Sarışın

Sarışın

Sarışın alımlı ve güzel bir bayan lüks bir halı mağazasına girerek yerde duran halının eğilerek fiyatını sorar. Yalnız eğilirken gazını kaçırır, çaktırmadan arkasına bakar.

Bozuntuya vermeden:
– güzel bir halı, fiyatı ne kadar?
diye sorar.
Tezgahtar da:
– hanımefendi siz halıyı görünce *surdunuz, fiyatını duyunca *ıçarsınız
demiş.

BONUS FIKRA

Eşekle Senin Aranda Ne Fark Var

Nasreddin Hoca Valiyi ziyarete gitmiş. Valinin iki arşın ötesinde yer göstermişler. Oturmuş. Biraz sohbetten sonra Vali sormuş:

– “Hoca, Eşekle senin aranda ne fark var?”

Hoca hiç düşünmeden:

– “İki arşın” deyivermiş.

*Uzunluk ölçü birimi.(1 arşın = 0.68 metre )

ZAMANE EŞEĞİ

Sonradan görme zenginin biri gösterişli bir at satın almış. Yolda eşeği ile giden Nasreddin Hoca’yı hızla geçmiş, uzaklaşmış. Sonra geriye dönüp atını koşturarak Hoca’nın yanına gelmiş ve küçümser bir tavırla:

– “Eşek nasıl gidiyor, Hoca” demiş.

– “Zamane eşeği” demiş Hoca , “Atla gidiyor!”

Takmıyorum

Genç Doktor ilk kez göreve başlayacağı memleketi Trabzon’a doğru yola çıkmış. Gelen hastalara doğru teşhisi yapabilecek miyim, doğru ilacı yazabilecek miyim diye heyecandan yerinde duramıyormuş.

Görev yapacağı köye gitmiş yerleşmiş. Ertesi gün sağlık ocağında hastalarını beklemeye başlamış.

İlk hastası Temel gelmiş. Tanıdığı birini görünce mutlu olmuş genç doktor.

Kısa bir sohbetten sonra Temel’i muayene etmiş, şikayetlerini dinlemiş. Temel ishal olduğunu tuvaletten çıkamadığını anlatmış.

Genç doktor ilacı yazacak ama ilk günün heyecanıyla ilacın ismi bir türlü aklına gelmemiş. Yanlışlıkla depresyon tedavisinde kullanılan bir ilaç yazmış. Bu ilaç kullanan kişinin mutlu olmasını hiç bir şeyi kafasına takmamasını sağlıyormuş.

Aradan bir süre geçtikten sonra Temel’i merak edip köyün kahvesine gitmiş.

Bakmış Temel kahvehanedekileri gülmekten kırıp geçiriyor. Şakalar, fıkralar, komiklikler…

Yanına gitmiş;

– Temel ishal durumun nasıl?

– İshalim eskisi gibi doktor. Her yerimi b.k götürüyor ama hiiç kafama takmayrum daaa

***

Ülkece Temel’in durumunda gibiyiz sanki.

Ekonomi kötü, Döviz sürekli dalgalı, her şeye en az %30 zam geldi. Hatta bazı ürünlere %200 zam geldi. Ama keyfimiz yerinde nedense!

Hiç kimse kıyafet alışverişinden geri kalmıyor.

Kafeler dolu. Restaurantlar yemek vakitlerinde tıklım tıklım. Lüks mağazalar aynı hızda satış yapıyor. Gezmeler, tatiller ve daha nicesi…

Üretim yapılmalı, tasarruflu olmalıyız diyoruz. Ama tüketim sınırlarını zorlamaktan geri kalmıyoruz.

Ülkece bize de mi depresyon ilacı yazdılar!

Altımızı b.k götürüyor, biz hala nelerin derdindeyiz!

Hayat Kurtaran Vaaz

Hoca namaz sonrası içkinin kötülüklerini anlatır vaazında. Ayrıca cemaatten birilerinin de meyhaneye gittiğini bildiğinden onlara da bir çift laf söylemek ister;

─ Ula en böyük, en güzel ev kimindir?

Cemaat hep bir ağızdan yanıtlar;

─ Meyhanecinin…

─ Pekiii, der hoca, en pahalı araba kimidir?

Cemaat yine koro haline;

─ Meyhanecinin…

─ Peki bu yörenin en çok para kazananı kimdir?

Cemaat aynı şekilde yanıtlar;

─ Meyhaneciii…

Hoca lafı gediğine oturtmayı hedefleyerek;

─ Ula peki o paraları kim veriyor, elbette siz! diye çıkışır. Yapmayın böyle, hem günaha giriyorsunuz, hem de elin dinsiz imansızını zengin ediyorsunuz…

Cemaatten çıt çıkmaz.

Aradan bir yıl geçer. Vakit namazını kıldırmak için camiye doğru gelen hocaya biri yaklaşır ve;

─ Hocam verin o mübarek ellerinizi öpeyim, der.

─ Hayırdır evladım, der hoca.

─ Hocam, geçen yıl bir vaazını dinledim, hayatım kurtuldu, der adam.

─ Hangi vaazımı dinledin evladım, diye sorar hoca.

─ Hocam, hani meyhaneye gitmeyin, meyhaneciyi zengin ediyorsunuz diye bizi azarladığınız vaaz var ya, işte onu dinledim, der adam.

─ Aferin evladım, bıraktın mı içkiyi, meyhaneye gitmeyi?

─ Yok hocam, ben de bir meyhane açtım…

En Hızlı Kim?

Zengin adam Ferrarisiyle yolda giderken bir bakmış ki yolda iki tatlı yaşlı çift Anadol marka arabaları ile yolun kenarında durmuş umutsuz bir şekilde bozulan araçlarına yardımcı olmaları için diğer arabalara işaret ediyorlar.

Onları orada bırakmak vicdanen onu rahatsız edeceği için hemen durmuş ve yardım teklifi sunmuş

Yaşlı adam “Evladım benzinim bitti bu yüzden kaldık yolda” deyince Ferrarisi olan adam “Sizi en yakın benzinciye bırakabilirim, benzin alır gelirsiniz ve yolunuza devam edersiniz.” demiş.

Yaşlı adam da arabasını burada bırakmayı hiç istemediğini bu yüzden mümkünse arabayı çekerek benzinciye kadar götürmesini istemiş.

Diğer adam da kabul etmiş ve Anadol’u bağlamışlar Ferrarinin arkasına. Yolda giderken Ferrari sahibi bir zaman sonra unutmuş arkada çektiği aracı.

Yolda hız yaparak bir sağa bir sola gitmeye başlamış.

Tabi bizim tatlı ihtiyarlar arkada korku içinde. Yaşlı adam başlamış selektör yapmaya, korna çalmaya.

Kısa süre sonra trafik radyosundan bir haber duyulmaya başlamış;

“Evet sayın dinleyiciler son aldığımız bilgiye göre TEM’de 300 km ile giden bir Ferrari’nin arkasında bir Anadol önünden çekilmesi için ona selektör yapıyor. Eğer o yol üzerindeyseniz Ferrari’ye ve arkasında araç kullanan çılgın amcaya dikkat edin.”

10 Yıl Sonra

40 yaşında arkadaşlar o akşam nerede yemek yiyeceklerini tartışıyorlarmış.

sonunda “neşeli lokanta”da buluşmaya karar vermişler. gerekçeleri maria adlı garsonun mini etek giymesi ve bacaklarının çok güzel olmasıymış.

10 yıl sonra, 50 yaşına geldiklerinde gene buluşmuşlar. aynı konuyu tartışmışlar ve yine “neşeli lokanta”da buluşmaya karar vermişler.

bu kez gerekçe lokantanın yemeklerinin güzelliği ve zengin bir şarap kavına sahip olmasıymış.

10 yıl sonra, 60 yaşına geldiklerinde aynı konuyu tartışmışlar ve yine “neşeli lokanta”yı seçmişler. bu seferki gerekçeleri lokantanın sessiz ve sakin olmasıymış.

10 yıl sonra, 70 yaşına geldiklerinde aynı konuyu tartışmışlar ve gene “neşeli lokanta” demişler.. gerekçeleri ise lokantanın tekerlekli sandalyeler için asansörünün bulunmasıymış.

bir 10 yıl daha geçmiş, 80 yaşına gelmişler. gene buluşup, gidecekleri lokantayı tartışmaya başlamışlar.

biri “neşeli lokanta” demiş.. “harika” demiş ötekiler.. “burayı hiç görmedik. yeni bir yer.. ne iyi!.”

Aslında çok zekiyiz

Biz çok zekiyiz.. Amerikalılar, Fransızlar bizim kadar zeki olsalardı, kim bilir neler yaparlardı? Doğrudur..Onların ne aklı, ne zekası, bizde olup bitenleri anlamaya yetmez..

Bir ünlü işadamının cinliğini anlatmışlardı geçen yıllarda..

Boğazdaki bir meyhanede iyice içmiş..

Sonra otomobilinin direksiyonuna geçip, evin yolunu tutmuş.. Tam Beylerbeyi’ne gelince, bir de bakmış ki, trafik polisleri alkol kontrolü yapıyor.. Araçları durdurmuşlar..

Hemen araç kuyruğunun sonuna girmiş..

Şoför mahallinden çıkıp, aracın arka koltuğuna oturmuş.. Beklemeye başlamış.. Öndeki araçların sürücüleri, alkol kontrolundan geçmiş.. Trafik polisi, bu işadamının aracına gelmiş.. Arkada oturan alkollü işadamına sormuş polis..

– Beyefendi. Bu aracın şoförü nerede?.

İşadamı:

Bilmiyorum. Biraz evvel çıktı, gitti..

Aracı böyle bıraktı, demiş.

Polis sinirlenmiş:

– Olur mu böyle şey? Araç yolu tıkıyor..

Siz geçin direksiyona..

İşadamı sakin sakin cevap vermiş.

– Memur bey.. Ben aracı kullanamam.

Çünkü alkollüyüm. İçkili araç kullanmak yasak..

Polis yalvarmaya başlamış.

– Beyefendi.. Bir seferlik ziyanı yok.. Lütfen geçin direksiyona.. Trafiğitıkamayın..

Bunun üzerine bizimki, nazlanarak direksiyona geçmiş ve alkol muayenesine yakalanıp, ceza almadan, trafik engelini aşmış..

Bizim zekamız böyle.. Ah bir de yararlı şeyler için kullanabilsek

Paylaşalım..!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER