Şefin Sekreterleri

Şefin Sekreterleri

Şefin Sekreterleri

Bir büroda biri sarışın, biri esmer ve biri kumral üç kadın, bir bayan şefin sekreteri olarak çalışıyorlarmış.
Bakmışlar ki şefleri her çarşamba günü iş saatinden bir-iki saat önce bürodan tüyüp gidiyor.
Bir süre sonra kendi aralarında o halde biz de şef gider gitmez erken kaçalım diye anlaşmışlar.
Ertesi çarşamba şef gider gitmez bunların üçü de erkenden tüymüşler.
Esmer olan çarşıya gitmiş, alış, verişini yapmış, zamanını değerlendirmiş. Kumral önce bir berbere gitmiş, sonra da çıkıp bir sinemaya girmiş.
Keyifli bir öğleden sonrası geçirmiş.
Sarışın ise doğru evine gitmiş.
Kapıyı açmış, bakmış şefi ve kocası yatakta sarmaş dolaş.
Hiç gürültü yapmadan kapıyı kapamış ve evden çıkmış gitmiş.
Ertesi çarşamba, şef yine erken tüyünce sekreterler hadi biz de gidiyoruz diye hazırlanmaya başladıklarında sarışın dönmüş ve;
– Yook! Ben yokum, öyle erken falan tüymem! Geçen defa az kalsın şefe yakalanıyordum…

BONUS FIKRA

Adam, doktora gidip son zamanlarda gözlerinin dışarıya fırladığını ve kulaklarının uğuldadığını söyleyerek yardım ister.Doktor adamı muayene ettikten sonra ciddi bir tavırla başını sallayıp “Bademciklerinizin alınması gerekiyor”der.

Adamın bademcikleri alınır, fakat bunun hiçbir faydası olmayınca başka doktora gider.Yeni doktor “Bunun sebebi dişleriniz”der ve bütün dişlerini çektirmesini söyler.Adamcağız dişlerini toptan çektirir ama bu da derdine deva olmaz. Yine gözleri dışarı fırlamakta ve kulakları uğuldamaktadır.

Adam üçüncü bir doktora gitmeye karar verir. Bu doktor “Ben açık sözlüyümdür. Sizin altı aylık ömrünüz kalmış” der.Adam perişan olur. “Madem öleceğim, son aylarımda krallar gibi yaşayayım bari” der ve gıcır gıcır son model bir otomobil alır, üniformalı şoför tutar, en lüks terziye elbiseler diktirir, yeni gömlekler ısmarlar:

Gömlekçi “Kol 16, yaka 39” diye ölçülerini alırken adam:“37” diye düzeltir.

Gömlekçi tekrar ölçüp “39” diye ısrar edince adam:

“Yanılıyorsun. Ben yıllardır hep 37 yaka giyerim” der.

Bunun üzerine gömlekçi omuz silkip:

“Siz bilirsiniz” der “Fakat sizi uyarıyorum. 37 yaka giymeye devam ederseniz boğazınızı sıkar, gözleriniz patlar, kulaklarınız da uğuldar!”

Kum Torbası

amerika-meksika sınırında görevli bir polis motosikletinin arkasında kum torbası olan ve meksikaya geçmek isteyen birini görmüş;
ve bu motosikleti kullanan kişiden şüphelenmiş.

—ne var o kum torbasında?

—sadece kum var efendim..

—dök bakalım yerede bir bakayım!

adam torbayı indirmiş ve torbayı yere dökmüş..

görevli polis memuru bakmış evet aynen adamın dediği gibi sadece kum..
gel zaman git zaman bu motosikletli kişi sürekli amerika-meksika arası gidip geliyor ve kum torbası sürekli motosiklette ve her seferinde memur kontrol ediyor sonra bir şey bulamadığı için sinir oluyor ama yapacak bir şey yok…

günlerden bir gün bu memur emekliye ayrılıyor ve meksika da yaşamaya başlıyor ve bir gün bir cafe de otururken birde ne görsün, sürekli sınırdan motosikletinin arkasında kum torbası ile geçen o şahıs.. onu yanına buyur ediyor ve başlıyor konuşmaya

—yıllarca o sınırda görev yaptım sürekli gelip gittin motosikletle.. hep şüphe ettim o kum torbasından fakat bir şey bulamadım. şimdi söyle bakalım ne kaçırıyordun sen o sınırdan?
adam hafif bir gülümseme ile cevap vermiş

—motosiklet

Yemek

bir amerikali, bir italyan, bir de bizim karadenizli temel, hep birlikte bir insaatta calisiyormus.

hergun yemek torbalarini aciyorlar; amerikalininkinden hamburger, italyalininkinden spagetti, bizim temelinkinden de hamsi cikiyormus.

bir gun, iki gun derken bunlar dayanamamis,yarin da ayni yemekler cikarsa hep birlikte intihar edelim diyerek,karar almislar.ertesi gun torbalarini acmislar ki ne görsunler;

gene ayni yemekler.hep birlikte intihar etmisler.bunlarin hanimlari cenaze toreninde bir araya gelmis.

amerikalının esi;

-“söyleseydi yemegi degistirirdim. intihar etmesine gerek yoktu” diyerek agliyormus.

italyalinin esi de;

-“bu kadar basit bir konu icin intihar mi edilir. söylese degistirirdim” diyerek agliyormus.

temelin karisi ise;

-“aaaah, aaahhh, hergun yemegini kendi hazirlardı…” diyerek agliyormuş

Diyet

temel bir gün aşırı kilo aldığı için rahatsız olmaya başlamış.çevresindeki insanlar da bu durumu fark edince diyetisyene gitmesi için temel’i en sonunda ikna etmişler.

temel kem kim edip,en sonunda diyetisyene gitmeye karar vermiş.

diyetisyen temel’e program yazmış işte sabah bir kibrit kutusu büyüklüğünde yarım yağlı peynir,domates salatalık,bir tane haşlanmış yumurta,2 tane tam buğday ekmeği falan filan bütün öğünlerde neler yemesi ve yememesi gerektiğini iyicene bir güzel kağıda yazmış ve en sonunda yaptığı programın yazılı olduğu kağıdı temel’e uzatmış.

temel kağıda baktıktan sonra,
-ula bunları yemekten önce mi yemekten sonra mı yiyecem, onu da yazsana.

Ceza

papa vatikan’dan cikip araba ile paris’e gitmek ister. söförü makam arabasini hazirlar ve papa’yi paris’e götürmek üzere yola koyulur. bi’ süre sonra papa söföre ‘yillardir araba sürmüyorum paris’e kadar ben kullanayim’ diyerek söförle yer degistirir. fransa sinirini gectikten sonra papa radara yakalanir ve polisler araci cevirir. polis memuru papa’yi arabanin icinde görünce ne yapacagini sasirir ve müdürünü arar.

memur: müdürüm, radara kim yakalanirsa yakalansin cezasini kesin demistiniz.
müdür: evet, kim olursa olsun cezayi kes.

memur: ama müdürüm..
müdür: kim olursa olsun cezayi kesin dedim. kim yakalandi milletvekili mi ?

memur: yok müdürüm.
müdür: olsun, basbakan bile olsa cezayi kesiceksiniz herkese esit davranmakla yükümlüyüz.

memur: yok müdür basbakan da degil.
müdür: olsun, cumhurbaskani bile olsa cezayi kes.

memur: degil müdürüm cumhurbaskani da degil.

müdür: kim lan o zaman bu?
memur: müdürüm kim oldugunu bilmiyorum ama söförü papa…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER