Oğlum Nasıl Gördünmü

Oğlum Nasıl Gördünmü

Oğlum Nasıl Gördünmü

Temel ile Dursun çalışmaya Amerika’ya giderler bir süre sonra temel dayanamayıp
– Dursun ya ben memleketi özledim bu yüzden iki haftalığına memlekete gideceğim söyleyeceğin var mı?
Dursun:
– Selam söyle.
Temel iki hafta sonra gelir. Dursun sorar:
– Memleketten haber getirdin mi?
Temel de:

– Bir iyi bir kötü haberim var sana_!
Dursun da ne olduğunu sorar. Temel ise:
– İyi o zaman önce kötüsünü söyleyeyim de peşinden iyisini söylerim moralin düzelir. Oğlun ibne olmuş_!
Bunu duyan Dursun çok üzülür ve sonra sorar:
– İyi haberin nedir?
– Ama bir muamelesi var çok iyi!

BONUS FIKRA

Ağzı Kapalı Tutmak

Yüzü gözü mosmor bir kadın doktora gider.

Doktor: Ne oldu size?

Kadın:Doktor bey, ne yapacağımı bilemiyorum. Kocam ne zaman içip de eve sarhoş dönse beni gebertene kadar dövüyor.

Doktor: Bu konuda size çok işe yarayan bir çözümüm var hanımefendi. Kocanız sarhoş olarak eve geldiğinde elinize bir bardak şekerli çay alın ve kocanız yatıp uyuyana kadar ağzınıza alacağınız bir yudum çayı ağzınızın içinde sürekli dolaştırın…

İki hafta sonra, aynı kadın, eli yüzü düzgün şekilde doktoru ziyaret eder.

Kadın:evet doktor,harika bir çözümdü bu.kocam eve sarhoş geldiği her seferinde, yatıp uyuyana kadar ağzıma bir yudum çay alıp ağzımı çalkalar gibi ağzımda dolaştırdım; ve kocam bana hiç dokunmadı.

Doktor: gördünüz mü, ağzınızı kapalı tutmak ne kadar çok işe yarıyor…

Karadenizlinin Tren Yolculuğu

Üç Karadenizli tren istasyonuna gitmişler, biri bilet almış görevliye sormuş;

─ Trene ne kadar var?

─ Bir saat onbeş dakika.

Dönmüş arkadaşlarına;

─ Trene daha çok var. Hadi gidip şu karşı meyhanede bir iki kadeh atalım.

Meyhaneye gitmişler, bir şişe rakı açtırmışlar biraz da meze, oradan buradan derken laf lafı açmış.

Trenin düdüğü ile kendilerine gelmişler.

Dışarıya fırlamışlar, koşturmuşlar ama nafile, tren kaçmış.

Görevliye sormuşlar;

─ Bundan sonraki tren ne zaman?

─ Bir buçuk saat sonra!

Yine dönmüşler meyhaneye.

Bir şişe daha…

Yine laf, yine düdük, yine koşuşmalar ve yine treni kaçırmışlar…

Bir buçuk saat sonra bir tren daha olduğunu öğrenmişler.

Tekrar dönmüşler meyhaneye, sohbete kaldıkları yerden devam…

Ama bu kez uyanıklar(!) Treni uzaktan görünce ayağa fırlamışlar.

Hesabı ödeyip dışarı çıkmışlar. Başlamışlar koşmaya.

Onlar istasyona gelinceye kadar tren hareket etmiş.

Bizimkilerin biri bir vagona, diğeri bir vagona zor atlamış.

Üçüncüsü de geride kalmış, tren gitmiş.

Yerde kalan bir süre dövünmüş.

Sonra başlamış katıla katıla gülmeye.

İstasyon memuru yanına gelmiş;

─ Ne gülüyorsun yahu? Hem treni kaçırdın, hem de gülüyorsun!

Bizinki cevap vermiş;

─ Uy! Ben gülmeyeyum da kim gülsun! Esas yolcu bendum. Onlar beni uğurlamaya gelmişlerdi…

Telefon Faturası

Sabit ev telefonunun faturası bir hayli yüksek gelince, ev halkı toplanmış;

Baba;
─ Yahu bu korkunç bir fatura. Ben bu telefonu asla kullanmıyorum, hep çalıştığım şirketteki telefonu kullanıyorum. Nasıl oluyor?

Anne;
─ Aynen ben de… Akşama kadar çalıştığım bankada elimin altında telefon. Ne yapayım bunu.

Oğlan;
─ Vallahi ben de Şirketimin bana verdiği cep telefonu ile bütün görüşmelerimi yapıyorum.

Kız;
─ E benim de şirket hattım var. Ev telefonunu hiç kullanmam ki.

Herkes aniden evdeki hizmetçiye döner ve cevap arar gözlerle bakarlar.

Hizmetçi gayet sakin bir şekilde;
─ Eee… Problem ne o zaman? Sanırım hepimiz iş telefonlarını kullanıyoruz…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER