Kuş yemi var

Kuş yemi var

Kuş yemi var

Temel bir gün elinde bir çantayla havaalanına gelmiş.
Havaalanındaki güvenlik alanından geçerken tarama yapan alet alarm verince, güvenlik görevlisi Temel’e sormuş:
– Beyefendi, çantanızda ne var?
– Kuş yemi var.
– O zaman bir daha geçin bakalım.
Temel tekrar geçerken, tarama yapan alet yine ötmüş.
Bunun üzerine şüphelenen güvenlik görevlisi uyarmış:
– Lütfen çantanızı açın beyefendi!
Temel çantayı açmış.
Güvenlik görevlisi çantanın içindeki mücevher, altın, saat gibi değerli şeylerin olduğunu görünce Temel’e sormuş:
– Hani kuş yemi vardı çantada?
– Valla memur bey, ben bunları götürüp kuşun önüne koyuyorum; ister yer, ister yemez!..

BONUS FIKRA

Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :

-Oğlum ne oldu gözüne?

Düştün mü yoksa?

-Hayır düşmedim.

Arkadaşım Orhan’la dövüştük.

Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!

Annesi yatıştırmaya çalıştı :

-Sakın ha!Dövüşmek iyi birşey değil.

Ben sana yarın pasta çörek vereyim.

Arkadaşına da ver, barışın.

Güzel güzel oynayın olmaz mı?

-Olur anneciğim, barışırız.

Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.

Annesi merakla sordu :

-Yine ne oldu?

-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor.!

Check Up

bir şirkette genel müdür olarak çalışan bir adam,

eksiksiz bir saglık kontrolunden geçmek üzere doktora gider.

doktor, hastaneye yeni bir bilgisayar sistemi aldıklarını ve bu sistem sayesinde küçük bir idrar tahlili ile “full check up” yapabildigini söyler.

“harika” der bizim genel müdür de, “başlıyalım öyleyse”.

doktor, adama bir cam kavanoz vererek idrar için tuvalete gönderir.

bizim adam bir süre sonra, kavanozu dolu olarak geri getirir. doktor,

kavanozdaki numuneyi bilgisayara baglı küçük bir konteynere döker.

bilgisayar ilginç sesler çıkartarak çalışır ve bir süre sonra yazıcısından uzunca bir döküm alınır.

doktor yazıcıdan gelen çıkışları uzun süre incelemeye koyulur.

adam dayanamayıp sorar: “n’oldu doktor, bir terslik mi var?”

“bilgisayarın verdigi sonuçlara göre,” der doktor, “bir terslik yok,

ama tenisten mutevellit sag bileginizde bir kavis oluşmuş.”

“yapmayın doktor” der bizim adam, “ben meşgul bir adamım,

ne tenis ne de golf oynarım. bütün bunları yapacak vaktim yok,

nasıl olur da sag bilegimde tenis oynamaktan bir kavis oluşur?”

bunun üzerine doktor, bilgisayarın şimdiye kadar hiç yanılmadığını,

asla hata yapmayacagını söyler ve “ancak” der, “içinizin rahat etmesini istiyorsanız,

bu steril kavanozu yanımıza alıp eve götürün.

sabah kalkar kalkmaz da lütfen test için gerekli idrari yapın. sonra,

dogruca buraya gelin, sizden ekstra bir ücret almadan testi yineleyelim”.

bizim adam, “tamam” der ve arabasına atlayıp evin yolunu tutar.

bilgisayarın koydugu teşhis canını sıktığı için, bilgisayarlara hiddetlenir.

bütün dünyayı bu aptal makinelerin ele geçireceğini düşünür ve hiddeti daha da artar. eve vardıgında,

bilgisayarın aklını başına getirmeye karar vermiştir.

arabadan iner inmez, kavanoza biraz idrar yapar ve sonra da arabasının kaputunu açıp karterden bir kaç damla motor yagı alıp kavanozun içine damlatır.

eve girince de olup biteni karısıyla kızına anlatır.

onlardan da kavanoza bir miktar idrar yapmalarını ister.

onlar da bizimkinin istegini yerine getirirler. ertesi sabah,

bizim genel müdür uyanır uyanmaz eline bir pl*yboy alıp bilgisayar için tasarladıgı son hinligi yapmak üzere,

kavanozuyla birlikte tuvalete girer.

15 dakka sonra tuvaletten çıktığında yüzünde mutlu bir gülümseme vardir.

dogruca hastanenin yolunu tutar. doktor, kendisini selamlayıp nasıl oldugunu sorar.

yüzünde hin bir gülümseme ile, “iyiyim doktor, iyiyim” der bizim adam.

doktor, bir yandan kavanozdaki numuneyi bilgisayarın konteynerine dökerken bir yandan da,

“formunuzda gözüküyorsunuz bu sabah” der.

az sonra bilgisayar yeniden tuhaf sesler çıkarmaya başlar.

birkaç dakika sonra da uzunca bir kagıt çıkısı gelir yazıcıdan.

doktor, bilgisayardan gelen belgeyi titizlikle incelerken,

bizim adam “bakalım senin bilgisayar bugun ne diyor doktor?” der,

sinsi sinsi gülümseyerek. “himm…” der doktor,

“bilgisayarımıza göre, arabanızın yag degişim zamanı gelmiş,

kızınız hamile, karınız da bel sogukluğuna tutulmuş. ayrıca,

tuvaletlere girerken yanınıza böyle ha bire pl*yboy almaya devam ederseniz,

bileginizdeki kavis daha da kötüye gidecek!”.

Kredi

yaşlı çift evliliklerinin kırkıncı yıl dönümünde paraya kıymışlar,

avusturalya’da tatil yapmaya karar vermişlerdi. pencereden saatlerdir okyanusu seyrediyorlardı.

sessizliği pilotun anonsu bozdu: “sayın yolcularımız! korkarım size kötü bir haberim var.

motorlarımızdan biri sustu, diğeri de susmak üzere. acil iniş yapmak zorundayız.”

“neyse ki altımızda haritada görülmeyen bir ada var ve sahiline inmeye çalışacağız.”

“bunu başarabilirsek tek sorunumuz bizi bulabilmeleri için dua etmek olacak.”

uçak minik adanın kumsalına başarılı bir iniş yaptı, kimsenin burnu kanamadı.

uzun bir rahatlama sessizliğinden sonra adam karısının ellerini tuttu, gözlerine endişeyle baktı;

“mona, bu ayki kredi kartı borcunu ödemiş miydin?” “hayır sevgilim, unutmuşum. kızdın mı?”

adam endişeyle yine sordu: “araba kredisinin taksitini ödemiş miydin?”

“özür dilerim canım, onu da ödememiştim.”

yaşlı adam karısının ellerini bıraktı ve kırk yıldır yapmadığı şekilde ona sıkı sıkıya sarıldı. karısı şaşkın, korkarak sordu.

“iyi misin tatlım?”

“hiç olmadığım kadar. bizi bulacaklar!”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER