Nasıl Anlaşacağım

Nasıl Anlaşacağım

Nasıl Anlaşacağım

İngiltere’yi gezmek isteyen Temel, İngilizce bilmediğinden arkadaşı Dursun’a sormuş:
– Ula Tursun, İngiltere’ye cidince onlarla nasıl anlaşacağum da?
Dursun Temel’e akıl vermiş:
– Bak uşağım, konuştiğun her cümlenin sonuna “ing” koy, onlar senin ne demek istediğuni anlarlar.
Temel İngiltere’ye gitmiş ve soluğu bir cafede almış.

Dursun’un verdiği aklı uygulamak isteyen Temel, garsonu çağırmış:
– Sen bana bir çay getirebiling?
Bunu duyan garson, çayı hemen getirmiş.
Temel garsona sormuş:
– Bak, ben ne güzel ingilizce konuşuyoring değiling?
Garson cevabı yapıştırmış:
– Ben Türk olmaying, sen nah içerdin çaying!

BONUS FIKRA

İzmirli avukat dava için Trabzon’a gelmiş.

Sohbet esnasında, okunan duaların ölünün ruhuna gidip gitmeyeceği tartışılmış.

Avukat, okunan duaların ölülerin ruhuna gideceğine inanmıyormuş.

“Seni ancak Oflu Hoca ikna edebilir” demişler.

Hocanın sohbet yaptığı kahveye gidilmiş.

Adam sorusunu yineleyince, aralarında şu diyalog geçmiş.

– Elbette gider.

– Peki nasıl gider?

– Senin anan, hanımın, kızın var mı?

– Var.

– Nerede oturuyorlar?

– İzmir’de.

Hoca “senin ananı, avradını” demeye kalmadan adam sinirlenerek hocanın üzerine yürümüş.

– Ne biçim konuşuyorsun sen?

– Niye sinirleniyorsun?

Duaların buradan ahirete gittiğine inanmıyorsun da, küfürlerin buradan İzmir’e gittiğine niye inanıyorsun?

Emniyet Kemeri

Trafik memurları bir gün, trafik kontrolü yapıyorlarmış.

Karşıdan gelen Temel ile Fadime’ yi gören komiser, hemen arabayı durdurmuş.

İkisini de emniyet kemeri takmış olarak görünce:

-Beyefendi bugün yaptığımız kontrolde tek emniyet kemerini takan çift sizsiniz, bu yüzden size 500 Türk Lirası ödül veriyoruz.

Ama merak ettik, bu parayla ne yapacaksınız?

Temel sevinçle cevap vermiş.

-Ne mi yapacağum. Hemen gidip kendime bir ehliyet alacağum demiş.

Polis :

-Ne ne ehliyetiniz yok mu, demiş komiser.

Fadime olayı toparlamak için:

-Kusura bakmayın memur bey, temel içince ne dediğini bilmez, der.

Komiser daha da şaşkınlıkla:

-Ne bir de içkili misiniz, diye bağırır. Arkadan yaşlı adam öne atılır ve :

-Ben demuş idum çalıntı arabayla yola çıkmayalum başumuza bi iş gelir diye.

Komiser neye uğradığını şaşırmışken, bagajdan atlayan İdris de koşa koşa gelerek.

– Ne oldi,geçtuk mi sınırı daaa

Kayserili

kayserili, siyah sütyen almak için girmiş musevinin dükkanına…

paranın kokusunu alan musevi, az kaldığını iddia ederek, tanesini 40 avro’dan vermiş.

kayserili, 6 tane alıp, birkaç gün sonra tekrar dönmüş, bu sefer 2 düzine istemiş.

bu sefer musevi tanesini 50 avrodan satmış.

aradan 1 ay geçmiş, gittikçe mal bulamayacağını sanan kayserili, geri kalanını 75 avrodan kapatmış.

sonunda musevi merak edip, bu kadar sütyeni ne yaptığını sormuş ona…

kayserili cevap vermiş:
“bunları ikiye kesiyorum, minik takkeler yapıyorum, sonra da bunları musevilere tanesi 100 avrodan satıyorum”

Asansör

Köylü oğlan ve babası büyük şehre ilk defa gelmişler.

Alışveriş merkezinde zemin kattaki iki gümüş renkli parlak duvarın ağır ağır açılıp kapanması ilgilerini çekmiş.

“Bu ne baba?” diye sormuş oğlan.

Hayatında hiç asansör görmemiş baba

“Bilemiyorum oğul..” demiş.

Onlar bu ilginç şeyi nefeslerini tutup izlerken tekerlekli sandalyeli yaşlı bir kadın sağa sola kayan gümüş renkli duvarlara doğru gitmiş ve bir düğmeye basmış.

Duvarlar açılmış, yaşlı kadın yoğun ışıklı küçük bir odaya girmiş, duvarlar kapanmış.

Oğlan ve babası kapının üzerindeki küçükten büyüğe doğru yanıp sönen ışıklı rakamları izlemişler.

Son rakamdan sonra aynı sırayla bu sefer geriye doğru ışıklar teker teker yanmış.

Sonunda duvar iki yana kayarak açılmış, dışarı 24 yaşlarında incecik muhteşem bir fıstık çıkmış.

“Oğlum” demiş adam kızdan gözlerini ayıramayarak,

“Koş..

Koş ananı getir!..

Güncelleme Tarihi: 07 Nisan 2019, 05:49

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER