli bir yere gideceğini sezip, yan çizmiş;
– ”Olmaz evladım” deyince…
Çocuk elindeki raketi hırsla sineklerin üzerine yapıştırarak;
– ”İbneler!”

BONUS FIKRA

İşimizi Dikkatli Yapmazsak

Tıp fakültesinde ilk kez kadavra başına toplanan öğrenciler baya bi merak ve ilgiyle kadavrayı incelemektedirler…

Profesör dersine başlar .

Ve tıpta iki şey doktorlar için çok önemlidir der.

İlki insan vücuduyla ilgili hiçbir şey sizin için iğrenç olmamalıdır…

Örneğin ;der hemen ardından parmağını cesetin kıçına sokar ve çıkartıp kendi ağzına götürür.

Hadi bakalım sizlerde aynı şeyi yapınız..!

Öğrenciler şok içinde hepsi duraksar ama bakarlarki Prof çok ciddi …

İstemeye istemeye hepsi sırayla kadavranın kıçını parmaklayıp sonrada emerler

Öğrencilerin hepsi bu işin tadına bakıp berbat bi hale gelmişken Prof konuşmaya devam eder.

Bir tıp doktoru için en önemli ikinci şey gözlemdir der,ve devam eder “ben kadavranın kıçına orta parmağımı soktum ve ağzıma işaret parmağımı götürdüm”

Ve siz şimdi dikkat etmenin ne kadar önemli olduğunu öğrenmiş bulunuyorsunuz..

Sonuç olarak Neymiş arkadaşlar ?

İşimizi dikkatli yapmazsak b*ku yeriz .

Genç Kız

kadının biri bir gün işten eve erken dönmüş. bir bakmış ki kocası yatak odasında genç bir kız ile birlikte. öfkeden deliye dönmüş tabi.

“şerefsiz pislik herif. bunu bana nasıl yaparsın?” diye öfkeyle karışık ağlayarak bağrınmış.

“her zaman sana sadık bir eş oldum, çocuklarının anası oldum. karşılığı bu muydu? seni terk ediyorum ve hemen boşanacağım senden.”

adam panik halinde:
“bir dakika hayatım açıklayabilirim, durum sandığın gibi değil.”

“hadi anlat. ama bunlar bana söyleyeceğin son sözler olacak.” demiş karısı.

adam başlamış anlatmaya:

“eve gelirken arabaya binerken bu kıza rastladım. çok utangaç ve savunmasız duruyordu.

acıdım ve arabaya aldım. çok zayıf olduğunu fark ettim. kıyafetleri de eski ve kirliydi. 2 gündür bir şey yemediğini söyledi.

ben de eve getirip sana dün yaptığım yemekten ısıttım. hani senin kilo almamak için yemediğin yemekten. zavallı kız dakikada sildi süpürdü yemeği.

temizlenmeye de ihtiyacı vardı. duş alabileceğini söyledim ve o duştayken kıyafetlerini çöpe attım, hepsi kirli ve yırtık pırtıktı. tabi yeni kıyafetlere ihtiyacı vardı.

dar diye birkaç senedir giymediğin kot pantolonunu, yıldönümümüzde sana hediye ettiğim ama zevksiz olduğumu söyleyip giymediğin iç çamaşır takımını, kardeşimin sana hediye ettiği ama onu gıcık etmek için giymediğin bluzu verdim.

ayrıca geçen sene o pahalı mağazadan alıp işyerinde de birisi aynısını giyiyor diye giymediğin çizmeleri verdim…”

kadın, kollarını bağlamış ve kocasına “eee?” bakışı atmış.

adam bir nefes almış. ve anlatmaya devam etmiş:

“kız, duyarlılığım ve yardımlarımdan ötürü çok minnettar kaldı. uğurlamak için kapıya doğru gidiyorduk, sonra birden dönüp ‘karınızın kullanmadığı başka bir şey var mı?’ dedi.”

kurabiyeler

yaşlı adam ölüm döşeğindeydi…

artık son dakikalarını yaşıyordu…

hasta yatağında yatarken birden mutfaktan gelen kokuyu duydu, en sevdiği çikolatalı kurabiyelerin kokusu…

birden gözleri aralandı,

kendini ayağa kalkacak kadar güçlü hissetti…

bu şaşılacak bir şeydi, ölmek üzere olan adamı ayağa kaldırmaya kurabiyelerin kokusu yetmişti…

duvara tutunarak merdivenlere kadar yürüdü…

basamakları ağır ağır inerken sanki mutfağa değil hayata yaklaşıyor gibi heyecanlıydı…

nihayet mutfak kapısına kadar geldi…

işte masanın üzerindeki tepside onlarca çikolatalı kurabiye,

tam karşısında duruyordu…

son gücüyle masaya yaklaştı, o kurabiyelerden bir tane ağzına atabilse sanki ömrüne ömür katılacaktı…

bir tane almak için elini uzattı…

ama birden karısı yetişti ve eline vurdu.

“çek elini bakayım…

onlar senin cenazen için…”

Gelin Kaynana

gelin ile kaynana yollarında giderken, kapısı açık bir eve rastlamışlar. içeriden ağlama seslerine benzer iniltiler geliyormuş. merak edip kapının ağzından:

“-ne oluyor burada?” gibisinden seslenmişler. içeriden cevap gelmiş:

“-cenazemiz var!”

“girip bir başsağlığı dileyelim, insanlık halidir” diye düşünerek açık kapıdan içeri girmişler. kapı kapanmış ve içeride ne olduysa, ikisini de sırayla halledip, kapının önüne koymuşlar.

aradan bir iki dakika geçtikten sonra şoku atlatmaya başlayan gelin kaynanasına:

“-anne, şimdi ne yapıcaz?” diye sormuş.

kaynana:

“-valla seni bilmem gelin” demiş, “-ben 7’sine de gelicem, 40’ına da gelicem…”

elli bin dolar kazanmak ister misin?

adam evine telefon eder, telefonu yabancı bir bayan açar.

adam karşısındaki sesi duyunca şaşırır, bayana sorar:

adam: sen kimsin?

kız cevaplar: evin hizmetçisiyim.

adam: ama bizim hizmetçimiz yok ki!

kız: evin hanımı beni daha bu sabah işe aldı.

adam: pekii, ben de evin beyiyim. hanımı telefona çağırır mısın?

kız: hanımımız şu an yatak odasında eşi olduğunu sandığım bir adamla beraber.

adam çok şaşırır ve sinirlenerek: elli bin dolar kazanmak ister misin?

kız: tabii ki isterim.

adam: o zaman çekmecedeki silahı alıp yukarı çık ve o sürtük ile sümsüğü öldür!

önce hizmetçinin ayak sesleri duyulur, sonra iki el silah sesi. hizmetçi telefona geri gelir:

kız: öldürdüm, cesetleri ne yapayım?

adam: havuza at.

kız (bir an duraksar): ama bu evde havuz yok ki?

adam (bir süre düşünüp): orası 123 551 11 değil mi?

kız: hayır!!!!!

adam: pardon! yanlış numarayı aramışım!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER