Ne alırdınız

Ne alırdınız

Ne alırdınız

Adamın biri köyden kasabaya alışveriş yapmak için gider.
Yol bayağı uzun olunca adamda kasabada yemek yeyip köyüne öyle dönmek ister.
Bir lokantaya girer garsondan bir çorba ister ve masasına bırakıldıktan sonra afiyetle yemeye başlar.

Bu arada alaycı garsonda köylüyü görünce bununla bir dalga geçeyim de ömrü boyunca anlayamasın der.
Adam çorbasını bitirince garson hemen yanında biter;
-Ehemm efendim arkadan ne alırdınız?
Köylü birden kızarır ama altta da kalmaz hemen cevabı yapıştırır!
-Sen önümdekini kaldır sonra döner verirsin!!!

BONUS FIKRA

Motor Yağ Yakmış

80’lik ihtiyar 25 yaşındaki kıza aşık olur ve evlenirler.

Küçük kasabada büyük olay yaratan evlilik memnun mesut devam ederken bir yıl sonra ihtiyar adam karısını doğum yapmak üzere hastaneye getirir.

Herkes şaşkınlık içindedir. Derken hemşire gelip adamı tebrik eder, Bu mükemmel birşey! Bu yaşta bunu nasıl başardınız ?

-Eee der ihtiyar, Motoru sıcak tutacaksın kızım!

Ertesi yıl 80’lik ihtiyarın 25’lik karısı tekrar hamile kalır ve yine aynı hastaneye gelirler.

Hemşire yine büyük bir şaşkınlık içinde,

-Tebrik ederim, bu olağanüstü birşey! deyince ihtiyar kıs kıs güler,

Sana söyledim. Motoru sıcak tutacaksın!

Bir sonraki yıl, ihtiyarın karısı yine hamiledir ve karısı doğumhanede iken gelen hemşire ihtiyara,

-Vay be ne erkekmissin! der.

İhtiyar:

– Motoru sıcak tutacaksın diye cevap verince hemşire atılır:

– Eh artık yağı değiştirsen iyi olacak. Bu defa ki zenci

Rahip

çok zengin bir adam bütün malını, mülkünü satıp budist olmak için hindistan’a gider. rahiplerin bulunduğu inzivai dağa çıkar.

dört metrekare tahta bir kulübede kalacaktır. üzeri otlarla beslenmiş tahta bir yatağı vardır ve günde küçük bir kap pirinç lapasıyla beslenecektir.

her günü aynı, 5 yıl geçer.

bir gün, baş rahip bir toplantı düzenler. kendisinden talepleri olup olmadığını öğrenmek ister.

sadece bizim eleman der ki: “yatak biraz sert”

“tamam” der baş rahip, “şunun yatağına, biraz daha ot koyun”

aradan 5 yıl daha geçer.

baş rahip yine bir toplantı alır. dilek bölümünde yine bizimki “yemek az” der.

“tamam” der baş rahip, ” şuna bir kaşık daha lapa ekleyin”

10 yıl geçer.

baş rahip toplantısını yapar ve yine sorar:

” benden bir talebiniz var mı ?”

” var” der bizimki ve ekler : ” kulübenin damı akıyor”

baş rahip sinirli bir şekilde bizimkine döner ve cevaplar:

“sen ne çenesi düşük çıktın ya, geldiğinden beri vır-vır-vır (?!)”

Şaka

uçakta seyahat eden karga hostesi çağırmak için düğmeye basar. hostes gelir “buyurun” der.

karga “yok bir şey ya şaka olsun diye bastım” der. hostes geri gider.

karga beş dakika aradan sonra tekrar basar, hostes gelir tekrar “buyurun” der.

karga güler, “bir şey yok ya şaka olsun diye bastım” der yine. hostes sinirlenir geri gider.

karganın yanındaki tilkinin de hoşuna gitmiştir durum. bu seferde tilki düğmeye basar.

hostes bakar karganın oradaki düğme yine yanıyor, pilota olayı anlatır ve bu sefer pilot gelir.

“ne basıyonuz lan düğmelere” der ve ikisini de aşağı atar uçaktan.

karga haliyle hemen uçmaya başlar ve tilkiye dönüp der ki “lan madem uçmayı bilmiyorsun ne diye şaka yapıyorsun dingil”.

Zeki Futbolcu 

dönemin milli takımlar teknik direktörü fatih terim, bir brezilya ziyareti esnasında brezilya teknik direktörüyle görüşmek istemiş.

görüşme ayarlanmış, fatih terim de biraz erken gitmiş stata..

idmanı izleyemeye. idman bitmiş iki teknik adam ve bir çevirmen buluşmuş.

fatih hoca çat pat italyancasıyla demiş ki.

-fo di passa de migron el contra.

tabi çevirmen kulağına fısıldamış, hoca hoca italyanca burda tutmaz, bunlar brezilyalı.

-hoca da demiş ki ya tutarsa.

şaka şaka demiş ki: – o zaman çevir bakalım.

-çok iyi ve güçlü bir takımsınız nasıl böyle olmayı başarıyorsunuz?

brezilyalı teknik adam da -ben oyuncularımın taktiğinden ziyade zekasına önem veririm demiş ve yanına ronaldoyu çağırmış ve sormuş:

-ronaldo senin annen ve babandan olup da kardeşin olmayan kimdir.

ronaldo da demiş ki : -benim

fatih hoca şaşırmış tabi. bunlar harbiden çok zeki diye düşünmüş ve Türkiye’ye dönmüş, dönerken de rio magneti falan almış dolaba yapıştırmak için.

ertesi gün de idman varmış. idmandayken demiş ki kendi kendine:

-ulan bizim oyuncular nasıl acaba zeki mi ve ozan tufanı yanına çağırmış ve demiş ki:

-ozan senin annen ve babandan olup da kardeşin olmayan kimdir?

ozan düşünmüş düşünmüş bir şey bulamamış, demiş ki: -ben oğuzhana bi sorayım.

gitmiş oğuzhana sormuş,

-oğuzhan senin annen babandan olup da kardeşin olmayan kimdir?

oğuzhan demiş ki: -benim.

ozan şaşırmış ve hatasını anlamış, nasıl ben bunu düşünemedim diye.. koşmuş fatih hocaya çırıl çıplak..

koşarken de yüzünde garip bir tebessüm eller havada.

demiş ki: -buldum buldum! hoca cevabı buldum!

hoca demiş ki: – kim?

cevap: “oğuzhan özyakup!”

hoca bozulmuş bu duruma, ozana bir fatih hoca bakışı atmış ve ellerini kendine özgü hareketlerle oynatarak demiş ki:

-olur mu salak!.. “ronaldo!”

Açık Koyu

temel 70’lı yıllarda amerika’da dolmuş şoförüdür. bir gün siyah ve beyazlar arasında ön taraflara oturma tartışması çıkmış, temel de mecburen müdahalede bulunmuş.
ayağa kalkarak;

– kökeninizin ne önemi var? hepimiz insanız, bugün ölsek yarın iskeletlerinizin rengi farklı mı görünecek?

damarlarınızdan akan kan hepinizde kırmızı. bırakın artık bu saçmalıkları, renk ayrımını. farz edin ki hepiniz yeşilsiniz!

insanlar durulunca temel yerine oturur ve ekler;

-şimdi. açık yeşiller öne, koyu yeşiller arkaya geçsin.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER