Müdür olalı yürüyüşün bile değişti

Müdür olalı yürüyüşün bile değişti

Müdür olalı yürüyüşün bile değişti

Ormanda kaplan sereserpe yatmış uyumaktadır.

Yanından geçen tilki düşünür.
Acaba kaplana tecavüz etsem bunu anlar mı.

E tabi korku da var biraz.

Öyle ya koca aslanın karısıdır.
– Yapsam mı, yapmasam mı?
– Anlar mı, anlamaz mı?
Derken olan olur ve tilki saldırır.

Kaplan uyandığında başına geleni anlamıştır.

Ağlamaya başlar.
Aslan ne olduğunu sorar.
– Bana tecavüz ettiler.
Aslan sinirlenir.
– Kim bunu yaptı çıksın ortaya.

Bütün hayvanlar toplansın.
Merakla tüm hayvanlar toplanır.

Aslan bağırır.
– Kim bunu yaptıysa bir adım öne çıksın.
Ses yok.
– Kim bunu yaptıysa bir adım öne çıksın.
Garibim çakal da biraz gecikir.

Tilkiye yanaşır. Ne oluyor, der.
Tilki, ya der, aslan ormana müdür arıyormuş da, kim istiyorsa bir adım öne çıksın diyor.

Çakal ya bizimki, atlar.
Dağılın der aslan. Karıma haaa. Aynısı sana der ve…
Çakal yalpalayarak yürümeye başlar.

Ormana doğru dönerken tilki görür çakalı.
Ulan çakal der,
– Müdür olalı yürüyüşün bile değişti 

BONUS FIKRA

Kralın hazinesi suyunu çekmiş…

Ne yapsa ne etse de bu parasızlıktan kurtulsa?

Danışmanlarının aklına bir cin fikir gelmiş…

Kapalı bir alana bir ‘keçi’ koymuşlar.

Halka da bu ortaya konan şeyin ne olduğunu sormuşlar.

İçeri ilk giren soruya karşılık, ‘Bunda bilmeyecek ne var? Tabii ki keçi!’ demiş!

Heyet, ‘Bilemedin! Bu bir koyun. Ver 50 akçe!’

Soruyu bildiği halde ceza ödeyen kişi, dışarıda kendisinden sonra sınava girecek kişiye,

‘İçerde keçi var ama sen sakın keçi deme koyun de!’ diye sıkı sıkı tembihler.

O kişi içeri girdiğinde soruya karşılık, ‘Bu bir koyun!’ cevabını yapıştırır.

Heyet gürler: ‘Be ahmak adam, bunun keçi olduğunu tüm dünya bilir, sen nasıl cevap verirsin böyle! Ver bakalım 50 akçe!’

Bütün bu tartışmaları dikkatle izleyen Yahudi, sınava girer girmez şu cümleyi heyete peşinen haykırır:

Sayın kralım! Bu ortada duran ne koyundur, ne de keçi. Alın şu akçeleri!..”

Yani, köprüden geçenden de geçmeyenden de vergi alan Deli Dumrul misali

Gelin Kaynana

gelin ile kaynana yollarında giderken, kapısı açık bir eve rastlamışlar.

içeriden ağlama seslerine benzer iniltiler geliyormuş.

merak edip kapının ağzından:

“-ne oluyor burada?” gibisinden seslenmişler.

içeriden cevap gelmiş:

“-cenazemiz var!”

“girip bir başsağlığı dileyelim, insanlık halidir” diye düşünerek açık kapıdan içeri girmişler.

kapı kapanmış ve içeride ne olduysa, ikisini de sırayla halledip, kapının önüne koymuşlar.

aradan bir iki dakika geçtikten sonra şoku atlatmaya başlayan gelin kaynanasına:

“-anne, şimdi ne yapıcaz?” diye sormuş.

kaynana:

“-valla seni bilmem gelin” demiş,

“-ben 7’sine de gelicem, 40’ına da gelicem…”

elli bin dolar kazanmak ister misin?

adam evine telefon eder, telefonu yabancı bir bayan açar.

adam karşısındaki sesi duyunca şaşırır, bayana sorar:

adam: sen kimsin?

kız cevaplar: evin hizmetçisiyim.

adam: ama bizim hizmetçimiz yok ki!

kız: evin hanımı beni daha bu sabah işe aldı.

adam: pekii, ben de evin beyiyim. hanımı telefona çağırır mısın?

kız: hanımımız şu an yatak odasında eşi olduğunu sandığım bir adamla beraber.

adam çok şaşırır ve sinirlenerek: elli bin dolar kazanmak ister misin?

kız: tabii ki isterim.

adam: o zaman çekmecedeki silahı alıp yukarı çık ve o sürtük ile sümsüğü öldür!

önce hizmetçinin ayak sesleri duyulur, sonra iki el silah sesi. hizmetçi telefona geri gelir:

kız: öldürdüm, cesetleri ne yapayım?

adam: havuza at.

kız (bir an duraksar): ama bu evde havuz yok ki?

adam (bir süre düşünüp): orası 123 551 11 değil mi?

kız: hayır!!!!!

adam: pardon! yanlış numarayı aramışım!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER