Sarışın Kız

Sarışın Kız

Sarışın Kız

Etrafında güzelliği ile tanınan sarışının evlerine ,her akşam bir iki aile görücü olarak geliyormuş,gelen görücüler boynu bükük ayrılıyorlarmış.
Lakin bizim sarışının gönlü ,amca oğlu olan kuzenindedir.Bu arada amcasının oğlu da bizim sarışına yanıktır.

Lakin bu arada iki tarafın ailesi tarafından evlenmelerine izin çıkmamaktadır……

Kara kara nasıl evlenebileceklerini düşünürlerken ,bizim oğlanın aklına müthiş bir fikir gelir ve sevdiğine planı şu şekilde anlatır:
-Kaçalım
-Hayir olmaz,ailemin rızasını almadan olmaz!
-O zaman benim ol,ailen mecbur kalarak seni bana vermek zorunda kalırlar.
-O da olmaz,evlenmeden ve nikahtan önce asla!
-O zaman aklıma son olarak bir şey geldi
-Çabuk söyle ,nedir o?

-O zaman sen beni hallet, beni sana vermek zorunda kalsınlar.
bu fikir bizim sarışının aklına yatar ve sonunda olan olmuştur sarışın amcasının
oğlunu hallettiği için çok mutlu olarak eve döner.
Annesi kızının bu durumunu hemen fark eder:
-Hayrola ne oldu bugün sana? Seni çok mutlu görüyorum der.
-Anne bugün ne oldu biliyor musun? Ben amcamın oğlunun üstüne çıkarak onu hallettim!der.

Annesi de:
-kızııımmm,kızıııımm bu iş için altta veya üstte bulunman önemli değil ,halledilen bu durumda yinede sensin bekaretini almış senin!!!

-nasıl yani ???
-nasılı mı var??!!!Amcanın oğlu seni bayağı halletmiş!
-vay alçak vaaayy!!!!Bu sefer beceremedim ama bir dahaki sefere muhakkak seni s……

BONUS FIKRA

Kayserili bir iş adamı tatilini geçirmek üzere bir köye gider.

Burada cüzdanını düşürür.

İçerisinde yüz milyon lira vardır.

Bir zaman sonra cüzdanı bulan bir köylü Kayseriliye mektup yazar ve cüzdanını gelip almasını söyler.

Kayserili gelir ve cüzdanı alır. İçini açıp parayı sayar ve alnını kırıştırır.

Bunu gören köylü:

– Ne o? Yüz milyondan fazla mı para vardı? diye sorar.

Kayserili:

– Bu para iki aydır bende değil, bunun faizini kim verecek?

Cojano

ispanya’da tatilini geçiren turist, restoranda tipik bir ispanyol yemeği yemek istemişti.

listeyi uzun uzun inceledi.

cojano adi dikkatini çekti.

ne olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu.

parmağını basıp, garsona işaret etti.

garson bir tabak içerisinde yemeğini getirdi.

nefis bir şeydi ama içindekinin ne olduğunu çıkaramadi. bir çeşit et idi ama ne?…

garsonu çağırdı ve sordu…

garson:
-bugün boğa güreşlerine gittiniz mi bayım?
-evet…
-iste bu yediğiniz yemek bugün arenada öldürülen boğanin yumurtalıklarından yapıldı.

adam ertesi gün gene ayni restorana gitti.

tadı damağında kalan yemeği cojano’yu bir kez daha istedi.lezzetle yedi.

artık ahbap oldukları garson hatır sormaya geldi :

-nasıl memnun kaldınız mı bayım?
-kaldım kalmasına ama bir şey dikkatimi çekti.

dün yediğim cojano biraz daha büyüktü gibi geldi bana.

garson başını iki yana salladı :
-her zaman boğa kaybetmez bayım…

Akşamdan Kalma

akşamdan kalma adam, büyük bir başağrısı ile sabah uyanmış.

zorlukla gözlerini açıp, yerinden doğrularak,

şöyle bir etrafına bakınmış.

komodinin üstünde bir bardak su ve iki aspirin duruyor.

yatağın ayakucundaki sandalyede elbiseleri temiz ve ütülenmiş.

aspirinleri içerken, komodindeki not dikkatini çekmiş;

“sevgilim, günaydın. kahvaltın mutfakta.

ben alışverişe çıkıyorum, erken dönerim. seni seviyorum”.

kalkıp, giyinmiş ve kahvaltı için mutfağa gitmiş.

bakmış oğlu oturmuş, kahvaltı ediyor.

masada da kendi servisi ve gazeteleri duruyor.

oturmuş, kahvaltısına başlamış ve oğluna sormuş;

– evlat, dün gece ne oldu, biliyor musun?

– evet, dün gece saat 3’ü geçiyordu, sarhoş olarak eve geldiğinde. önce koridordaki sandalyeyi devirdin,

ardından kustun, daha sonra da odanın kapısına kafanı çarptın, bir gözün morardı.adam, şaşırmış vaziyette:

– anlayamadım. o zaman niye herşey temiz, kahvaltı hazır ve gazetem alınmış?

– onu mu soruyorsun. annem seni sürükleyerek yatak odasına götürüp, pantalonunu çıkarmaya çalıştığında,

Çin İşkencesi

çin’i keşfe çıkan bir serüvenci, uçsuz bucaksız bozkırlarda kaybolmuş. tam üç ay, otlar yiyerek, ağaçlar altında uyuyarak yaşamış..

bir gün bir eski çiftlik evi çıkmış karşısına.. kapıyı çalmış.. yaşlı bir çinli açmış..

“üç aydır sefil haldeyim. bir kap sıcak yemek, bir sıcak yatak.. size hiç dert olmam, ne olur” diye yalvarmış adam..

“peki” demiş, ihtiyar çinli.. “bu lafını unutma..

güzel torunuma askıntı olursan, çin’in en korkunç üç işkencesini sana uygularım..

” güzel torun da akşam yemeğine katılmış. dünyalar güzeli bir kız.

o da doğduğundan beri dedesi ile yalnız. erkek yüzü görmemiş.

adamın da karnı doydukça içinde kıpırdanmalar başlamış.

gizli gizli bakışlar,vaatlerle geçmiş yemek.

yemekten sonra herkes odasına çekilince, adamın tavan arasındaki odasının kapısı açılmış, bir çin ipeği tül gecelik içinde huri torun adamın önce odasına, sonra yatağına süzülmüş..

adam kıza sarılırken “böyle bir gece üç değil, bin işkenceye değer” demiş içinden.

sabaha kadar muhteşem bir gece geçirmişler birlikte.

gün ışırken kız odasına dönmüş, adam tüm yorgunluğu ile derin uykulara dalmış.

öğleye doğru bir uyanmış ki, göğsünün üzerinde müthiş bir ağırlık..

birde ne görsün, üzerinde tam 50 kiloluk bir kaya parçası var. kayanın üzerinde de bir yazı:

“birinci çin işkencesi.. göğüs üzerinde 50 kiloluk kaya..”

“bunun nesi işkence” demiş adam içinden.. kayayı kucaklamış, pencerenin önüne gelmiş, aşağı fırlatmış.

tam o anda da, kayanın dibindeki ikinci yazıyı okumuş:

“ikinci çin işkencesi.. sağ testisin kayaya bağlı..”

aşağı uçan kayayı yakalamasına imkan yok ya..

adam kendisini de fırlatmış kayanın ardından, hayatı pahasına teşkilatı kurtarmak için..

ikinci kattaki ihtiyarın odasının önünden düşerken, camda üçüncü yazıyı okumuş:

“üçüncü çin işkencesi.. sol testisin karyolaya bağlı!..”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER