Mavi Maymunlar

Mavi Maymunlar

Mavi Maymunlar

Bir gün İngiltere den bir bilim adamı mavi maymunları incelemek için Trabzon gelir ve Trabzon’u çok iyi bilen temelden yardım ister.

Temelde kabul eder ve ben bu işi bu uyuz köpeğimle hallederim der.

Mavi maymunların olduğu bölgeye giderler ve temel silahı bilim adamına vererek ben ağaca çıkıyorum der sen hiçbir şeye karışma maymun yere düşünce benim köpek onu s*kerek etkisiz hale getirecek der ve ağaca çıkmaya başlar.
Bilim adamı:
-Temel her şeyi anladım da bu tüfek ne işe yarayacak.
Temelde:
-Ağaçtan maymun yerine ben düşersem tüfekle köpeği vuracaksın..

BONUS FIKRA

Senden Hızlı Koşsam Yeter

Bir Amerikali ile Japon safari’ye çıkmışlar.

Her ikisi de son teknolojik silahları ile birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar.

Derken uzakta bir aslan görünmüş.

Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş.

Ama karavana.

Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş.

Fakat o da karavana.

Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış.

Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış.

Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış.

Amerikalı sormuş :

-Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ?

-Yoo, senden hızlı koşsam yeter…

200 Metre Geride

Temel ile İdris Fransa’ya geyik avına gitmiş. Av da av yani… Deniz uçağıyla bir krater gölüne inecekler, dağlarda avlanacaklar sonra dönecekler… Uçakla av yapacakları yere gelirler pilot;.”Beyler göle indik, size iyi avlar. Bir hafta sonra tekrar bu göle sizi almak üzere iniyorum. Ancak şunu peşin peşin söyleyeyim, adam başı bir geyik taşıma hakkınız var. Deniz uçağı daha fazlasını kaldırmıyor.”

-Tamam, biz zaten seri avı düşünüyor değiliz, asıl kafamız dağılsın diye buradayız.

– Harika, iyi avlar. Rastgele! Bir hafta sonra deniz uçağı göle iner… Pilot bir bakar ki… Bizimkilerin yanında, adam başı iki geyik!

– Bravo da, adam başı tek geyik demiştik. Bu uçak, bu ağırlığı taşımaz.

– Taşır taşır.

-Taşımaz.

– Taşır taşır.

– Beyler bakın! Burası Avrupa Birliği, her şeyin bir kuralı var. Nizam var intizam var! Dört geyikle binerseniz bu uçak havalanamaz.

– Havalanır havalanır.
– Olmaz!

– Geçen yılki pilot havalandı ama…

– Havalandı mı? Dört geyikle mi? Buradan mı?

– Evet tastamam öyle. Geçen yılki pilot, dört geyikle havalandı!

– Madem o pilot yaptı, ben de yaparım. Hayatımda ilk defa böyle bir şey yapıyor olacağım ama kanıma girdiniz. Hadi yükleyin geyikleri, binin, bağlayın kemerlerinizi,

kalkalım. Pilot gazı verir… Deniz uçağı göl üzerinde süratlenir… Süratlenir… Kızaklar sudan kesilir ama uçak bir türlü ağırlığı kaldırıp yükselemez… . Ve sonuçta burun üstü ormanın içine çakılır, bin parçaya ayrılır. Şans eseri kimsenin burnu kanamadan herkes kurtulur. Ormanda, yarı baygın, paramparça olmuş uçağın yanında, bizim avcılardan İdris kendine gelir, kafayı kaldırır… Temel de gözlerini açmıştır… Gözlerini açan İdris sorar:

-Ula Temel , neredeyiz biz? Bizimki şöyle bir etrafa bakar…

– Hemen hemen…. Geçen yıl düştüğümüz yerin 200 metre kadar gerisinde!

Profesör ile Öğrenci

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.

Profesör kaşlarını çatarak:

– Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz!

Öğrenci:

– O zaman ben uçuyorum…

Profesör cevaba çok sinirlenmiş, sınavda öğrenciye takmış ve sınavını başarısız geçmesi için elinden geleni yapmış. Yalnız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış.

Profesör öğrenciye:

-Sana son bir soru soracağım, demiş. Yolda yürürken iki torba bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para var. Hangi çuvalı alırsın?

Öğrenci:

– Para olan çuvalı seçerdim…

Profesör:

– Ben akıl olan çuvalı seçerdim…

Öğrenci:

– Normal! Kimde ne eksikse onu seçer…

Profesör çok sinirlenmiş, öğrencinin not defterini alıp içine “öküz” yazmış. Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış. Bir dakika sonra öğrenci kapıyı aralamış ve ”Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz.” demiş.

Benim Vurduğumu Nerden Çıkardın

Temel,Postaneye gitmiş.Gişedeki memura;

-Havale yapacaktım demiş.

Telefonla konuşan Memur Temel’in yüzüne bile bakmadan; -Sıraya geç, Sıraya demiş ve Telefonla Konuşmaya devam etmiş.

Temel’de arkasına önüne bakmış. Kendisinden başka kimseyi göremeyince Sinirlenmiş Memura tekrar;

-Havale yapacaktım demiş.

Memurda yüksek sesle;

-Kardeşim görmüyor musun ? Sıra var demiş…

Temel arkasına önüne bir kez daha bakmış kimseyi göremeyince çok sinirlenmiş ve Telefonla konuşmaya devam eden Memura, Okkalı bir Tokat vurmuş.

Tokatı yiyen Memur Ayağa fırlamış ve;

-Manyak mısın be Adam ne Vuruyorsun ? demiş.

Temel de; -Asıl sen Manyak mısın ?

Bu kalabalıkta benim Vurduğumu Nerden Çıkardın ? demiş…

Gelin Kaynana

Yeni gelin ile kaynana karşı karşıya oturmuşlar.

Kaynana;
-Gelin, sen daha yenisin, birbirimizin huyunu suyunu oturup konuşarak anlayalım, demiş.

Gelinde;
– Tabi anne konuşalım, demiş.

Kaynana başlamış anlatmaya:
– Aman kızım benim üç halim vardır, dikkat et. Saçıma gül takmışsam neşeli olurum. Her yola gelirim. Kulağımın arkasına gül takmışsam, havamda olmam. Çok ısrarcı olma,eğer ki yakama gül takmışsam sakın etrafımda dolaşma, çok sinirli olurum.

Gelin, kaynana lafını bitirince başlamış lafa;
– Anne benim halim malim yoktur. Bacak bacak üstüne atarım, sigaramı yakarım,sen gülü nerene takarsan tak, ben keyfime bakarım…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER