Maymun

Maymun

Maymun

Temel, Fransiz ve ingiliz’in bindikleri gemi batmis.

Günlerce aç susuz kaldiktan sonra bir adaya çikmislar.

Tam kurtulduk diye sevinirlerken bir dolu yamyamyn bas uçlarinda belirdigini görmüsler.

Yamyamlarin niyetinin kötü oldugunu gören kazazedeler :

– Ne olur bizi yemeyin, diye yalvarmislar.
Kral yamyam
– Sizleri bir teste tabi tutacagizz, en basarili çikani affedecegiz.

Her birinizi birer kulübeye hapsedip birer maymun verecegiz.

Bir yil sonunda en cok yavru maymun dogurtaniniz kurtulacak, demis.
Kulubeler hazirlanmis, maymunlar konulmus, kapilar sikica kapatilmis Hergün kapi altindan yemekler gönderilmis.
Birinci yilin sonunda kapilarin açilma zamani gelmis.
Ilk olarak Fransizin kapisi açilmis.

Üç tane yavru maymun oradan oraya zipliyor.

Fransiz pestili çikmis bir durumda.

Ikinci olarak ingilizin kapisi açilmis.

O da harap durumda ama bes tane yavru dogurtmus.
Son olarak Temel’in kulubesine giderken yamyam hokomoko :
– Bu Türkler uçkurlarina çok düskün millettir. simdi kapiyi açacagiz en azindan on yavru üzerimize atlayacak demis.
Kapi açilmis ama ne görsünler Temel bir kösede kös kös oturuyor.

Temel’e verilen maymun harap durumda, ortada da sadece bir yavru var ama onun da bir gozu var bir gozu yok, kafasi gövdesinden büyük,
kisacasi tam bir hilkat garibesi!
– Ne lan bu!, demis hokomoko…

Bir yilda dogurta dogurta sadece bunu mu dogurttun?
– Ulan serefsizler, demis Temel.

Vermissiniz yanlislikla erkek maymunu, bunu buldugunuza sükredin!

BONUS FIKRA

Yolda trafik kontrolü yapan iki kafadar trafik polisi karşıdan bir eşek üstünde ihtiyar bir köylünün geldiğini görürler

-şununla biraz kafa bulalım eğlenelim derler. ihtiyar yanlarına gelince

-dur bakalım amca

adam çaresiz durur

-ehliyetin varmı

adam gayet sakin ve ciddi

-ne ehliyeti memur bey oglum bu eşek

-olmaz amca artık eşek sürmek içinde ehliyet alman lazım peki ruhsatın varmı

-yapmayın evladım eşeğin ruhsatı olurmu

-olmazmı amca artık eşeklerin ruhsatsız tarlaya dahi gitmesi yasak

Bi taraftanda hissettirmeden kıkır kıkır gülüp eğlenmektedirler memurun birisi eşegin arkasına bakar

-bunun plakasıda yok

-etmeyin oglum hiç eşege plaka olurmu

-olmazmı amca yeni çıkan yasaya göre şart cezasıda çok ağır Allah bilir sende zincir takoz çekme halatı stepne kriko falanda yoktur.

Adam dalga gecildigini anlar ama hiç bozuntuya vermez

-yok der

-amca kusura bakma ama ceza yazmak zorundayız

adam çaresiz

-yaz oglum yaz der

-amca sana yazarsak 5 lira eşege yazarsak 10 lira ceza yazacagız hanginize yazalım

adam biraz düşünür

-bana yazın der

-yapma be amca bak eşege yazarsak 5 lira karın oluyo

-yok siz genede bana yazın der

-neden eşege yazdırmıyorsun amca deyince adam cevabı yapıştırır

-Onun sicili bozulmasın büyüyünce trafik polisi olacak

Küçük Ali

kucuk ali okula basladigindan beri her gun ogretmeni aysel’e gidip ‘;
“efendim beni yanlis sinifa koydunuz. benim yerim birinci sinif degil.

ablam ucuncu sinifta ama ben en az onun kadar akilliyim.

hic olmazsa beni ucuncu sinifa alin” diye sikayet edermis.

bundan sikilan aysel ogretmen bir sabah ali’yi kaptigi gibi okul mudurune goturmus ve hadiseyi anlatmis.

okul muduru “peki ” demis “bu cocugu bir imtihan edelim, eger yeri ucuncu sinifsa o sinifa sokalim” ve sormaya baslamis,
“iki kere iki ? ” ali hemen “dort” diye cevap vermis.
“sekiz kere dokuz?” ali “yetmis iki” demis. “kac mevsim var?” ali “dort” demis.

sinif hocasi mudure “musade ederseniz ben de birkac sual sorayim” demis ve sormus ;
“soyle bakalim ineklerde dort tane ama ben de iki tane var, bu nedir?”
ali “ayak ” demis.
aysel ogretmen sormus “peki senin pantalonunda olup da benim pantalonumda olmayan nedir ?”
ali hemen ” cep ” demis.

bunun uzerine mudur aysel ogretmen’e donmus ve “hocam” demis “bu cocugu uc degil besinci sinifa koyalim, cunku son iki suale ben dogru cevap veremedim ama o verdi”.

Hocam

bir adam bir gün bir petshopa giriyo kendisine en yakın duran papağanı gösterek
-pardon bunun fiyatı nedir diyor
-10000$ efendim

-neden bu kadar pahalı peki
-efendim o 300 tane kelime biliyor
biraz uzaktaki papağanı işaret ederek

-peki bunun fiyatı nedir
-20000$ efendim
-peki bu neden pahalı
-o aynı kelimeleri hem ingilizce hem türkçe söylüyor

onun yanındaki papağanı göstererek
-bunun fiyatı nedir
-30000$ efendim buda kelimeleri her dilde söylüyor
adam biraz daha bakındıktan sonra dükkanın yüksek bir yerinde asılı olan papağanı görüyor ve soruyor

-bunun fiyatı nedir
-100000$ efendim
-bunun özelliği nedir

-valla bu pek konuşmuyo ama ordaki 3 papağan buna “hocam” diyorlar

Hangisi Kötü?

– alo buyrun?
– emel hanım?
– evet efendim, buyrun!
– emel karakaş di mi?
– evet efendimm!

– hanfendi, burası …laboratuarı. eşinizin test sonucu geldi.
– oh, çok şükür! dinliyorum…
– ancak, aynı isimde birinin daha test sonucu var elimde.

yanlışlık yapmaktan korkuyoruz.

açık konuşmak gerekirse hangisi daha kötü bilemiyorum!!!

– ne demek istiyorsunuz?
– valla biri alzaymer diğeri aids!
– ay, bi daha yaptırsak testi?

– hanfendi biliyorsunuz bunlar pahalı testler, sigorta ödemez ikinci testi.
– ne yapmalı o zaman?

– bakın biz burada düşündük şöyle bi fikir geldi aklımıza:
kocanızı bindirin arabaya, şehrin ortasında bir yerde bırakın…
evi bulursa sakın bi daha onla yatmayın!!!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER