Pardon Co

Pardon Co

Pardon Co

Bir çiftlikte bizim horoz Co ve tavukları mutlu bir şekilde yaşarlarmış.Gelgit zaman Co yaşlanmış, tavuklara karşı görevini aksatmaya başlatmış. Çiftlik sahibi bakmış verim düşüyor pazardan genç ve kuvvetli yeni bir horoz almış.
Bir kümeste iki horoz olmaz. Birinin gitmesi lazım.Gelen yakışıklı, kuvvetli ama Co’nun da eski olması var.Bu işi kalp kırmadan bir yarışmayla halletmeye karar vermişler.

Tavukları tek sıra dizmişler, ilk olarak sıranın sonuna kim ulaşırsa o kalacak diğeri gidecek. Orada da adet tavukla iş bittikten sonra teşekkür edilirmiş.
Bizim Co başlamış bu taraftan,İki dakika sonra:
-Thanks baby..Üç dakika sonra:
-Thanks baby..Dört dakika sonra
-Thanks baby..
Diğer taraftan da yakışıklı ve güçlü horoz geliyormuş:
-Thanks baby.Thanks baby.Thanks baby.PARDON CO.Thanks baby..

BONUS FIKRA

Fıkra Gibi Olay

Erzurum’a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlara ait bir anıyı Erzurum Kültür Kurumu İlköğretim Okulu’ndan Mansır Bey anlatıyor… Bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve ayrılır. Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon:

– “Kardeşim sizin anlattıgınız kimi yapirem fegat program düzgün çalışmiir.” Teknik servis elemanı sorar:

– “Nasıl yapıyorsunuz?”

– “Senin anlattıgın kimi.”

– “Hata ne?”

– “Yazdıgım bilgiler kaydetmeme ragmen saklanmiir.”

– “İşlem basamaklarını tek tek anlatır mısınız?.”

– “Tamam” diyor ve başlıyor, anlatmaya.

– “Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim fiyatını vb. yazirem. Hepsini yazdıhtan sonra senin anlattıgın kimi kayıt bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir:

Kaydetmek ister misiniz? E / H yazısı çıkir. Ben de diyirem Hee…”

Dilsitan

Sağlık Bakanı, akıl hastanesini ziyaret ediyordu.

Tehlikeli hastalar salonuna girdiği zaman, saçını başını yolan bir adam gördü.

Adam şöyle bağırıyordu;

─ Dilsitan… Dilsitan…

Bunun üzerine Bakan, hastanenin müdürüne, adamın durumunu sordu. O da, dedi ki;

─ Dilsitan adında bir kızı seviyordu.

Kız, onunla evlenmeyi kabul etmedi… O da, çıldırdı bu hale geldi efendim.

Diğer salona geçtiler.

Orada başka bir adam vardı ve o da elbiselerini parçalamıştı.

Dövünüyor, saçını başını yoluyor ve Dilsitan Dilsitan diye bağırıyordu.

Bakan, bu durumu da garipsedi ve müdüre, aynı adın tekrar edilmesinin nedenini sordu.

Hastane müdürü bu sefer şöyle dedi;

─ Efendim, bu da, o kadınla evlendikten sonra çıldırdı.

Pozitif Haber

Adam, bir haftalığına iş seyahatine çıkar.

Seyahatinin üçüncü günü evini arar, telefonu açan bahçıvana sorar;

─ Nasıl gidiyor, her şey yolunda mı?

─ Yolunda efendim. Yalnız, küreğin sapı kırıldı onu tamir etmeye çalışıyorum.

─ Neden kırıldı?

─ Köpeğinize mezar kazarken zorlamışım, bu yüzden kırıldı.

─ Nee! Köpeğim öldü mü?

─ Havuza düşüp öldü efendim.

─ Benim köpeğim çok iyi yüzerdi; nasıl havuzda ölür?

─ Ama havuzun suyu boşalmıştı, betona çakıldı, bu yüzden hayatını kaybetti.

─ Daha havuzu yeni doldurtmuştum. Neden boşalttınız?

─ Biz değil efendim, itfaiyeciler boşalttı. Çünkü evdeki yangını söndürmek için ilâve suya ihtiyaç duydular.

─ Evde yangın mi çıktı?

─ Evet efendim. Annenizin vefatı dolayısıyla çok sayıda insan geldi. Bir sigara izmaritinden kâgıtlar, ardından da perde tutuşmuş. O kalabalıkta farkına varamadık.

─ Annem nasıl öldü? Sapasağlamdı!!!

─ Haklısınız. Biz de şaşırdık. Ama, sizin yatak odanıza bir şey bakmaya girmiş. Yatakta karınızla en yakın arkadaşınızı görünce kalbine inmiş.

─ Yahu hiç pozitif bir haber yok mu? Bunaldım!

─ Olmaz olur mu? Var efendim. Gecen gün siz AIDS testi yaptırmıştınız ya… İşte onun neticesi pozitif çıktı.

Tünel İhalesi

Mısır hükümeti Kızıldeniz’in altına tüp geçit yaptırmak için ihale açar.

İhaleye İngiltere’den, Amerika’dan, Japonya’dan birer firma ve Türkiye’den de Temel’in firması olmak üzere dört firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler.

İngiliz Firması;

─ Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz.

─ Ula biz de iki taraftan kazmaya başlarız.

Ortada buluştuuuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur, der!!!

İlginç Bir Dava

Küçük kasabanın birinde, bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, arazisi üzerine bir genelev inşa etmeye başlamış.

İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler, ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar.

Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için her gün beddua etmekten öteye geçememiş.

İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş.

Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler, ancak genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direk veya indirek olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddası ile camiye karşı tazminat davası açmış.

Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler, Bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler.

Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkemeye günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp;

─ Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum, demiş.

Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var.

Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi,

diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan ve inkar eden bir imam ve cemaati…!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER