Onlar İşitme Engelli

Onlar İşitme Engelli

Onlar İşitme Engelli

Adamın biri ev arıyormuş. Bir emlakçıdan bir evin anahtarını almış ve eve bakmaya gitmiş.
Evi çok beğenmiş. Tam çıkacakken evin penceresinden karşı evi görmüş. Bir’de ne görsün, bir adam ve bir kadın çırılçıplaklar.

Kadın elleriyle gögüslerini okşuyor, adamda *ik*ne bir süt şisesi takmış, bir elinde’de şemsiye öyle duruyor. Adam dehşet içinde evden çıkıp emlakçıya gelir. Evi biraz önce gördüklerinden dolayı tutamayacağını söyler. Gördüklerini bir bir emlakçıya anlatır.
Emlakçı gayet sakin bir şekilde;

– ”Haa!, Onlardan’mı bahsediyorsun onlar sağır ve dilsiz kadın elleriyle g*güslerini okşayarak, g*ğüslerimde süt kalmadı, git çocuğa süt al diyor adam’da dışarıda yağmur yağıyor, *ik*rim sütünü” diyor”…

BONUS FIKRA

Borçlulara Eda

Hoca camide dua ediyor… Cemaat ellerini açmış, âmin demekte.

Günahlarımızın affı, tövbelerimizin kabulü…

Hastalara şifa…

Dertlilere deva…

Borçlulara eda…

Temel bakıyor ki Dursun her duaya gür sesle “âmin” diyor.

Özellikle de “Borçlulara eda…” kısmında.

Cami çıkışında yakalayıp soruyor ona.

“Yahu Tursun, sen hoca dua ederken gür sesle âmin diyordun.”

“Evet.”

“Yalnız tikkat ettum, borçlulara eda kısmına gelince, daha bir gür çıkıyordu sesun.”

“Ee, ne var bunda?”

“Yahu Tursun, sen zengin adamsın. Halin vaktin yerinde. Senun ne borcun var ki de ödemekte zorlanaysun?”

“Ula Temel, benum borcum yoktur ama, alacağum vardır. Borçlulara borçlarını ödemek nasip olmazsa, ha o camideki uşaklar bana olan borçlarını ödeyemezler. Ondan âmin deyrum.”

picasso

picasso bir gün bir eserinde savaşı çizmiş.

general görmüş ve sormuş: “bu tabloyu siz mi yaptınız?”

picasso durmuş, generale gülümsemiş ve demiş ki:

“hayır efendim siz yaptınız.”

general bu cevabın üzerine şaşırmış. büyük adam tabi general, öyle hemen parlayıp karar alan tiplerden değil.

bu düşündürücü ve anlamlı cevap sonrası uzaklara dalmış, uzunca düşünmüş ve askerlerine demiş ki:

“al bunu al al al al”

“hayır efendim siz yaptınız.”

general bu cevabın üzerine şaşırmış. büyük adam tabi general, öyle hemen parlayıp karar alan tiplerden değil.

bu düşündürücü ve anlamlı cevap sonrası uzaklara dalmış, uzunca düşünmüş ve askerlerine demiş ki:

“al bunu al al al al”

“hayır efendim siz yaptınız.”

general bu cevabın üzerine şaşırmış. büyük adam tabi general, öyle hemen parlayıp karar alan tiplerden değil.

bu düşündürücü ve anlamlı cevap sonrası uzaklara dalmış, uzunca düşünmüş ve askerlerine demiş ki:

“al bunu al al al al”

Dua

küçük kasabanın birinde bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, bir genelev inşa etmeye başlamış. imam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler.

ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar.

tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için her gün beddua etmekten öteye geçememiş.

inşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş. caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler.

genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direkt veya indirekt olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddiası ile camiye karşı tazminat davası açmış.
cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler.

bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler. gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkeme günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve

taraflara dönüp:

– bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum, demiş.

ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var.

-taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi,

-diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati…!

Uyu Artık

bir ilkokul öğretmeni sabah sınıfa girerken öğrencilerinden birinin gözünün mor olduğunu fark ediyor. öğrencisine gözünün nasıl morardığını sorar. öğrencisi:

— dün gece babam odama girip uyuyup uyumadığımı sordu. ben de uyumadığımı söyleyince gözüme yumruk attı, öğretmenim.

— böyle durumlarda, bazen uyumasan da cevap vermek zorunda değilsin, çocuğum. bir dahaki sefer baban sorarsa cevap verme, tamam mı?

— pekiyi, öğretmenim.

iki gün sonra, öğretmen aynı öğrencisini bu defa iki gözü de mosmor olduğunu görünce:

— yine ne oldu, çocuğum?

— babam yaptı, öğretmenim.

— yoksa babana cevap mı verdin?

— hayır, öğretmenim. dediğiniz gibi cevap vermedim.

— pekiyi, nasıl oldu?

— gece babam odama geldi, uyuyup uyumadığımı sordu. ben cevap vermeyince de odadan çıktı. biraz sonra acayip sesler duydum. annem “geliyorum” diye bağırdı. babam da “ben de geliyorum” diye bağırmaya başlayınca, odadan fırladım; “nereye gidiyorsunuz, ben de, ben de, geliyorum” diye odalarına girdim.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER