Sarışın

Sarışın

Sarışın

Sarışın alımlı ve güzel bir bayan lüks bir halı mağazasına girerek yerde duran halının eğilerek fiyatını sorar. Yalnız eğilirken gazını kaçırır, çaktırmadan arkasına bakar.

Bozuntuya vermeden:
– güzel bir halı, fiyatı ne kadar?
diye sorar.
Tezgahtar da:
– hanımefendi siz halıyı görünce *surdunuz, fiyatını duyunca *ıçarsınız
demiş.

BONUS FIKRA

Eşekle Senin Aranda Ne Fark Var

Nasreddin Hoca Valiyi ziyarete gitmiş. Valinin iki arşın ötesinde yer göstermişler. Oturmuş. Biraz sohbetten sonra Vali sormuş:

– “Hoca, Eşekle senin aranda ne fark var?”

Hoca hiç düşünmeden:

– “İki arşın” deyivermiş.

*Uzunluk ölçü birimi.(1 arşın = 0.68 metre )

ZAMANE EŞEĞİ

Sonradan görme zenginin biri gösterişli bir at satın almış. Yolda eşeği ile giden Nasreddin Hoca’yı hızla geçmiş, uzaklaşmış. Sonra geriye dönüp atını koşturarak Hoca’nın yanına gelmiş ve küçümser bir tavırla:

– “Eşek nasıl gidiyor, Hoca” demiş.

– “Zamane eşeği” demiş Hoca , “Atla gidiyor!”

Kadın Erkek Halleri

Karımla alışveriş merkezinde dolaşırken birden önümüzden inanılmaz güzel bir kadın geçti. Nasıl oldu ben de anlamadım ama ilk defa bir kadına bu derece kilitlendim. Bu durumun farkında olan karımın şu sözleri ile kendime geldim.

“Bakma faslın bittiyse kavgaya geçeceğim!”

Dün haberlerde çıkan tekstil sektörünün krize girmesine kocamın yorumu: “Bak 1 aydır alışveriş yapmıyorsun, tekstil krize girmiş!”

“Seviyor musun?” dedim, “Seviyorum” dedi. “Ne kadar?” dedim, “Çok” dedi. “Ne kadar çok?” dedim. “Her akşam eve gelip dırdırını çekecek kadar çok…” dedi. Sustum…

Şiddetli kavgamız sırasında, “Gidiyorum ben, bitti!” dediğimde, “Dönerken mutfaktan su getir, sana laf anlatacağım diye boğazım kurudu!” diyen kocamı huzurlarınızda yılın kozalağı seçiyorum.

Lacivert ceketi, gri pantolonu, kahverengi ayakkabısı ve siyah kemerini bir arada giyen babama annemin yorumu: “Toplama bilgisayar gibi olmuşsun!”

Bir alkış da Sema ismindeki sevgilisine doğum gününde ‘semaver’ hediye eden arkadaşıma gelsin lütfen.

Bir alkış da sınava giderken, 1 GB’lık flash diske dualar atan, sonra da boynuna asan ve cevşen niyetine kullanan kardeşime gelsin.

Hafta sonu babasıyla gezmek için süslenmeyi abartan oğluma “Oğlum çapkınlık mı yapacaksınız?” diye sordum. Oğlum tüm sempatikliğiyle cevap verdi; “Evet anne, babam da bakıyor kızlara ben de. Ama senin kadar güzelini görmedik!”.

10 Yıl Sonra

40 yaşında arkadaşlar o akşam nerede yemek yiyeceklerini tartışıyorlarmış.

sonunda “neşeli lokanta”da buluşmaya karar vermişler. gerekçeleri maria adlı garsonun mini etek giymesi ve bacaklarının çok güzel olmasıymış.

10 yıl sonra, 50 yaşına geldiklerinde gene buluşmuşlar. aynı konuyu tartışmışlar ve yine “neşeli lokanta”da buluşmaya karar vermişler.

bu kez gerekçe lokantanın yemeklerinin güzelliği ve zengin bir şarap kavına sahip olmasıymış.

10 yıl sonra, 60 yaşına geldiklerinde aynı konuyu tartışmışlar ve yine “neşeli lokanta”yı seçmişler. bu seferki gerekçeleri lokantanın sessiz ve sakin olmasıymış.

10 yıl sonra, 70 yaşına geldiklerinde aynı konuyu tartışmışlar ve gene “neşeli lokanta” demişler.. gerekçeleri ise lokantanın tekerlekli sandalyeler için asansörünün bulunmasıymış.

bir 10 yıl daha geçmiş, 80 yaşına gelmişler. gene buluşup, gidecekleri lokantayı tartışmaya başlamışlar.

biri “neşeli lokanta” demiş.. “harika” demiş ötekiler.. “burayı hiç görmedik. yeni bir yer.. ne iyi!.”

Aslında çok zekiyiz

Biz çok zekiyiz.. Amerikalılar, Fransızlar bizim kadar zeki olsalardı, kim bilir neler yaparlardı? Doğrudur..Onların ne aklı, ne zekası, bizde olup bitenleri anlamaya yetmez..

Bir ünlü işadamının cinliğini anlatmışlardı geçen yıllarda..

Boğazdaki bir meyhanede iyice içmiş..

Sonra otomobilinin direksiyonuna geçip, evin yolunu tutmuş.. Tam Beylerbeyi’ne gelince, bir de bakmış ki, trafik polisleri alkol kontrolü yapıyor.. Araçları durdurmuşlar..

Hemen araç kuyruğunun sonuna girmiş..

Şoför mahallinden çıkıp, aracın arka koltuğuna oturmuş.. Beklemeye başlamış.. Öndeki araçların sürücüleri, alkol kontrolundan geçmiş.. Trafik polisi, bu işadamının aracına gelmiş.. Arkada oturan alkollü işadamına sormuş polis..

– Beyefendi. Bu aracın şoförü nerede?.

İşadamı:

Bilmiyorum. Biraz evvel çıktı, gitti..

Aracı böyle bıraktı, demiş.

Polis sinirlenmiş:

– Olur mu böyle şey? Araç yolu tıkıyor..

Siz geçin direksiyona..

İşadamı sakin sakin cevap vermiş.

– Memur bey.. Ben aracı kullanamam.

Çünkü alkollüyüm. İçkili araç kullanmak yasak..

Polis yalvarmaya başlamış.

– Beyefendi.. Bir seferlik ziyanı yok.. Lütfen geçin direksiyona.. Trafiğitıkamayın..

Bunun üzerine bizimki, nazlanarak direksiyona geçmiş ve alkol muayenesine yakalanıp, ceza almadan, trafik engelini aşmış..

Bizim zekamız böyle.. Ah bir de yararlı şeyler için kullanabilsek

Kapitalizm Hikayesi

Kapitalizmin iç yüzünü anlatan ufak bir fıkra,

Bir zamanlar köyün birine bir adam gelmiş ve tanesi 10$ ‘dan maymun alacağını söylemiş. Köyde çok maymun olduğu için köylüler sevinçle ormana koşup maymunları yakalamaya başlamışlar.

Adam, binlerce maymunu 10$ dan satın alınca ortalıkta maymunlar azalmış, yakalaması zorlaşmış.

Köylüler tam maymun yakalamaktan vazgeçecekken adam tanesine 20$ vereceğini söylemiş. Tekrar heveslenen köylüler tekrar maymunları yakalamaya başlamışlar.
Bir süre sonra da fiyatı 25$ a çıkarmış. ancak bırak yakalamayı, maymuna rastlamak bile çok zorlaşmış.

Bunun üzerine adam fiyatı 50$ a çıkardığını, ancak kendisinin işi olduğu için şehre gitmesi gerektiğini, yardımcısının onun yerine alım yapacağını söylemiş.

O yokken yardımcısı köylülere demiş ki; şu büyük kafesteki maymunlar var ya ben onların tamamını size tanesi 35$ dan satayım, siz de adam gelince ona 50$ dan satarsınız.

Köylüler bütün birikimlerini bir araya toplayarak bütün maymunları satın almışlar. Sonra ne adamı nede yardımcısını bir daha gören olmamış.

1 milyar insanın susuz

2 milyar insanın elektriksiz

3 milyar insanın aç yaşadığı kapitalist bir dünyada bu hastalığa konulmuş basit bir teşhis, basit bir fıkradır…

Paylaşalım..!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER