Kuru Fasulye

Kuru Fasulye

Kuru Fasulye

Otelin lokantasına yemeğe inen adam garsona ne yemek olduğunu sorar.
Garson kuru fasülyenin çok güzel olduğunu söyler.Bu tavsiye üzerine yemek gelir.
İkinci kaşıkta tabakta kıl gören adam hemen garsonu çağırır, garson değiştirelim efendim desede,küfür, hakaret her lafı yer.
Adamdan intikam almak için plan yapar.

Sokakları gezer ve en kıllısından bir fahişe bulur ve fahişeye derki al sana şu kadar dolar.
Gece filanca otele şu numaralı odaya çıkacaksın ama odanın kapısını az açık bırakacaksın.
Garson sipere yatar , fahişe odaya girer , sevişme başlar adam tam aşağıları yalayıp yutarken!

Aniden garson içeri girer , yazıklar olsun be şerefsiz adam bana bir kıl için yapmadığını bırakmadın şu hale bak der.
Adam başını kaldırır der ki , sen bunun içinde bir tane fasulye göstersene…

BONUS FIKRA

Ne Polisi?

Karı koca televizyon izlemektedir. Hırsızın birisi çatıya çıkar ve anten kablosunu keser.

Evin reisi televizyonu biraz kurcalar ve görüntü gelmeyince de “Bozuldu herhalde” diyerek uyumak üzere odasına gider.

Ertesi gün olur adam işe gitmiştir. Kapı çalar, genç bir adam: “Yenge merhaba, beni abi gönderdi.

Televizyonunuz bozukmuş tamir etmek için dükkana götüreceğim” der ve televizyonu alır.

Kadıncağızda normal olarak televizyonu verir.
Akşam olur adam işten döner televizyonu yerinde göremeyince eşine sorar.

Eşi de durumu olduğu gibi anlatır. İkisi de durum karşısında adeta şok olur ve böyle bir oyuna nasıl geldiklerine akıl sır erdiremezler.
Aradan biraz zaman geçmiş ve çift balkonda çay içmektedir.

O sırada yoldan geçen bir genç sırıta sırıta balkona bakmaya başlar.

Kadın o gencin hırsız olduğun anlar ve hemen eşine dönüp: “Televizyonu çalan bu adam” der.
Adam yerinden fırladığı gibi sokağa çıkar ve hırsızın peşine düşer.

Ayakkabısız, üzerinde çizgili pijamalar ile oradan oraya koşturmaya başlar.

Kısa bir süre sonra evin kapısı çalar. Çok şık giyimli bir bey:

“Merhaba, ben polis memuru Ahmet. Eşiniz biraz önce hırsızı yakaladı.

Yalnız pantolonunu ve cüzdanını evde bırakmış, bizden onları almamızı rica etti.” der.

Kadın hırsızın yakalanmasına çok sevinmiş bir şekilde eşinin eşyalarını polise teslim eder.

15 dakika sonra evin kapısı tekrar çalar. Gelen evin reisidir.

Kadının keyfi bir hayli yerindedir ama adam koşmaktan bitap düşmüştür.

Adam içeriye girdiği gibi eşi boynuna sarılır ve “Aslan kocam! Bu yaşında o hırsızı nasılda yakaladın ama helal olsun sana” der.

Evin reisi: “Dalga mı geçiyorsun benimle ne yakalaması! Şerefsiz tazı gibi.

Don gömlek oradan oraya koşturup kepaze etti beni bütün mahalleye.

Kadının birden neşesi kaçar ve kısık bir ses tonuyla: “O zaman polisi ne diye yolladın eve?”

-Ne polisi?

-Pantolonunu ve cüzdanını almaya gelen polis

-Ne onlarıdamı verdin

vazelin

adamın biri motosiklet almış. satıcı adama bir kutu vazelin hediye ederek “yağmurlu havalarda bunu metallere sür, pas yapmaz” demiş.

adam motorunu göstermek üzere kız arkadaşının gitmiş. akşama doğru kız “gel seni bize götürüp ailem ile tanıştırayım, hem de akşam yemeği yeriz.” demiş. hemen arkasından da bir hatırlatmada bulunmuş. “yalnız dikkat et bizim evde yemek yerken kimse konuşmaz. konuşan olursa o bütün bulaşıkları yıkar…”

adam dört kişinin bulaşığından ne olacak diye düşünürken eve girdiklerinde bir de ne görsün dağ taş her yer bulaşık.

ulan bir konuşursak yandık demiş. yemek yerken aklına “ben şimdi bu kızın elini tutsam kimse bir şey diyemez.” fikri gelmiş.

kızın elini tutmuş, kimseden çıt yok. bir de öpeyim demiş, öpmüş gene çıt yok… ulan ben bununla bu işi burada pişireyim demiş.

herkesin gözü önünde kızla yatmış ama gene çıt yok.. adam iyice pişkinliğe vurup yahu bunun anası da güzelmiş deyip onunla da yatmış. gene çıt yok.

tam bu sırada dışarıda gök gürleyip yağmur yağmaya başlamış.

bizimki motoru paslanmasın diye aldığı vazelini cebinden çıkardığı anda kızın babası bağırarak ayağa fırlamış:

-tamam tamam koy onu yerine bulaşıkları ben yıkarım!

jim ile mary

jim ile mary akil hastanesinde iki hastadir.

birgun hastanenin yuzme havuzunun etrafinda dolasirken jim aniden suya atlayip en dibe batar.

bunu goren mary hemen ardindan atlar ve dibe kadar yuzup jim’i kurtarir.

tabii mary’nin bu kahramanca davranisi hastanede olay olur.

bunu duyan bashekim de mary’nin artik iyilestigini dusunup, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir.

ıslemler yapilir, belgeler cikartilir, bashekim ayni gun mary’nin yanina gider:

– mary, sana bir iyi bir de kotu haberim var. ıyi haberim, yaptigin kahramanca davranistan oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece hastanemizden taburcu oluyorsun. kotu habere
gelince, kurtardigin hasta, jim, intihar etmis. az once odasinin banyosunda kendisini asmis bulundu.

mary gayet sakin yanit verir:

– o intihar falan etmedi ki. ben onu astim kurusun diye.

Panda

adam’ın biri şehir de yürürken bir panda yavrusu bulur.

belli ki kaybolmuş ve korkmuş bu hayvancağızın elinden tutup, gördüğü ilk polise sorar;

“bu pandayı yolda buldum, ne yapmalıyım?”

“hayvanat bahçesine götür” cevabını alır. adam kafa sallar ve pandayla beraber uzaklaşır.

ertesi gün polis, bu adam ve pandayı yine beraber yürürken görür ve yanlarına gider.

“ben sana hayvanat bahçesine götür demedim mi pandayı?”

adam gülümseyerek cevap verir. “götürdüm, çok beğendi. bugün de sinemaya gidiyoruz.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER