Muz

Muz

Muz

Temel bir gun Amerikaya gitmis, tabi turist olarak. Neyse orda pazardan gecerken cani muz cekmis, ama Temel ingilizce bilmiyor. Cani cok cekmis gitmis, eliyle muzlari gostermis, muzlari satan kadin:
– “Six pounds Six pounds(6 lira)” demis.
Bizim Temelde beni *ik, beni *ik anlamis. Neyse tekrar sormus.Kadin:
– “Six pounds, Six pounds”demis.
Temel tovbe tovbe demis ve tekrar sormus.Kadin tekrar:
– “Six Pounds, Six Pounds”, demis.
Temel sinirlenmis cikarmis s*k*n*. Bunu goren Kadin:
– “No Fuck, No Fuck(s*k*smek yok)”demis.
Temel:
– “Ufak Mufak Idare Eder iste”.

BONUS FIKRA

Anne ve babası ile uzun bir tartışmadan sonra bıyıkları yeni terleyen delikanlı, bavulunu toplamış..

“Sakın beni durdurmaya kalkmayın.. Ben heyecan istiyorum, Aşk istiyorum.. Coşku istiyorum.. Bol para, güzel kızlar istiyorum.. Bu evde bunların hiçbiri mümkün değil..”

Sonra kapıya doğru yürümüş..

“Dur” diye bağırmış, babası arkasından..

“Size söylemiştim, beni durdurmaya teşebbüs etmeyin diye geriye bağırmış delikanlı..”

“Dur” diye yeniden bağırmış babası, oğlu bahçe kapısından çıkarken..

“Dur… Beni bekle..”

Ormanda Maliyeci

Tilki ormanda nefes nefese koşuyormuş. Karsısına çıkan kaplumbağa:

-’Tilki kardeş ne bu telaş?’

-’Ormana maliyeciler gelmiş’ demiş tilki. ‘şimdi bir bakarlar bende kürk, hanımda kürk, çocuklarda kürk, dünyanın vergisini yazarlar…. ‘

Bunu duyan kaplumbağa telaşla yürümeye başlamış.

Onu telaşlı gören leylek:

-’Hayrola kaplumbağa kardeş ne bu telaş?’ diye sormuş.

-’Maliyeciler ormanda’ demiş kaplumbağa. ‘Bende ev, hanımda ev, çocuklarda ev, yakalanırsak dünya vergi alırlar.’

Leylek de hemen uçuşa geçmiş. Ağaçların üzerinden maymun seslenmiş:

-’Leylek kardeş, ne iş? Bu ne acele?’

-’Vergi memurları herkese ceza yazıyormuş. Bende yazlık, hanımda yazlık, çocuklarda yazlık, vergi borcundan batarız…’

Bunu duyan maymun bağırarak ağaçtan ağaca atlamaya başlamış.

Sonra biran durmuş.

Ulen demiş ben niye kaçıyorum ki… Benim kıçım açık, hanımın kıçı açık, çocukların ki de açık 

Kaynana-Damat

Bir kayınvalidenin 3 damadı varmış. Onları test etmek istemiş. Bir gün en büyük damadıyla deniz kenarına gitmiş ve kendisini sulara bırakmış. Bir yandan da”Boğuluyorum” diye feryat ediyormuş. Büyük damat atlamış denize ve kaynanasını kurtarmış. Ertesi gün kapısında bir Renault Laguna, üzerinde bir not. “Sevgili damadım hayatımı kurtardın. Teşekkürler… Kayınvaliden”

İki üç gün sonra ortanca damadıyla deniz kenarına gitmiş. Aynı şeyi denemiş. Ortanca damat da kayınvalidesini kurtarınca, ona da bir araba hediye etmiş. Üzerine de benzer bir not iliştirmiş: “Sevgili damadım hayatımı kurtardın. Kayınvaliden…”

Son deneme küçük damatla… Kayınvalide denize atlamış; ayağı yerden kesilince”Boğuluyorum” diye feryat etmeye başlamış. Küçük damat, başını çevirip bakmamış bile. Kadın boğulmuş. Ertesi gün küçük damadın kapısının önünde bir Ferrari ve üzerinde bir not: “Sevgili damadım hayatımı kurtardın. Kayınpederin.”

Tokat

bir gün nasreddin hoca sallana sallana yolda yürürken biri arkadan ensesine kuvvetli bir tokat atar. hoca tokatın şiddetiyle yere düşmüş. kalktıktan sonra adama demiş ki:

-ne cüretle bana vuruyorsun!

genç adam biraz ukala bir tavırla özür diler. küçük bir hata yaptığını, hoca’yı bir arkadaşına benzettiğini söyler. ayrıca hoca’nın küçük bir tepeyi dağ haline getirdiğini belirtir.

bunun üzerine, hoca’yı mahkemeye gitmekten başka hiçbir şey tatmin etmez. hoca ısrarlıdır ve genç adamın kabul etmekten başka çaresi yoktur. kadıya giderler.

kadı her iki tarafı da dinler. ancak kadı, genç adamın arkadaşı olduğundan onu müşkül durumdan kurtarmanın çaresine bakarken hoca’yı da yumuşatmaya çalışır.

-hocam hislerini anlıyorum. herkes aynı şeyleri hissederdi bu durumda. şimdi ne dersin, bu genç adam kendine bir tokat atsa kabul eder misin?

hoca bununla tatmin olmaz, ısrar eder “mahkeme yapılsın” der.

bunun üzerine kadı, genç adama 5 kuruş ceza verir ve gidip getirmesini söyleyip kürsüden iner.

hoca, genç adamın dönmesini bekler. bir saat geçer, iki saat geçer fakat genç adamdan ses seda yoktur. mahkeme kapısının kapanmasına az kalmışken, hoca kadının en meşgul anında ensesine okkalı bir tokat atar ve ekler:

-kusura bakma kadı efendi, daha fazla bekleyemeyeceğim.

gelirse söyle ona 5 kuruşu sana versin!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER